Ana içeriğe atla

Rüştü Asyalı "Keloğlan" Oluyor

Dünyanın her yerinde sinema, bir ölçüde moda işidir.
Tabii Türk sineması da çıkan her modadan karınca kaderince nasiplenir. Bizde de az mı çevrildi Bond filimleri, az mı çevrildi Ringo'lar, Cango'lar... Öyle görünür ki 1971 - 72 sezonunun modası da «masal filimleri» olacaktır. 7 küçük adam, bir filmi «Pamuk Prenses 7 Cüce» yi umulmadık iş başarısına ulaştırınca Yeşilçam'da hemen masal kitapları karıştırılmaya basandı, prodüktörler kapalı kapıların ardında filme gidecek masallar üzerinde konuşmaya başladılar. Şimdiden bildiğimiz şu: İki şirket «Keloğlan» ı filme alacak, bir başka şirket de «Ali Baba ve Kırk Haramiler» i çevireceğini ilan etti, daha doğrusu bunu, bu konuya el atılmaması için «Sayın prodüktör arkadaşlarına» gazete ilanıyla duyurdu.
«HİKAYE-İ SAÇSIZ OĞLAN»
Çocukluğumuzdaki masalları unutmaya imkan var mı? Bütün masallar insanlara erdemli olmayı, doğru olmayı, insan olmayı öğütler. Bir defa bu yüzden «masal filmi modası», defile - konser karışımı sudan filimierle, tek tabancayla 20 kurşunun sıkılıp 30 kişinin öldürüldüğü Ringo ve Cango filimlerindan bin defa daha iyi, daha dürüst, daha namuslu bir konudur. «Pamuk Prenses» gibi bir batı masalı yerine, doğuya has motiflerle örgülü bir Keloğlar'da daha ümit vardır başlangıçta. O bir yana, iki şirketin filmi ele alış şekilleri de başta bir güven duygusu veriyor insana. İsterseniz konuyu tek tek ele al p son gelişmeleri verelim:
«Keloğlan»! filme almayı tasarlayan şirketlerden ilki Rodos Film.
Onlar radyolarda yayınlanan «Keloğlan» ı dinleyip «Keloğlan» ı beyazperdeye transfer etmeye karar vermişler. Türkiye radyolarında iki tane «Keloğlan» yayınlanıyor. Bunlardan biri Ankara Radyosu Çocuk Saati’nde yayınlanıyor. Onu Ahmet Tümel yazıyor, ikinci ve daha popüler olanı da yine aynı adı, «Keloğlan» adını taşıyan bir reklam programı. O programı da Turgut Özakman yazıyor ve iki programda da «Keloğlan» rolünü Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Rüştü Asyalı canlandırıyor.
Rodos Film’in yapacağı «Keloğlan» da başrolü radyodaki Keloğlan, yani Rüştü Asyalı yapacak. Rüştü Asyalı 25 yaşında sempatik, düzgün hatlara sahip bir tiyatro oyuncusu. 1969/70 ders yılında Ankara Devlet Konservatuvarı'nı bitirmiş. «IV. Murat»ta rol almış, halen aynı tiyatronun kadrosunda... Kendisine bu filim için teklif yapılınca Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Cüneyt Gökçer'den izin almış. Filimde sevgilisi rolünde cynıyacak olan da, yine Devlet Tiyatrosu sanatçılarından ve Rüştü Asyalı'nın nişanlısı olan Gülsevin Turıççekiç. Gülsevin Tunççekiç de tam bir sanatçı aileden. Nişanlısı Rüştü Asyalı'yı biraz tanıyorsunuz artık. Annesi Ankara Radyosu'nun hoca sanatçılarından Vedia Tunççekiç, kardeşlerinden biri tiyatro artisti Gülsen Alnıaçık, diğeri balerin Gülcan Tunççekiç.
Rodos Film işi iyice ciddiye alıyor. Filmin rejisörlüğünü Metin Erksan yapıyor. Senaryosunu da Suavi Süalp yazacak. Renkli olarak çekilecek filimde trükajlı sahneler de bulunacak ve bu sahneler («Adsız Cengaver» de olduğu gibi) İngiltere'de yapılıp sonradan filme eklenecek. Metin Erlçsan «Keloğlan» filmi için şunları söylüyor:
- «Her şey bir yana Keloğlan bizim masalımızdır. Sanıyorum Türk halkı kendi özünden gelen bu kahramanı tutacaktır.»
VE İKİNCİ KELOĞLAN
İkinci «Keloğlan» filmini de Özler Film çevirecek. Prodüktör Müfit İlkiz bu konuda şunları söylüyor:
- «Duyduğunuz haberler doğrudur. Yılmaz Güney'le çevirdiğimiz renkli filmin işleri biter bitmez bu konuya eğileceğiz. Tip kadar senaryo da önemli olduğu için bu arada o dalda çalışmalar yapılıyor. Masal konusunda ihtisası olan iki lise öğretmeni, senaryocu arkadaşımız Erdoğan Tokatlı ve filmi çekecek Ertem Göreç birkaç defa toplantı yaptılar. Şimdi Erdoğan Tokatlı bey senaryoyu yazıyor. Şu anda «Keloğlan» rolünde kimi oynatacağımıza henüz karar vermedik.»

Evet şu anda durum budur. Metin Erksan ve Ertem Göreç gibi iki rejisör, Erdoğan Tokatlı ve Suavi Süalp gibi iki senarist ilk anda ortaya en azından ciddi bir işin konulacağını göstermektedir. Biz gelişmeleri beklemeyi tercih edip sözü burada keselim ve son olarak şunu ilave edelim. Ömer Şerifin ilk filmi olan «Goha» aslında bir Keloğlan uyarlamasıydı. 1965 yılında da rejisör Yavuz Yalınkılıç Keloğlan'ı günümüze adapte ederek çevirmiş ve Keloğlan rolünde Öztürk Serengil’i oynatmıştı...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...