Ana içeriğe atla

Yenilgi Hülya Avşar'a Yaradı

DAHA bir yıl öncesine kadar Hülya Avşar'ı kimse tanımıyordu... Tesadüfen gönderdiği fotoğraflarla bir güzellik yarışmasına katıldı önce... Birinci oldu... Sonra da, bir zamanlar evli olduğu ortaya çıktığı için başından tacı alınıverdi... Hülya Avşar adı da işte o günlerde duyulmaya başlandı. Tacını yitiren güzel, evine kapanıp ağlarken, gazeteciler onu . Arıyorlardı. Talihine küsmüştü Hülya Avşar... Ama üzülmesi değil, sevinmesi gerekiyordu, Bunun nedenini fotoğraf çalışması yaptığımız Çınar Oteli'nde bakınız kendisi nasıl anlatıyor: «Ben bu güzellik yarışmasına dulların katılamadığını bilmiyordum. Bunu öğrendiğim zaman ise birinciliğim ilan edilmişti. Tacımı başımdan aldıkları zaman hayatımın en mutsuz gününü yaşadım: Hatta intihar etmeyi bile düşünüyordum... Fakat meğer sevinmem gerekiyormuş. Tüm gazetecilerin ilgisini bir anda üzerime çektim. Herkes benden söz ediyordu. Adımı duymayan kalmamıştı. Kısacası şöhret olmaya başlamıştım.
«Derken film, fotoroman teklifleri birbirini izledi. Bir anda şöhrete kavuşuvermiştim...»
Hülya Avşar için beş filmle şöhret oldu, yıldız oldu, diyebiliriz... Sinemaya geçişinin nasıl olduğunu merak edenlere, genç yıldız şu açıklamayı yapıyor:
«O günlerde fotoroman teklifleri geliyordu. Bir fotoroman çalışmasını yeni bitirmiştim. O sırada bir film teklifi geldi. Gazetelerde çıkan resimlerimi beğenmişler, beni bir de yakından görmek istemişler. Beğendiler tabii. Ben de onların tekliflerini beğendim ve kamera ö- nüne ilk kez 'Haram' adlı filmle geçtim. Bu filmden sonra sinemadan çok teklif geldi ama, konularını beğenmediğim için kabul etmedim. Herkes beni kamera önünde soymak istiyordu. Tam bu sırada İzmir Fuarı geldi. Ve parası güzel olduğu için fuarda sahneye çıktım. Bu hayatımın en büyük hatası oldu. Artık öyle bir hata yapmam. O günleri yaşamadım kabul ediyorum.»
Hülya Avşar «Hararmdan sonra sırasıyla «Çelik Mezar», «Kahır», «Nefret» ve «Yaban» adlı filmlerde oynadı. «Yaban» filmini unutamayan Hülya Avşar, o filmde başından geçen kazayı şöyle anlatıyor:
«Sahte bir bomba patlatılacaktı. Bir teknik yanlışlık oldu ve kalbimin on santim altında patladı. Kadir İnanır olmasaydı, ölecektim. Beni kucakladığı gibi hastaneye koşturdu. Çok şükür ameliyat başarılı geçti, kurtuldum...»
Sinemanın genç şöhreti, şimdi altıncı filmi için hazırlıklar yapıyor. Yine Kadir İnanır’Ia başrolü paylaşacak olan Avşar, sinema çevrelerinde günün konusu haline geldi. Herkes, beş filmle şöhret olan bu yıldızdan söz ediyor. Bazdan da sert bir şekilde, eleştiriyor.
O kişiler, «Hülya Avşar'ın sinemadaki ömrü az» diyorlar ve ekliyorlar; «Bugüne kadar hiç kimse beş film çevirip, yıldızlık tahtına oturmamıştı. Üstelik bir filmden üç milyon lira ücret alıyor. Pek çok firmaya gelecek sezon için tarih veriyor. Bu da gösteriyor ki, bunlar onun durumunu sarsabilir.»
Hülya Avşar, hakkındaki eleştirilere pek kulak asmıyor. Ve önceden kararlaştırdığı yolda yürümeye devam ediyor. Kimilerine göre yakında yıldızı sönecek bir oyuncu, kimilerine göre de daha da yükselecek bir yetenek... Kim ne derse desin, son sözü zaman söyleyecek... Bekleyip göreceğiz...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ayhan Işık'ın Gözüyle Avrupa

AYHAN IŞIK Avrupa'dan döndü. Uzun süren bu seyahatinde «Kral»ın görüp gezmediği yer hemen hemen kalmamış. Danimarka. İsveç, Almanya. Hollanda. Avusturya, İngiltere... Her gittiği yerden bir iz kalmış. Kimi daha dün gürmüşçesine net; kimi flu fotoğraflar gibi sisli anılar... Beğenip hayran kaldıkları, şaşıp akıl erdiremedikleri, Türk mantığıyle Batılı düşünce tarzına vurduğunda farklı sonuçlara ulaşan olaylar... Bizim mutfağımızdan uzak yemekler, bizim lezzetimizden farklı içkiler, bize ters düşünceler, duygular... Hepsi, ama hepsi kendine yer bulmuş Ayhan Işık'ın anıları arasında; ama az ama çok! «BİR AN MEMLEKET BOŞALDI ZANNETTİM» Ayhan Işık bu seyahatinde bir şeye çok üzülmüş, önce kendini duygulandıran, sevindiren bir ilgi, sonra onu düşünceye sevk etmiş. - «Avrupa'da bu defa en çok dikkatimi çeken şey, orada rastladığım Türklerin çokluğu aldu,» diyor. «Kopenhag'da yemek yerken. Berlin'de kitap, gazete alırken, Münih'te bira içerken, İsveç'te ...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

DÜNYANIN birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik ’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam ’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İsta...

İmparator Kadir İnanır

Genç kadın neşeli bir şekilde garaja gider ve kocasının arabasını çalıştırır. O anda müthiş bir patlama olur. Garaja koşan Şehmuz, karısının cansız vücuduyla karşılaşır. Kucağına alır karısını, hastaneye yetiştirmeye çalışır. Fakat iş işten geçmiştir. Şehmuz artık kızı Mine ile beraber yalnız yaşayacaktır. Ancak intikamını aldıktan sonra... Yönetmenliğini Melih Gülgen'in yaptığı, senaryosunu Erdoğan Tünaş'ın yazdığı ve Çetin Gürtop'un görüntülediği «İmparator» filminin setindeyiz. Kanlıca'nın Kavacık köyünde Berker İnanoğlu'nun köşkünde yapılan çekimlerin en zor planı, Şehmuz ( Kadir İnanır )'un arabasına binen Nevin ( Seda Sayan )'in arabaya konan bombanın patlaması sonucu ölmesi. Bunun için İnanır'ın arabasının camlan yapıştırıcı sürülerek kırılmış gibi yansıyacak beyazperdeye. Camın üzerine biraz saman ve kiremit tozu dökülerek gerçekleştirilir bu sahne. Bu arada samanların tutuşturulmasıyla sağlanan duman, bombanın patlaması sonucu oluşmuş d...