Ana içeriğe atla

Fahrettin Aslan Atağa Kalktı

Yeni yılla birlikte atağa kalkan Fahrettin Aslan’la oğlu Sacit Aslan gazinolarına iki yeni assolist bağladılar. Bunlardan birisi üç yıldır aralarında kırgınlık olan Nükhet Duru diğeri ise bir hafta öncesine kadar Osman Kavran’ın gazinosunda müzikale çıkacak olan ve bu konuda hazırlıklar yapan Neşe Karaböcek...
Uzun zamandır durgun geçen gazino piyasası yeni yılla birlikte bir hayli hareketlendi. Öyle ki, gazinolae arasındaki savaş eski günleri andıracak biçimde açıkça kendini gösteriyor... İşte bu savaşta en büyük atağı da gazinocular kralı Fahrettin Aslan yaptı...
Ve Neşe Karaböcek ile Nükhet Duru’yu kendisine bağladı. Nükhet Duru bizzat Fahrettin Aslan’ın kendisiyle el sıkışırken, gazinoları yöneten oğlu Sacit Aslan da bir başka ünlü ses olan Neşe Karaböcek’e ''Evet'' dedirtti...
Aslında iki assolistin, Aslan’larla aralarında enteresan bir bağ oluştu...
Dilerseniz önce Nükhet Duru ile başlayalım işe. Üç ay önce tür değiştirip Türk Sanat Müziği’ne dönmeye ve assolist olarak sahneye çıkmaya karar veren Nükhet Duru için iki gazinocu Fahrettin Aslan’la Osman Kavran birbirleriyle savaş vermişlerdi... Sanat çevrelerince sürpriz olarak nitelenen Nükhet Duru’nun assolistliği, Büyük Maksim’de başlatacağına mutlak gözü ile bakılıyordu. Fakat Duru son anda Osman Kavran’la anlaşıp Aşiyan Gazinosunu açtı. Ve bu olay sanatçı ile Fahrettin Aslanın arasına karakedi soktu...
Üç yıl sonra Fahrettin Aslan Nükhet Duruya yeniden teklif yapınca aradaki buzlar eridi, kırgınlığa sünger çekilip el sıkıştılar. Neticesinde ise Nükhet Duru, herkesi şaşırtan bir kararla nisan ayında Büyük Maksimde parlak bir gala ile gözükecek.
Neşe Karaböceke gelince... Ona Osman Kavran’ın assolisti deniyordu ve öyle ki, geçen hafta da verdiğimiz gibi sinemanın komedyenleri ile Lunaparkta bir müzikale hazırlanıyordu Karaböcek...
Ancak bu hazırlıklar devam ederken bu kez küçük Aslan Karaböcek’e “Maksim” çağrısı yaptı.
Oturup, konuşan taraflar, gerek prensipte, gerekse parada anlaşınca Neşe Karaböcek’in müzikal projesi de otomatikman düşmüş oldu.
Böylece, Kavrandan Aslana dönüş yapan Karaböcek muhtemelen 15 Şubatta Caddebostan Maksimde çıkmak üzere hazırlıklarını başlatıyordu...
Evet Aslan’lar bir haftada iki kere kükreyerek iki assolistle işte böyle anlaştılar. Ve tabii gerek Neşe Karaböcek, gerekse Nükhet Duru da bu ani kararlarıyla herkesi şaşırttı... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...