TAKSİM'DE
güneşin, kapalı perdelerin gerisinden bile varlığını duyurduğu
genişçe bir otel odası.. Bir kenarda özenle askıya geçirilmiş
parlak kadifeden bir elbise, yanında açık duran bir bavul. Beride
yarısı içilmiş bir şişe viski.. Orta masada çay bardakları,
bol renkli, çok resimli gazeteler, dergiler.. Neresinden bakarsanız
bakınız klasik bir otel odası işte. Yatağın üstünde oturan
uzun boylu, atletik yapılı, düzgün hatlı genç adam Ercüment
Ekrem Talu'nun «Meşhedi»siyle çağrışımlar yapan Türkçe -
Farsça karışımı tatlı bir dille anlatıyor:
-
«Türkiye'yi çak sevirem. Ablalarımdan biri burada.. Onu ziyarete
gelmişem, filim çevirmeye gelmişem, çok gelmişem.»
Artık
yerli sinema seyircisinin iyiden iyiye tanıdığı Cihangir Gaffari
ile konuşuyoruz. Cihangir Tahran’da doğmuş, orada büyümüş.
Liseyi bitirdikten sonra Almanya'ya sinema tahsiline gitmiş.
Kardeşlerinden biri hastalanınca onu İran’a çağırmışlar.
Cihangir de okulu son sınıfta bırakıp Tahran'a dönmüş. Orada
filimierde oynamaya başlamış. Sonra Türk - İran ortak yapımı
modası çıkınca Türkiye'yi kendine yol etmiş.
Cihangir
Gaffari İran'da filim başına yaklaşık olarak 90 000 lira
alıyormuş. Hakkında bu bilgileri aldıktan sonra konumuzu biraz
genişlettik ve ona İran sinema piyasasında Türkiye'nin durumu
üzerine sorular sorduk. Türk filimler! İran'da büyük rağbet
görüyormuş. Özellikle Cüneyt Arkın'ın oynadığı filimler
haftalarca sinemalarda gösteriliyormuş. Yalnız son zamanlarda
Cüneyt’in durumu «çok az» sarsılmış, daha doğrusu sarsılır
gibi olmuş.
-
«Mene sorursanız derem ki, Cüneyt'in durumu çok iyidi. Türkiye'ye
gelen filimciler onun bütün filimlerıini alıp İran’a
götürdüler, filim bollaşınca rağbet azalmıştır.»
-
«Firuzan'la Puri Banai’nin İran'da durumu nasıldır?»
-
«Her ikisi de eyidir. Firuzan daha çok eskidir. Puri Banai ise
filimierde öpüşmez.»
Konu
Gülsün Kamuya geliyor. Gaf- fari’ye Gülsün'ün buraya geldikten
sonra gazetelerde yayınlanan sözlerini naklediyoruz.
«Kardeşlerinizden çok çekmiş, onu evden çıkartmamışsınız,
sık sık dövmüşsünüz,» diyoruz. Cihangir Gaffari hayretle
açılmış gözlerle dinliyor bir süre. Sonra:
-
«Allah allah!» diyor. «O ne diyer, ne düşünür bilmem. Niye
ayrıldık, onu da bilmem. Orada Gülsün rahattı. Ona bir ev
tuttum, altına bir araba aldım. Ama çok yalnız kaldı orada,
belki oraya hiç alışamadı Bu yüzden döndü memleketine.
Dövmedim hiç.. Ablalarım da severdi Gülsün'ü. Böyle konuşmuşsa
gerçeği söylememiş.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder