Bursa
Çelik Palas Oteli’nde yeni senenin ilk gazino çalışmalarını
birlikte tamamlayan Nihal Arda ile Mehtap Ar’ın içtikleri su bile
ayrı gitmiyor. İskender kebabından, kestane şekerine,
ılıcalarından kayak merkezlerine kadar Bursa'da herşeyden
nasiplerini alan iki arkadaşın tek bir sıkıntısı var. O da
sevgililerinden uzak kalmaları. İşte geçtiğimiz gece bu özlem
acısına neşeli bir espri bulan Nihal Arda, Mehtap Ar’ın
sevgilisi Arif’in her zaman ki kullandığı losyondan bol bol
sürünüp, Mehtap Ar’ın yanına erkeksi bir sesle yaklaşıverdi.
Bir anda şaşıran Mehtap Ar daha sonra espriyi kavrayınca Nihal
Arda’yı tuttuğu gibi kucağına oturttu "Ah anam benim.
Tıpkı Arif kokuyorsun" diye sıkıştırmaya kalkınca da
yaptığı şakanın dönüp dolaşıp kendisini bulduğunu anlayan
Nihal Arda, Ar’ın elinden zar zor kendisini kurtarabildi... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
İstanbul'un Caddebostan, Suadiye ve Bostancı semtlerinin bu mevsimde sesiz, yalnız bir havası vardır. İnsana huzur, biraz da hüzün veren bir havadır bu... Hele hava yağmurluysa, hele yapraklar rüzgarın tesiriyle oradan oraya uçuşuyorsa... Biz de şubat ortasında, böyle bir akşam üstü, Caddebostan Plajyolu Mehtap Sokağında 33 numaralı evde oturan Önder Somer 'in evini arıyoruz. Etraf tenha. On dakikadır yürüdüğümüz halde yolda ya iki insan gördük, ya da üç... Sert lodos rüzgarı kulaklarımızı sağır edercesine uğulduyor... Kapıda bizi Önder Somer karşıladı. İki yaşındaki oğlu Öner de sırtında. Tıpkı babasına benziyor. Hani derler ya: «Hık demiş, burnundan düşmüş!» diye, öyle işte. - «Buralarda ne işin var?» dedik. «İki saattir yoldayız!» Bir süre yüzümüze bakarak güldü: - «Hele bir oturun bakalım,» dedi. «Bir yorgunluk kahvesi içelim, sonra konuşuruz.» Oturduk, kahvelerimizi içtik... Önder Somer anlatmaya başladı: - «İstanbul tarafını hiç sevmem. İnsan...

Yorumlar
Yorum Gönder