«Can boğazdan gelir,»
derler ya, bu sözü doğrulamak için midir, nedir bizim Nilüfer
Koçyiğit de günde üç öğün değil, beş, altı, icabında
yedi, sekiz öğün yemek yer! Yemek yedikçe şişmanlar,
şişmanladıkça da İştahı açılır. Hani bir, iki ay kadar
kendisine bakmayacak olsa, yani saunalara, jimnastik salonlarına,
bale dersanelerine gitmeyecek olsa Nilüfer Koçyiğit'in en fazla
iki, üç ay içinde 140 kiloluk anne Melek Koçyiğit’i bile
gölgede bırakabileceği rahatça iddia edilebilir...
İşte bu yüzden ana -
kız sık sık münakaşa ederier. Melek Koçyiğit, «Kızım bu
kadar yeme, yakında beni geçeceksin!» diye yarı şaka, yarı
ciddi kızına takılınca, Nilüfer Koçyiğit sinirlenir, «Ne
yapayım anneciğim iştahım var, canım istiyor.» diye biraz
yüksek perdeden annesine cevap verir. Sonra da şunları ilave eder
sözlerine: «Sana çekmişim anneciğim! Yemek yemezsem rahat
edemiyorum. Midem kazınıyor, başım ayrıyor!»
Anne Koçyiğit’in
yapamadığı işi, geçtiğimiz hafta gazino patronları başardı
Ünlü solistlerine ültimatomu verdiler «Nilüfer,» dediler. «Eğer
biraz daha ki lo alırsan kendine başka kapı ara!» Ültimatom
tesirini göstermekte gecikme di ve bizim Nilüfer kesin bir kararla
yemek ve şişmanlık politikasında önemli bir değişiklik yaptı.
Uzun uzun düşündükten sonra şu karara vardı: «Artık bundan
sonra üç öğün yemek yiyeceğim, çikolata ve tatlılara, turşu
suyuna ebediyen veda edeceğim, her gün saunaya, jimnastik salonuna,
bale dersanesine gideceğim.»
Nilüfer Koçyiğit'i
geçtiğimiz pazartesi, Sıraselviler’deki. Özel Bale
Dersanesi'nde sözünü yerine getirirken bulduk. Koyu siyah bale
elbisesini giymiş, bale ve jimnastik öğretmeni Gülyüz Oğul'un
nezaretinde çalışıyordu' Alnından şakaklarına doğru süzülen
terler, her saniye biraz daha pembeleşen bir yüz, çevik çevik
hoplamalar zıplamalar Nilüfer Koçyiğit'in yavaş yavaş forma
girdiğini, vücudundaki 13 kadar fazla kiloyu atmaya başladığını
gösteriyordu.
Yarım saat kadar süren
hummalı çalışma bittikten sonra Nilüfer Koçyiğit hemen duşun
altına koştu. Kısa bir süre sonra giyinmiş olarak yanımıza
geldiği zaman neşeli neşeli gülüyor, «Oh dünya varmış,»
diyordu. «Şişmanlığın ne büyük bir dert, ne kadar tehlikeli
ve lüzumsuz bir şey olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Yarım
saatlik spor, bir parçacık ter atmak beni kuş gibi yaptı.
Uçacağım neredeyse! En geç bir ay sonra fazla kilolarımı atmış
olurum.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder