Ana içeriğe atla

Claudia Cardinale Tip Değiştirdi

İnsanlar, hayatlarının en mutlu devresinde en fazla beğenildikleri çağda zamanı durdurabilseler de hiç değişmeseler, ne kadar iyi olurdu değil mi? Şu bir gerçektir ki, dünya çapındaki şöhretli kimseler, zirveye ulaştıkları andaki hallerinin değişmesini haklı olarak istemezler. Fakat ne yazık ki, zamanı durdurmaya insanoğlunun gücü yetmiyor. Tabiatın kurallarına uymak zorundayız. Zamanla beraber insanlar değişecek. günün birinde yerlerini başkalarının almasını tevekkül içinde kabullenecek.
İtalyan sinemasının şöhretli yıldızı Claudia Cardinale, zamanla birlikte tipini değiştirmeyi büyük bir olgunluk içinde kabullenen ender sanatçılardandır. Çok değil, iki yıl öncesine kadar Claudia Cardinale, İtalyan sinemasının bir seks sembolüydü. Genç kız, yeni evli genç kadın rollerindeki başarısıyle zirveye ulaşmıştı. Yıldızın hayranları onun daha uzun yıllar bu rollerden vaz geçmeyeceğini sanıyorlardı. Ama ne çare ki, Claudia hayranlarını hayal kırıklığına uğrattı. Kendinden çok daha yaşlı yıldızlar hala genç kız rollerine çıkarlarken Claudia Cardinale ani bir kararla, artık genç kız tipinden uzaklaşma zamanının geldiğine hanıp bu inancına uyacak roller seçmeye koyuldu.
Ünlü yıldız bundan bir süre önce Charles Bronson ve Henry Fonda ile çevirdiği vvestern türü bir filimde seyircinin karşısına bir vamp kadın olarak çıktı. Erkeklere uğursuzluk getiren, gözlerinde binbir şeytanlık parıltıları yanıp sönen, öldürücü, çevresine felaket saçan bir kadın olmak Claudia Cardinale'nin hayranları üzerinde ne gibi bir etki yaratacak, orası şimdiden kestirilemez. Fakat ünlü yıldız şimdilik hayatından memnun. Bu çeşit rollere çıkmak için henüz çok genç olduğunu söyleyenlere de, «Ben genç olmaktan bıktım,» diyor. «Bir süre de orta yaşlı olmanın tadını çıkaracağım. Eğer hoşuma gitmezse, ilerde gene tipimi değiştirebilirim. Fakat böyle bir tedbire lüzum kalmayacağını sanıyorum.»

Claudia Cardinale'nin bu kararıyle sinema dünyası da yeni bir vamp kazanmış oluyor. Bu kararda kocası Franco Cristaldi’nin büyük rol oynadığı muhakkak. Zira Claudia'nın sinemada şöhret yapmasını sağlamış olan Cristaldi, genç karısının olgun kadın rollerine daha fazla yakışacağı fikrini bir süreden beri savunmaktaydı. Bazıları ise Franco Cristaldi'nin bir aşağılık duygusuna kapılarak karısını beyazperdede vakitsiz yaşlandırma çabası içinde olduğu. bazıları ise Claudia'nın kararının isabetli olduğunu, zirvedeki yerini muhafaza edebilmesinin bu şekilde mümkün olabileceği kanısındalar...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...