Bıyık deyip geçmeyin
hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah
bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit
çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık
vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis
bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim,
renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa,
biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle
berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas,
küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için
yeter de artar bile!
Şimdi, durup dururken
bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil.
Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez
Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye
başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor,
Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye
başlıyor. Geldi... oturuyor...
KARTAL TİBET VE
BIYIK
Kartal Tibet’te
«bıyık» 7 - 8 yaş birden fark ettiriyor. Bıyığı varken 33 -
34 yaşında gözüküyor, bıyığı yokken (yani eskilerin
deyimiyle matruş'ken) de 26 - 27i... Biz daha ağzımızdan
«Bıyık...» lafını çıkarır çıkarmaz Kartal Tibet önce «Siz
de mi?» diyor, sonra devam ediyor:
- «Çok garip
gerçekten... Bıyığımı uzatırım, gelen mektuplarda, 'Niçin
bıyık bıraktınız gene,' diye sorulur; keserim bu defa 'Niçin
kestiniz?' diye soru yağmuruna tutulurum. Kusura bakmayın, siz de
'bıyık' deyince gerisinden aynı soru gelecek sandım da...»
Onu sormayacağız
tabii. Sormayacağız, çünkü bir sinema jönpörömiyesinin
bıyıklı olup olmaması ne kendi seçiminin sonucudur, ne de onun
isteğine bağlıdır. Jönprömiyenin bıyıklı olup olmamasına
rejisörlerle prodüktörler karar verir. Ama yine de Kartal Tibet'le
bıyık konusunda konuşacağız. Başlıyoruz sormaya:
- «İlk defa ne zaman
bıyık bıraktınız?»
- «Çıktığı
zaman... Hayatımda ilk defa tıraş olmaya gitmiştim. Her genç
erkek gibi berberden içeriye girerken ben de tepeden tırnağa gurur
doluydum, içeri girdim, berber koltuğuna oturdum ve azametle,
'Sadece sakal,' dedim 'bıyığa dokunmayın!'»
- «Sonra?»
- «Ne yaparsınız,
serde öğrencilik vardı o yıllarda... Konservatuvara başlayınca
içim sızlaya sızlaya kestim bıyığımı tabii... Ama o zaman da
yaz aylarında bıyık bırakırdım, okul açılınca da keserdim.
Son sınıfta —22 yaşındaydım — Othello'yu oynayacaktık.
Bana, 'Kartal, saçını sakalını kesme,' dediler. Böylece ben de
hem sakalımı, hem bıyığımı uzatmaya başladım. O günden bu
yana bıyıklı olup olmama ben karar vermem zaten... Tiyatrodayken
bıyığımı uzatmam veya kesmem oynayacağımız piyese bağlıydı.
Sonra sinemaya geçtim. Bu defa da oynayacağım rol bıyıklı olup
olmamama karar verir oldu. Bu filmimde de bıyıksız olmam
isteniyordu. Tabii hemen kestim. Bundan sonra 'Senede Bir Gün'de
oynayacağım. Onda da bıyıksızım. Peşinden Tarkan' geliyor, o
da öyle. Sonra yine bıyık bırakacağım.»
- «Peki, bıyıklı mı
olmak hoşunuza gidiyor, yoksa bıyıksız olmak mı?»
- «Doğrusunu
isterseniz ben bıyıklı olmayı daha çok seviyorum. Ama dediğim
gibi, mesleğimin şartları karşısında boynumuz kıldan incedir.»
- «İlk filminiz
'Karaoğlan'dı ve o filimde bıyıksızdınız. İlk defa hangi
filimde bıyık bıraktınız?»
- «O çok enteresan
işte... 'Karaoğlan'da, 'Hıçkırık'ta, 'Fatih'in Fedaisi'nde hep
bıyıksız oynadım. Sonra 'Beyoğlu'nda Vuruşanlar' için mukavele
yaptım. Rejisör Ertem Göreç bana, 'Kartal bu filimde bıyıklı
olacaksın,' dedi. Ben tiyatroda hemen hemen takma bıyıkla, takma
sakalı hiç kullanmamıştım. Sinemaya giderken de kendi kendime
aynı prensibi uygulamaya karar vermiştim. Ama o günlerde çok
hızlı bir tempo içinde çalışıyorduk. Bu yüzden ilk 'bıyıklı'
filmimde takma bıyıkla oynadım.»...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder