Ana içeriğe atla

Ayla Dikmen Modaevi Açıyor

Son birkaç yıldır şarkıcılar müzik dünyasının yamsıra moda dünyasına da hükmetmeye başladılar. Fransa’da Sheila ve Sylvie Vartan'ın açtıkları butikler rakipleriyle kıyasıya mücadele ederken. İtalya’nın iki ünlü şarkıcısı Milva ve Marisa Sannia da birbirlerinin peşi sıra iki modaevi açtılar. Avrupaiı kadın şarkıcılar arasında bütün hızıyla devam eden bu modaya bizde ilk uyan şarkıcı Ayla Dikmen oldu. Geçtiğimiz haftalarda bir butik açmaya karar veren Ayla Dikmen derhal çalışmalara başladı.
Geçtiğimiz hafta içinde Ayla Dikmen’le bu konuda konuşmak için evine gittiğimiz zaman genç şarkıcıyı hummalı bir çalışma içinde bulduk. Elinde bir sürü moda dergisi, bir taraftan yanındaki iki terziye emirler veriyor, bir taraftan da uzun tuvaletlerle önünde yürüyen üç mankenin elbiselerindeki kusurları düzeltmeye çalışıyordu. Bizi görünce önce «Hoş geldiniz,» dedi. Sonra alnındaki terleri silip, bir koltuğa oturdu Mankenlere ve terzilere içerde dinlenmelerini söyledikten sonra anlatmaya başladı:
- «Duyduğunuz haber doğru. Butik açmaya karar verdim ve çalışmalara başladım. Doğrusunu isterseniz bu işin bu kadar güç ve zahmetli olduğunu bilseydim hiç heves etmezdim. Ama yoruculuğunun yanısıra öyle zevkli bir iş ki, insan bir türlü bırakamıyor. İleride bir de bakarsınız şarkıcılığı tamamen bırakıp, Butik Ayla oluvermişim!»
O sırada Ayla Dikmen'in yanına terzilerinden biri geldi. Elindeki kahverengi emprime kumaşı gösterip, bu kumaşa göre güzel bir biçim bulduğunu söyledi. Sonra modeli Ayla Dikmen’e gösterdi. İki kadın bir süre, bizim yanlarında olduğumuzu urunmuşçasına, uzun, uzun elbiseyi nasıl yapmaları gerektiği konusunda münakaşa ettiler. Ellerine moda dergilerinden birkaçını alıp, tekrar tekrar gözden geçirdiler. Sonunda dergideki modellerden birkaçını birleştirip «karma» bir modelde karar kıldılar. Ayla Dilemen kumaşa göre bir model bulduktan sonra bize dönüp yine konuşmaya başladı:
- «Açacağım butik için üç mankenle anlaştım. Butiğimde mankenleri devamlı çalıştırmak istiyorum. Bugünlerde çektiğim en büyük güçlük yer konusunda. Henüz iyi bir atelye bulamadım. Butiğin yerinin iyi bir semtte fakat çok fazla göz önünde olmamasını istiyorum. İnşallah istediğim gibi bir yer bulurum.»

Ayla Dikmen «Butik Ayla»yı şubeli olarak açmak niyetinde. Merkez butik İstanbul'da, şubesi de İzmir ve Ankara’da açılacakmış. Ayla Dikmen'in açacağı butikte daha çok genç kız kıyafetleri satılacak ve kumaşları yerli olacak, modelleri Avrupa’dan gelecek. Dikmen önümüzdeki yıl içinde de Fransa'ya gidip, bu konuda incelemeler yapmak niyetinde, ister misiniz, birkaç yıl sonra A. Dikmen bir moda otoritesi olsun?..(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
https://www.tozlumagazin.net

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...