«GÜZELLİK» insanlık
tarihi kadar eski bir kavramdır. Daha doğrusu «güzel» ve
«güzellik düşüncesi» Havva Anamızla başlamış ve günümüze
dek süre gelmiştir. Eski Tanrılarla Tanrıçaların en belirgin
tanımlamaları, fizikî durumlarına göre yapılanlardır. Son
yıllarda yapılan araştırmalar, tarih öncesi devirlerinde bile
insanların «güzellik malzemeleri» bulduklarını, tabiatta mevcut
bazı otları renk vermesi, ya da güzelleştirmesi için yüzlerine
sürdüklerini meydana çıkarmıştır.
«Güzellik» düşüncesi
bu kadar eskidir ama, «güzellik ölçüleri» devirden devire,
memleketten memlekete hatta hatta şehirden şehire değişmektedir.
Örneğin bir zamanlar canlar yakan, yürekler yıkan ünlü
kantocularımız bugünün ölçüleriyle hiç de o kadar güzel
değillerdir. Osmanlı sultanları, ya da batı saraylarında hüküm
sürmüş kraliçeler, prensesler bugün için «güzel» kavramının
epey ötesine düşmüşlerdir. Acaba bugünün ölçüleriyle
gerçekten güzel olan bir kadın asırlar önce yaşasaydı,
çevresinde aynı etkiyi yapabilir miydi?
Geçenlerde Şehir
Gaierisi’nde Oktay ve Kutluay adlı iki kuaför gerçekten çok
enteresan bir sergi açtılar. Mevcut 5000’den fazla gravürden
yapılan bir seçmeyle açılan (Tarih Boyunca Kadın Saçı) adlı
sergi büyük ilgi topladı. Sergiyi ilk günlerde birçok ünlü
kadın ziyaret etti.
Bu ünlü
ziyaretçilerden biri de Zeynep Aksu idi. «Öleceksek Ölelim» adlı
filmi bitirip «Karadut» adlı yeni bir filme başlayan Zeynep Aksu
aradaki bir boş gününü bu sergiyi gezerek değerlendirdi.
Sergide neler, neler
yoktu ki. Bir tarafı tamamen kesik saçtan, örgü saça; kısacık
kesilmiş saçtan, bele inenine kadar model model, cins cins, çeşit
çeşit, devir devir saçlar... M.Ö. 2700 yılındaki AkatTardan
tutun da, M.Ö. 700 yıllarının Sümer kadınına, M.S. 300-500
yıllarında yaşayan Gotlar’a, Orta Çağ'ın engizisyonunu
umursamayan Fransız kadınına, M.S. 16'ncı yüzyılın İtalyan
dilberine ve günümüzdeki kadın saçlarına kadar birçok resim
upuzun iki salonun duvarlarını süslemişti. Sadece kadın saçları
mı? Hayır, sergiyi gezenler Hitit, Babil erkeklerinden, günümüze
kadar erkek saçının geçirdiği serüveni özetleyen bir başka
dizi resmi de görmek imkanına sahip oluyorlardı.
Zeynep Aksu bu ilginç
sergiyi üç-dört defa dolaştı. Yer yer gördüğü resimler
karşısında hayretini gizleyemedi: «Allah'ım, o devirde bu modeli
nasıl yapmışlar?» diye hayretlere düştü, yer yer, «Aman canım
bu da model mi yani? İnsan hiç saçını böyle yapar mı?» diye o
devrin «zevkini» eleştirdi. Özellikle yeni çağ resimlerinin
sergilendiği bölümde ise birkaç defa, «Ha, bakın bu pek fena
değil,» diyerek beğendiğini ifade etti. Sergiden çıkınca da;
«Her şey bir tarafa, ama bence en iyisi tabii saç,» dedi. Sonra
gülerek ekledi: «Ama filim çevire çevire ben bile tabii saçımı
unuttum. Her filimde başka bir tipe bürünüyoruz, başka bir
kalıba giriyoruz!»...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder