Yerli
filim seyircisi milyonlarca genç kızın kalbi jönler için çarpar.
Beyazperdede bu yakışıklı jönlerin aşklarını, ızdıraplarını
seyrettikçe onlarla beraber yaşarlar, sevinirler veya üzülürler.
Birçok genç kız ileride bu sinema kahramanlarından biri ile
hayalın birleştirmeyi hayal eder durur. Bu yüzden filim
artistlerine gelen mektupların çoğunda evlilik ve aşk konular,
geniş yer tutar.
Yılmaz
Güney de, genç kızların gıpta ile seyrettikleri, yerli sinemanm
bugün içir, en kaprisli şeöhretidir. Ayda 60 bin lira kazanır.
Prodüktörler bir dediğini iki etmezler.
Şimdi sorarım size
hangi genç kız, böyle şöhretli, paralı bir kocayı bırakmak
ister? Ama Yılmaz'ın 208 günlük karısı Nebabat Çehre, 14
ağustos pazartesi sabahı yataktan kalkar kalkmaz ilk iş olarak
doğruca yazıhanesi Adliyenin karşısında bulunan eniştesi ve
aynı zamanda avukatı olan Yılmaz Savaşçı'nın yanına koştu,
Yılmaz Güney'den kendisini en kısa zamanda boşamasını istedi.
Enişte – avukat önce
çok şaşırdı bu sözlere... Gelgelelim Nebahat Çehre, bir an
önce boşanmakta o kadar ısrar ediyordu ki, nihayet yazıhanenin
kapıları kapandı, enişte – avukat, Nebahat Çehre ve bir
yakınları yarım saat kadar baş başa bi konuşma yaptılar. Sonra
doğruca cağaloğlu meydanındaki 8'inci Notere gidildi. Nebahat
Çehre, Yılmaz Güney'den ayrılmak için hususi vekaletname verdi
ve belki de son defa «Nebahat Pütün» (Pütün, Yılmaz Güney'in
hakiki soyadıdır) olarak imzasını attı. Böylece Yılmaz Güney-
Nebahat Çehre evliliği Asliye Hukuk Mahkemesine intikal etmek üzere
kırmızı renkli bir dosya içinde beklemeye başladı.
Aynı
günün akşamı, Yılmaz Güney İstanbul'da bulunan kız kardeşini
Nebahat Çehre'ye yolladı. Barışma teklif ediyordu. Nebahat’i
çok seven zavallı kadın ağlayarak yalvarmıştı.
Salı
günü, Nebahat Çehre, Fatih’te bulunan bir akrabasının evinde
«saklanmaya» başladı. Geceleri burada kalıyor, gündüzleri
Taksim'de kontratı kendi üzerine yapılmış Kıvılcım
apartmanındaki dairesine geliyor, elbise değişip çıkıyordu.
Gündüzleri Yılmaz’ın «Kozanoğlu» filminde çalıştığını
bildiği için daha rahat edebiliyordu. Bu arada Yılmaz da Nebahat'i
«fellik fellik» arıyordu.
Geçtiğimiz
cuma günü müşterek dostları Mualla Özbek'in gönderdiği
otomobildeki mutemet, Topkapı Sarayında çevrilen bir filmin idam
sahnesinde asılmak üzere olan Yılmaz'ı ipten kurtarıp
Galatasaray'daki terzihaneye götürdü. Terzi Mualla ile gözde
artisti Yılmaz birlikte yemek yiyip «kızı kandırmanın yolları»
nı aradılar ve buldular: «Nebahat'in istekleri kabul edilecek ve
kız İzmir'e üç günlük bir halayına götürülecekti.
Yılmaz sete döndü.
İdam sahnesi çekildi. Saat 20'de Ford «Mustang» arabasına
atladığı gibi, Fatih'te assubay akrabasının evinde kalan
Nebahat'in yolunu tuttu. Yanında Nebahat’in bir başka akrabası
olan Hızır bulunuyordu.
Nebahat'in
5 günlük evinde 50 dakika kalan Yılmaz Güney, kapıdan çıktığı
zaman yanında Nebahat Çehre vardı. İkisi arabaya bindiler. Önce
Kanlıca'ya bir toplantıya gittiler. Oradan Taksim'deki evlerine
döndüler. Evinden kaçan Nebahat yuvasına dönmüştü.
Nebahat'in
şartları arasında bir daha dayak yememek, Bebek sırtlannda bir
villa ve çocuk sahibi olmak vardı. Yılmaz, barışmanın verdiği
sevinç içinde şartların hepsine: «Peki!» demişti.
Cumartesi
sabahı güneş üstlerine doğmuştu. Yılmaz Güney filmin rejisörü
Atıf Yılmaz’dan salı sabahına kadar izin almıştı. Cumartesi
günü İzmir uçağında 3 kişilik yer ayırttı. .Bu üç koltuğu
Yılmaz Güney, Nebahat Çehre ve Mualla Özbek işgal ediyordu.
Akşam 19’da Yeşilköy’den İzmir'e uçtular. Yan yana yer
bulamadıkları için birbirlerine ancak aradaki koridordan ellerini
uzatıp konuşabiliyorlardı.
İzmir'de saat 20’de
uçaktan indikleri zaman iki buket çiçekle İzmirli filim
işletmecisi Sait Börtecene onlan karşıladı. Gece Yılmaz'ın
Efes Film sahibi Mualla Özbek adına çevirdiği filmin çeşitli
sinemalardaki gala gösterilişine gittiler. Nebahat, Büyük Efes
Otelinin 301 numaralı odasında kalmıştı. Gece 24'te otele dönen
Yılmaz Güney, ertesi sabah Kuşadası’ndaki Tusan Oteline,
İstanbul'dan gönderilen otomobili ile hareket etti.
Sabah.
Büyük Efes Otelinin havuzunda yüzen yeni evliler, öğleden sonra
Kuşadası kumsallarında gene denize girdiler. Nebahat her şeyi
unutmuş gibi görünüyordu. Hatta yolda otomobilde giderken:
«Ayrılmaksa
maksadın istersen ayrılalım Barışmaksa maksadın gel barışalım»
şarkısını söyledi. Terzi Mualla Özbek:
-
«Ayol bu şarkıyı sen değil, Yılmaz söylemeli!» diye şaka
yaptı.
Pazar
günü saat 15.30'da odalarına uyumak üzere çekilen yeni barışmış
karı - kocayı yalnız bırakıp İstanbul’a döndük.
Nebahat Çehre annesine
Yılmaz için: «Hayatımı zehir etti. Fakat görüyorsun, ondan
ayrılamıyorum» demişti. Gerçekten Yılmaz Güney’den korkuyor;
eli tabancalı, bıçaklı ve fedaili kocasmdan çekiniyordu.
Evlendikten kısa bir süre sonra Yılmaz’dan soğumuştu. Birlikte
uzun süre yaşayamayacağını anlamıştı. Fakat «Etrafa karşı
ayıp olur» düşüncesiyle 208 gün sabretmiş ondan sonra avukata
boşanma için vekaletname vermişti.
Nebahat’in
Yılmaz’dan şikayetlerinin başında Yılmaz’ın bir ev sahibi
olmayışı geliyordu. Yılmaz Güney, Nebahat'in 500 liraya
kiralayıp döşediği evde sadece elbiselerini getirip bir içgüveysi
gibi yerleşmişti. Eve giren, çıkanın haddi hesabı yoktu. Ayda
60.000 lira aldığını söyleyen Yılmaz Güney, müstakil bir köşk
alabilirdi. Evini baştan aşağı döşeyebilirdi. Üstelik Yılmaz,
«çürük bonolar» ile çalışıyor, ortak olduğu şirketten para
alamıyor, sıkıntı içinde yaşıyordu. Müsrif oluşu,
etrafındaki «dalkavuklara» para yedirişi kadar bir çocuk sahibi
olmak istemeyişi de Nebahat'in midesini bulandırıyordu. Yılmaz,
Nebahat'in mazisini beğenmiyor, Nebahat de Yılmaz’ın istikbalini
parlak görmüyordu.
Evlenmeden
önce yıllarca beraber yaşamışlar, evlendikten sonra ise sık sık
kavga etmeye başlamışlardı. Bir aile yuvası havasım ikisi de,
evlerinde yaratamamıştı.
Yılmaz - Nebahat
evliliği şimdilik yıkılmaktan kurtulmuştu. Ama, bu, bütün
ayakta tutma gayretlerine rağmen sağlam görünmeyen bu evliliğin
pek yakın bir gelecekte yeni bir sarsıntı geçirmeyeceğini kimse
temin edemezdi...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder