Ana içeriğe atla

Tarık Akan'ın Zor Seti

O sabah film ekibi «Gecenin Sonu» adlı filmin son sahnelerini çekmek için Eyüp ve çevresinde büyük bir şevkle çalışmaya başlamıştı...
Tarık Akan ve Çiğdem Tunç'un başrollerini Ahmet Mekin'le paylaştığı filmin yönetmeni Natuk Baytan etrafındakilere, «İnşallah artık kazasız belasız bu filmi tamamlar da rahat bir nefes alırız. Bu filmin çekimi boyunca şanssızlıklar ve terslikler bir türlü peşimizi bırakmadı» diyordu...
Yönetmen Baytan haksız da sayılmazdı. Önce filmin kadın oyuncusu Seda Sayan «rolünün kısalığını öne sürerek» filmde oynamaktan vazgeçmiş, ardından filmin İzmir’deki sahnelerinin çekiminde de Tarık Akan bir kaza geçirip hastanede tedavi edilmişti. Ekip İstanbul'a döndüğü gün yeni kadın oyuncu Çiğdem Tunç sahne çalışmalarını öne sürerek gece çekimlerine katılmazken, gece çekiminden sonra minibüsle Küçükçekmece'deki evine dönen Ahmet Mekin iki takla atan minibüsten yaralı olarak kurtulmuştu.
Ve çekimlere yeniden ara verilmiş Ahmet Mekin'in ayağa kalkmasından sonra da çekimlere tekrar başlanmıştı.
Yönetmen Baytan, görüntü yönetmeni Çetin Tunca'ya mezarlıkta çekilecek sahnelerin planlarını anlatırken ileride bir cenaze töreni görüldü. Ağlaşanlar, hıçkıranlar arasında tüm film ekibindekiler gibi Tarık Akan da pür dikkat kesilmiş cenaze törenini izlemeye başlamıştı...
Sonra elinde olmadan soruverdi...
«Ölen kimmiş acaba? Allah rahmet eylesin...»
Bu arada ölenin akrabası olduğunu söyleyen bir kadın Tarık Akan’ın yanına gelerek:
«Ali Savaşır... Evlilik hazırlıkları yapıyordu. Yazık kaderi böyle yazılmış» dedi. Tarık Akan büyük bir şaşkınlıkla «Kim? Kim dediniz? Ali Savaşır mı? Bakırköy Lisesi'nden mi?.. Yoksa bizim Ali mi?..» diye soruverdi.
Ve korktuğu başına gelmişti Tarık Akan'ın... Ölen liseden arkadaşıydı. Aynı sınıftan, aynı sıralardan...
Tarık artist olmuş, Ali ekmek kavgasına Arabistan yollarına düşmüştü... Biraz para biriktirecek, sonra yurda dönüp evlenecekti.
Ve rahmetli Ali hep çalıştı... Çalıştı... Üç-beş kuruş kenarda köşede biriktirip yurda döndü. Evlilik hazırlıklarım yaptığı yılın son günlerinde de ani bir beyin kanamasından gözlerini hayata kapadı...

Yakın arkadaşı Tarık da tesadüfen cenazesine katılmış, arkadaşı Ali'ye son görevini yapmıştı...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...

Filiz Ersürer Sevgisini İçine Attı

Gazino patronu Oğuz İslamoğlu ile yaşadığı büyük aşkın bitimine üzülüp, sevgisini kalbinde kurutmaya çalışan Filiz Ersürer son günlerde büyük bir olgunluk örneği gösteriyor. Turizmci sevgilisinden ayrılıp manken sevgilisi Mine ile sık sık görülmeye başlayan eski gazinocu sevgilisini kıskanmak bir yana, rakibesine koltuk çıkarak yakışmışlar bile diyebiliyor, mutluluk dileyebiliyor... A şk bambaşka bir duygu. Zor başa gelir, kalpten de zor atılır, insan sevdiği ile dünyayı unutur, unutur da kaybettiği zaman tüm dünya onu unutturmayı başaramaz. Böylesine yüce bir duygu, o sevenin kalbinde yücelen insanla güzeldir işte ve o insan yok olunca tüm güzellikler çirkine dönüşür, kahkaha atılan anılar gözyaşlarıyla beslenir. İşte böylesine bir aşk ve bu aşkın bitişiyle, sonrasından bahsedeceğiz şimdi. Genç ama başarılı bir gazinocu olan Oğuz İslamoğlu ile Filiz Ersürer'in beraberlikleri gerçekten de parmak ısırtacak kadar güzeldi. Filiz Ersürer'e manevi desteğinin yanısıra ev tut...

Maximilian Schell Muamması

O evde olduğu zamanlar, herkes koridorlarda ayaklarının ucuna basarak dolaşır. Telefonlar arka odalara kaldırılır. Misafirlerin sayısı azalır. Kısacası evin içine bir korku havası hakim olur. Bazı günler Maximilian Schell'in odasından tatlı piyano sesleri gelir. Bazan da piyanonun sesi değişir, bir dangırtı halini alır. Bazan da odada bir erkek gür sesiyle dünya edebiyatının şaheser şiirlerini okur... Maximilian Schell'in birbirine hiç uymayan garip davranışları, ailesinin fertlerini olduğu kadar yakın dostlarını da şaşırtıyor. Sinema dünyasının bir numaralı aktörlerinden biri olmasına rağmen teklif edilen rolleri kabul etmemek için şirket sahiplerine bin dereden su getiriyor. İyi bir piyanist olduğu halde konser turnelerine çıkmaktan kaçınıyor. Aşağı yukarı bir seneden fazla bir süredir yazdığı piyesin üzerinde uğraşıyor. Piyesi tamamladığı halde oynama hakkını satın almak isteyenlere de «Ben tüccar değilim» cevabını veriyor. Maximilian Schell, iki üniversite, bir konser...