Ana içeriğe atla

Tamer Yiğit ve Sevda Ferdağ Ayrıldılar

Bundan beş yıl kadar önce Yılmaz Güney, Sevda Ferdağ, Nebahat Çehre «Aslanların Dönüşü» isimli filimde beraber oynamışlardı. Yılmaz Güney, o sıralarda Nebahat Çehre ile evlenmek üzere olduğu için müstakbel eşinin ismini afişe Sevda Ferdağ’dan önce yazdırmış, bu duruma çok sinirlenen Sevda Ferdağ da gazaba gelerek, «Artık, Yılmaz Güney’le aynı filimde oynamam!» demişti.
Demişti ama, aradan geçen beş uzun yılda köprülerin altından çok sular akmıştı. İşte Yılmaz Güney ile Sevda Ferdağ, «Kanımın Son Damlasına Kadar» filminde gene beraber oynuyorlardı.. Kendisine 5 yıl önce söylediği sözleri hatırlatınca şen bfr kahkaha attı: «Evet o günlerde Çirkin Krala çok kızmıştım ama,» dedi, «zaman her şeyi unutturuyor. Sonra size birşey söyleyeyim mi, her şeye rağmen çok severim, takdir ederim Yılmaz Güney’i ben.»
Bugün şansımız galiba eski defterlerden açıldı. Yılmaz Güney'den sonra söz Tamer Yiğit’e, dolayısiyle evlilik konusuna geldi. Sevda Ferdağ'ı bu konu son günlerde eni konu sıkıyor, «Ne zaman evleniyorsunuz?» sorusunu duyunca suratı hemen asılıyor ve hemen yaylim ateşine geçiyor: «Bıktım, usandım bu soruyu duymaktan. Bizim evlenmemizden elaleme ne? Neden bizi bu kadar sıkboğaz ediyorlar anlamıyorum. Evlenirsek elbette eşe dosta, gazetecilere haber vereceğiz.»
- «Peki o gün yakın mı acaba? Mesela bir ay, iki ay, veya bir yıl...»
- «İnanın, isterseniz yemin edeyim, bu sorunun cevabını daha Tamer de, ben de bilmiyoruz.»
Bu konuşmanın üstünden bir hafta, on gün geçmiştir. Günlerden bir gün Sevda Ferdağ’la yeniden karşılaşıyoruz. «Ne zaman evleniyorsunuz?» sorusunun onu kızdırdığını bildiğimiz için şaka olsun diye aynı soruyu tekrarlıyoruz, ama bizim şaka diye sorduğumuz soruya «bomba» gibi bir cevap geliyor:
- «Bu soruya şimdi kesinlikle cevap verebilirim artık. Galiba bu evlenme, hiçbir zaman olmayacak. Çünkü, ayrıldık!»
Şaşırıp kalıyoruz bir an. Öyle ya, Türk sinemasının en «uzun ömürlü» beraberliklerinden biri olan Sevda - Tamer ilişkisi, beraberliğin tam evlilikle sonuçlanacağı sanıldığı bir anda kopmuş, kesilmiştir. Peki ama, yıllardan beri birbirlerine bağlı olan, her zaman «aşık» olduklarını söyleyen bu iki genç yıldızın aradaki bağı böyle birden kesmelerinin sebebi nedir? Ne yapsak, nerelerden dolaşıp da aynı konuya gelsek fayda etmiyor, Sevda Ferdağ «ayrılık sebebi» hakkında kesin bir açıklama yapmıyor:
- «Ayrıldık işte,» diyor. «Tamer iyi insandır, onu sevdiğimi de saklamıyorum, ama her şey mazi oldu artık.»

Sevda Ferdağ gittikten sonra kulağımıza söylentiler geliyor. Tamer Yiğit, birlikte tuttukları Suadiye’deki yazlığa gitmiyormuş artık. Sevda da yine Suadiye'deki annesiyle ablasının evinde gecelerini geçiriyormuş. Bu haber de «ayrılık»ın öyle gelgeç cinsinden olmadığını gösteriyor. Bağlar —şimdilik — kopmuştur...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Ayhan Işık'ın Gözüyle Avrupa

AYHAN IŞIK Avrupa'dan döndü. Uzun süren bu seyahatinde «Kral»ın görüp gezmediği yer hemen hemen kalmamış. Danimarka. İsveç, Almanya. Hollanda. Avusturya, İngiltere... Her gittiği yerden bir iz kalmış. Kimi daha dün gürmüşçesine net; kimi flu fotoğraflar gibi sisli anılar... Beğenip hayran kaldıkları, şaşıp akıl erdiremedikleri, Türk mantığıyle Batılı düşünce tarzına vurduğunda farklı sonuçlara ulaşan olaylar... Bizim mutfağımızdan uzak yemekler, bizim lezzetimizden farklı içkiler, bize ters düşünceler, duygular... Hepsi, ama hepsi kendine yer bulmuş Ayhan Işık'ın anıları arasında; ama az ama çok! «BİR AN MEMLEKET BOŞALDI ZANNETTİM» Ayhan Işık bu seyahatinde bir şeye çok üzülmüş, önce kendini duygulandıran, sevindiren bir ilgi, sonra onu düşünceye sevk etmiş. - «Avrupa'da bu defa en çok dikkatimi çeken şey, orada rastladığım Türklerin çokluğu aldu,» diyor. «Kopenhag'da yemek yerken. Berlin'de kitap, gazete alırken, Münih'te bira içerken, İsveç'te ...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

DÜNYANIN birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik ’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam ’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İsta...

İmparator Kadir İnanır

Genç kadın neşeli bir şekilde garaja gider ve kocasının arabasını çalıştırır. O anda müthiş bir patlama olur. Garaja koşan Şehmuz, karısının cansız vücuduyla karşılaşır. Kucağına alır karısını, hastaneye yetiştirmeye çalışır. Fakat iş işten geçmiştir. Şehmuz artık kızı Mine ile beraber yalnız yaşayacaktır. Ancak intikamını aldıktan sonra... Yönetmenliğini Melih Gülgen'in yaptığı, senaryosunu Erdoğan Tünaş'ın yazdığı ve Çetin Gürtop'un görüntülediği «İmparator» filminin setindeyiz. Kanlıca'nın Kavacık köyünde Berker İnanoğlu'nun köşkünde yapılan çekimlerin en zor planı, Şehmuz ( Kadir İnanır )'un arabasına binen Nevin ( Seda Sayan )'in arabaya konan bombanın patlaması sonucu ölmesi. Bunun için İnanır'ın arabasının camlan yapıştırıcı sürülerek kırılmış gibi yansıyacak beyazperdeye. Camın üzerine biraz saman ve kiremit tozu dökülerek gerçekleştirilir bu sahne. Bu arada samanların tutuşturulmasıyla sağlanan duman, bombanın patlaması sonucu oluşmuş d...