Ana içeriğe atla

Alev Uğur Artık Yeşilçam'da

9 OCAK 1971 tarihli SES mecmuasında yaptığımız bir röportajda Alev Uğur’u şöyle tanıtmıştık sizlere: «Alev Uğur, bizde her şeyden önce ölçülü bir genç kız intibaı bıraktı. Ne yapmacık bir nezaketi, ne de ölçüsü kaçmış bir samimiyeti var. Dinlemesini biliyor, dinletmesini de biliyor. Hem hanım hanımcık diye tarif edilen tipin içinde olmak, hem de şahsiyetini koruyabilmek önemlidir. Alev Uğur işte bunu başarmış.»
Gerçekten de «1970 SES Sinema Artisti Yarışması» birincisi seçildikteki tam beş ay sonra ilk filmi «Sevgi Uğruna» da Kartal Tibet’le başrol oynamaya başlayan Alev Uğur hakkındaki görüşlerimizde yanılmadığımızı, Acar Film platosundaki sete gittiğimiz zaman anladık. O gün Alev Uğur, birçok set işçisinin, teknisyenin çalıştığı platoda sanki kırk yıllık artistmiş gibi rahat ve heyecansız dolaşıyor, mütecessis gözlerle herkesin ne yapıp ne öğrendiğine bakıp filim seti hakkındaki bilgilerini arttırmaya çalışıyordu. Biz de ışıkların yapılmasını fırsat bilip, gül rengi fistanlar giymiş olan Alev Uğur’un yanına yaklaştık; setteki ilk günü, Yeşilçam’daki ilk günü hakkındaki düşüncelerini öğrenelim dedik. «Alev Hanım, nasıl heyecanlı mısınız, şu anda neler geçiyor aklınızdan, neler düşünüyorsunuz?» diye sdrduk. Alev Uğur, beklediği bu soru karşısında hiç düşünmeden, hiç duraklamadan konuşmaya başladı:
- «Yüzüme bakın lütfen... En ufak bir heyecan, ürkeklik, çekingenlik işareti görebiliyor musunuz? Üç aydan beri durmadan senaryo okuyorum. Evde kendi kendime ayna karşısında mimik çalışmaları yaptım. Haftada üç gün rejisör Nejat Beyin nezaretinde yürümesini, gülmesini, hareket etmesini, kamerayı, ışığı öğrendim.»
O sırada Acar Fifmin prodüktörü Murat Köseoğlu geliyor yanımıza. Alev Uğur’un setteki rahatlığını, havasını görünce haklı olarak neşeleniyor, gururlanıyor.
- «İlk defa bir genç kız hakkında bu kadar iddialı konuşuyorum,» diye söze başlıyor Murat Köseoğlu. «Herkes görecek, Alev Uğur Hanım gelecek yılın başında, yani sekiz ay sonra bütün prodüktörler, sinemacılar ve en önemlisi sinema seyircileri tarafından aranan bir yıldız olacak.»
Erman Film’den ayrılıp Acar Film'e transfer olan Semih Sezerli, platoda dört başı mamur bir mağara dekoru kurmuş, insan oraya baktıkça kendini filim çekilen bir platoda değil de kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ başındaki mağarada zannediyor. Rejisör Nejat Saydam artistleri sete davet ediyor. Alev Uğur ile Kartal Tibet bu dekor içinde tatlı bir kamera çıtırtısının başlamasıyle birlikte birbirlerine sarılıyorlar. Kartal Tibet’in elinde tabanca, üzerinde efe elbisesi var. Alev Uğur'un yüzünü ise derin bir korku kaplamış. «Yapma efem, yapma, öldürme onu. Elini kana bulama. Sonra ben ne yaparım sensiz,» diye yalvarıyor. Hani az önce Alev Uğur için sanki kırk yıllık artistler gibi rol yapıyor demiştik ya, burada bir defa daha tekrarlayalım, gerçekten Alev Uğur bu sahnede kırk yıllık artistler gibi en ufak bir aksama yapmadan rol yapıyor. «Stop» komutuyla kameranın durmasından sonra rejisör Nejat Saydam'la, kameraman Melih Sertesen hemen Alev Uğur'a koşuyorlar, tebrik üstüne tebrik yağdırıyorlar. Sonra başka sahneler çekiliyor... Yeni yeni sahneler, değişik mizansenler. En ufak bir aksama, tedirginlik, acemilik yok Alev Uğur’da. On üzerinden on numara!...
Bu arada, bir de Kartal Tibet’in fikrini alalım diyoruz Alev Uğur hakkında. Biliyorsunuz Kartal aynı zamanda tiyatro aktörü de. iyi oyunun, iyi oyuncunun ne demek olduğunu iyi bilir. İşte Kartal Tibet’in, Alev Uğur hakkında söyledikleri:

- «Alev hanımda olağanüstü bir kabiliyet var sinemaya karşı. Doğrusunu söyleyeyim, bugünkü oyunu ve rahatlığı karşısında şaşkına döndüm. İlk filminde bu kadar başarılı olacağını ne yalan söyleyeyim hiç. tahmin etmiyordum. Bravo Alev Uğur'a.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Filiz Ersürer Sevgisini İçine Attı

Gazino patronu Oğuz İslamoğlu ile yaşadığı büyük aşkın bitimine üzülüp, sevgisini kalbinde kurutmaya çalışan Filiz Ersürer son günlerde büyük bir olgunluk örneği gösteriyor. Turizmci sevgilisinden ayrılıp manken sevgilisi Mine ile sık sık görülmeye başlayan eski gazinocu sevgilisini kıskanmak bir yana, rakibesine koltuk çıkarak yakışmışlar bile diyebiliyor, mutluluk dileyebiliyor... A şk bambaşka bir duygu. Zor başa gelir, kalpten de zor atılır, insan sevdiği ile dünyayı unutur, unutur da kaybettiği zaman tüm dünya onu unutturmayı başaramaz. Böylesine yüce bir duygu, o sevenin kalbinde yücelen insanla güzeldir işte ve o insan yok olunca tüm güzellikler çirkine dönüşür, kahkaha atılan anılar gözyaşlarıyla beslenir. İşte böylesine bir aşk ve bu aşkın bitişiyle, sonrasından bahsedeceğiz şimdi. Genç ama başarılı bir gazinocu olan Oğuz İslamoğlu ile Filiz Ersürer'in beraberlikleri gerçekten de parmak ısırtacak kadar güzeldi. Filiz Ersürer'e manevi desteğinin yanısıra ev tut...

Arzu Okay İş Kadını Oldu

Ak kağıt kara kalem... Biri, beyaz mı beyaz; yeni doğmuş çocuğun yüzü gibi, tertemiz, yalçın tepelerdeki ayak basılmamış karlar kadar beyaz... Öteki kara... Zifir geceler gibi, kötülerin iç dünyaları kadar kara kapkara, o kadar kara... Birbirine bu kadar zıt, iki ayrı dünyayı hatırlatan bu iki insan, elbette bir bedende, bir vücutta yanyana bir arada yaşayamazlardı. Bir tek bedende iki ayrı Arzu Okay ... İki ayrı kutuptan, iki ayrı yaşamdan, iki ayrı Arzu Okay; ikisi bir bedende bir arada, aynı zamanda yaşayamazlardı ve yaşayamadılar da... Uzun süre aradık bir tek röportaj için Arzu Okay'ı... Her şeyden kaçıyordu; eski çevresinden, sinemadan, sahneden, objektiflerden ve 6 yıl peşini bir an olsun bırakmayan seks filmleri oyuncusu eski Arzu Okay'dan... 1970 yılında bir gazetenin açmış olduğu «Sinema Güzeli» yarışmasını kazanarak sinemaya geçmişti. Aynı yıl İtalya'ya gitmiş ve orada yapılan Avrupa Sinema Güzeli yarışmasında da dördüncü olmuştu, ilk filmi «Ölünce...