Geçen
yıl gördüğüm üç oyunundan sonra Nejat Uygur bende, büyük bir
ortaoyuncu, aynı zamanda aksiyonla espriyi başarıyle birleştiren,
son yılların en kuvvetli tuluatçılarından biri olduğu kanaatini
uyandırmıştı. Hele onun mevsim sonu, herkesin sayfiyede bulunduğu
bir sırada, Beyoğlu'nda Ayfer Feray Tiyatrosundaki başarısı,
bana bu kanaatimde yalnız olmadığımı da anlatmıştı.
Onu
bu mevsim görmeye gittiğim zaman, evvelki oyunların tesiriyle çok
daha başarılı bir şeyler ummuş olacağım ki, «Altı Kaval,
Üstü Şişhane» beni biraz hayal sukutuna uğrattı.
Eser
ortaoyunu tarzında. Süavi Süalp yazmış. Eski bir ortaoyunu
alınıp, derlenip toparlanmadığına, yeniden yazıldığına göre,
çok daha başarılı olabilirdi. Entrikler, espriler, eski tekerleme
kalıpları içinde, bugün halkın güleceği çok daha güzel, çok
daha bugüne uygun şeyler olabilirdi. Böylece oyunun pişekarIiğini
yapan Bahri Beyat sıkıştıkça, senelerdir kullandığı kar-ı
kadim ortaoyunu beylik açmazlarına kaçmaz, Nejat Uygur da bunların
bilinen cevaplarını tekrarlamazdı. Buna rağmen Nejat Uygur
seyirci ile sahne arasında bir sempati bağı kurmasını bildiği
gibi, bazı sahnelerde seyirciyi tek başına başarıyle
oyalanmasını da başardı. Onun esprileri patlatmasında en yakın
yardımcısı olan Bahri Beyat, vazifesini her zamanki gibi başarıyle
yaparken, 18 yıl sonra bu oyunla tekrar sahneye çıkan Feridun
Çölgeçen sahnede, filimlerindekinden hiç de fena değildi.
Bugün
Moliere'in bir Murai, bir Cimri, bir Scapin adaptasyonu, Sadık
Şendıl’in bir Kart Horoz'vari eseri, konusu başlıca bir veya
iki kahraman etrafında dönen adaptasyon vodviller Nejat Uygur'un
başarıyle oynayacağı eserler iken, «Altı Kaval, Üstü Şişhane»
gibi sudan bir oyunda yırtınmak, yorulmak, kendini harcamak
neye?...
Mamafih
tuhaftır, en ölü gün salı gecesi tıklım tıklım bir salonda,
halk yine kahkahalarla güler ve onu çılgınca alkışlarken, insan
«Acaba ben yanlış düşünüyorum da buranın müşterisi bunu mu
istiyor?» diye sormaktan kendini alamıyor...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder