MUTLU
BERABERLİK — Sophia Loren, kendisini şöhrete ulaştıran Carlo
Ponti'yi çok seviyor. Onun yanında olduğu zamanlar, kendini
dünyanın en mutlu insanı addettiğini söylüyor. Genç kadın,
karşısına çıkan binbir türlü zorluğa rağmen, sevdiği
erkekten vazgeçmiyor. Carlo Ponti de, Sophia'nın uğruna İtalyan
vatandaşlığından çıktı, din adamlarının kendisini afaroz
etmelerini önemsemedi.
Carlo
Ponti, Fransız tabiiyetine geçtiği zaman herkes, artık
sevgililerin evlenmelerine bir mani kalmadığını zannetmişti.
Aradan haftalar, aylar geçtiği halde, düğün tarihi ilan
edilmedi. Bu gidişle Sophia’nın hayranları onun gelinlik
giymesini daha çok bekleyecekler demektir.
SURATI
buruş buruştu. Derin bir «Oh» çekti. Başını oturduğu
koltuğun arkalığına yaslayıp gözlerini kapadı.
Laf
olsun diye:
-«Çok
mesut görünüyorsun.» dedim.
O,
benim bu sözlerimi ciddiye almıştı. Hemen doğruldu. Beyaz
ihtiyar maskesinin altında kara gözleri yirmi yaşında bir genç
kızınki kadar parlak ve hayat doluydu.
-«Elbette
çok mesudum» diye söylendi. «Ama nihayet ben de bir insanım. Her
dakika kendimi aynı derecede mutlu hissetmeme imkan yok. Başka
türlü de gerçek saadetin manası anlaşılamaz...»
-«Peki,
ya Carlo nasıl?»
-«Çok
şükür iyi...»
Bu
sözleri, kocası bir iş seyahatine çıkmış olan ve sevildiğini
gayet iyi bilen bir evli kadın edasıyla söylemişti. Oysa, ünlü
yıldız Sophia Loren ile prodüktör sevgilisi Carlo Ponti'nin hemen
hemen on yıldır bir yuva kurabilmek için bitmek tükenmek bilmeyen
bir mücadeleye giriştiklerini bilmeyen yoktu. Bundan 3 ay önce
Carlo Ponti'nin Fransız tabiiyetine geçmesiyle bu dramın hayırlı
bir sonuca bağlanacağı tahmin edilmişti. Fakat ne çare ki,
aradan günler geçtiği halde evlenme hazırlıklarına
başlanmamıştı. Resmi makamlar, din adamları, kararlarından bir
türlü caymıyorlardı.
Sophia
Loren'i «Lady L» nin setinde ziyaret ettiğim zaman genç kadın
belki de hayatının en buhranlı devresini yaşamaktaydı. Her gün
kamera karşısında yaşlı bir kadın kılığına bürünüp onun
dünyasını yaşamak da cidden zordu. Sophia :
-«Bir
daha yaşlı kadın rolüne çıkmayacağım,» dedi, «Bir tecrübe
yeter. Bu yüzü bir daha elli sene sonra görmek istiyorum.
Makiyajcı nasıl başarmışsa başarmış, beni tıpkı büyük
anneme benzetmiş. İhtiyarladığım zaman yüzümün bu şekli
alacağını biliyorum. İnşallah, elli yıl sonra bu resimleri
görenler 'Bizim ihtiyar Sinyora Ponti'nin resimleri' derler... »
Ünlü
yıldız, resmen Bayan Carlo Ponti olabilmek için her türlü
fedakarlığa katlanmaya razıydı ve şimdiye kadar da bu uğurda
elinden geleni yapmıştı.
Sophia,
birkaç saniye sessizce beni süzdükten sonra:
-«İçinden
geçenleri biliyorum,» dedi, «fakat bana fazla sual sorma. Şimdilik
hiçbir şey bilmiyorum. Carlo, karısının boşanmaya razı
olmasını bekliyor. Nikahı feshedilir edilmez evleneceğiz. Bu iş
ne kadar sürer bilemiyorum. Belki birkaç gün sonra her şey
halledilir. Belki aylarca hatta yıllarca bekleriz.»
Carlo
Ponti, Fransız tabiiyetine geçtiğine göre acaba evlendikten sonra
Sophia da Fransız tabiiyetine mi geçecekti yoksa İtalyan
tabiiyetinde mi kalacaktı?
«Bu
mesele beni çok düşündürüyor.» dedi, «Fakat zamanla insan her
şeyi unutuyor. Mesela eskiden Carlo'yla nikahsız yaşamak beni çok
üzerdi. Şimdi alıştım. Benim için de artık Carlo'dan başka
hiçbir şeyin önemi yok...»
-«Çocuğunuzun
olmasını ister miydin?»
-«Hem
de nasıl. Evlenmeden önce çocuğum olsa da mesele yok. Zaten böyle
şeyler önceden planlanamaz. Çocuk, filme benzemez. Üstelik,
filmden de çok önemlidir. 1963 yılında bir çocuğum olacaktı.
Fakat elimde olmayan sebepler yüzünden onu kaybettim. Müthiş bir
şeydi bu... Eğer günün birinde anne olursam, kendimi dünyanın
en mesut kadını sayacağım. Bir çocuk uğruna 10 filmi feda
etmeye hazırım.»
-«Peki
Carlo da aynı fikirde mi?»
-«Tabii...
Tabii...»
Sophia
Loren ile Carlo Ponti, iş icabı sık sık ayrı kalıyorlardı.
-«Arada
telefonlaşıyor musunuz?» diye sordum.
-«İkimiz
de Avrupa ülkelerinde olduğumuz zamanlar günde iki kere konuşuruz.
Birimiz Amerika'da olursak ancak günde bir kere konuşabiliyoruz.»
-«Peki
telefonda neler konuşursunuz?»
-«Her
şeyi, Carlo bana neler yaptığını anlatır, ben de ona kendi
başımdan geçenleri söylerim.»
-«Sence
Carlo, idare edilmesi kolay bir erkek midir?»
-«Evet.
Birbirimizden sık sık ayrı kaldığımız için tekrar
karşılaştığımız zamanlar, yeni buluşan sevgililer gibi
heyecanlanıyoruz. Uzun yıllar bir çatı altında yaşayan çiftler
ekseriyetle birbirlerinden sıkılmaya başlarlar. Biz sıkılmaya
vakit bulamıyoruz. Carlo benim hem sevgilim, hem de en büyük
koruyucumdur.»
-«Tabii.
Carlo'nun beğenmediği senaryoyu ben de beğenmem, Eğer o bir
filmde oynamamı isterse rolü mutlaka kabul ederim. Onun her zaman
benim iyiliğimi düşündüğünü bildiğim için Carlo'nun fikrini
almadan kendi başıma bir iş yapmaya kalkışmıyorum.»
Carlo
Ponti, Fransız tabiiyetine geçmek için bir hayli uğraşmış ve
akla hayale gelmez usullere baş vurmuştu. İşi İtalyan marka
arabasını satıp yerine iki Fransız malı Citroen alacak kadar
ileri götürmüştü. Bu arabaların biri Paris'te, diğeri de
Roma'da duruyordu. Ünlü rejisör bu kadarla da kalmamış, Paris'in
en lüks semtlerinden birindeki (Champs Elysees'de) apartmanlardan
birinin üç katını birden satın almıştı. Carlo, her haliyle
gerçek bir Fransız vatandaşı olmak istiyordu ve bunu da
başarmıştı. Sophia bunları anlatırken gözleri sevinçle
parlamıştı. Sophia'nın herşeye rağmen Carlo'yu çok sevdiğine
o gün bir kere daha inandım. Fakat dediği kadar mutlu değildi.
Sophia
Loren ile film çeviren rejisörlerin hepsi ona aşık olmuştur.
Hatta bir keresinde Jean Negulesco, onun uğruna karısından
ayrılmaya kalkmıştı. Sophia, her defasında olduğu gibi Jean
Negulesco'ya da saçma düşüncelerden vazgeçip evine dönmesini
tavsiye etmişti. Jean Negulesco gibi rol arkadaşlarından Cary
Grant, Peter Sellers ve Tony Perkins de onun cazibesine kapılmışlar
ve genç kadın her defasında onlara aynı sözleri tekrarlamak
zorunda kalmıştı.
Karşımda
oturan kadına son bir kere daha dikkatle baktım. Her bakımdan
mesut olmaya layık bir hanımefendiydi. Uğradığı haksızlıklara
kahramanca göğüs germesini bilmişti ve bundan sonra da
bilecekti...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder