Ana içeriğe atla

Sadri Alışık "200 Bin" Dedi


Hatırlayacaksınız geçen yıl Kartal Tibet, kendisini şöhret yapan «Karaoğlan» filimleri ile Yeşilçam’da «Kartal Tibet» olmasını sağlayan rejisör - prodüktör Suat Yalaz’a karşı kazan kaldırmış, «istediğim şartlar yerine getirilmezse bir daha ’Karaoğlan’ filimlerinde oynamam,» demişti.
Bugünlerde bir başka şöhret daha kazan kaldırdı Yeşilçam’da. Üç yıllık bir beraberlikten sonra «Turist Ömer» Sadri Alışık ile bu filmin rejisör ve prodüktörü Hulki Saner’in arasına karakedi girdi. Bugüne kadar her «Turist Ömer» filminden 75 bin lira alan Sadri Alışık restini çekti ve kendine bir fiyat biçti: «Bundan sonra oynayacağım her 'Turist Ömer' filmi için fiyatım 200 bin lira,» dedi...
Haberi duyduğumuz zaman kafamızda şekillenen sorulara bir cevap bulabilmek için önce Sadri Alışık’la konuştuk. İşte yerli sinemanın ünlü turistinin bu konuda SES’e söyledikleri:
KARARIM KESİN...
- «Hulki Saner bey bugüne kadar çalıştığım en medeni, en anlayışlı, en cömert patrondur, inkar edemem, arzu ve isteklerimi daima dikkate almıştır, beni bir gün olsun kırmamıştır. Peki öyleyse onun firmasına yaptığım Turist Ömer’ filimleri için fiyatımı niçin artırdım? Düşündüm, bugün Zeki Müren bir filminden 150 bin lira, Türkan Şoray 60 bin lira alıyor. İnanılır kaynakların söylediğine göre 'Turist Ömer' bu yılın en büyük işini yapmış, yani gişe rekorlarını kırmış. Ne dereceye kadar doğru bilemeyeceğim ama 2 milyon liranın üzerinde hasılat yapmış. Şimdi sorarım size bu derece iyi iş yapan bir seri için 200 bin lira istemem çok mu? Kararım kesin, bundan böyle yalnız 'Turist Ömer' filimleri için ücretim 200 bin liradır, diğer Alimlerde ise rayicim ne ise o fiyatla oynayacağım..»
HULKİ SANER ÜZGÜN..
«Turist Ömer» filminin yapımcısı ve rejisörü Hulki Saner her şeyden önce aralarında işten ziyade çok kuvvetli bir arkadaşlık bağı bulunan Sadri Alışıkla para konusunda anlaşmazlığa düştüğü için çok üzgündü. Fiyat artırmasının üzerinde duran «Turist Ömer»in heykeline uzun uzun baktı: «Kendi gitti, heykeli kaldı yadigar..» dedikten sonra anlatmaya başladı:
- «Sadri Alışık benim ölçülerime göre değil 200 bin liralık, 300 bin liralık bir aktördür... Sinemaya 25 yılını veren, bu mesleğin her türlü kahrını çeken bir insanın da bu para hakkıdır.. Ama dedim ya, benim ölçülerime göre.. Oysa Türk sinemasının şartları maalesef benim ölçülerime pek uymuyor. Bugünün Türk sineması bir artiste değil 200 bin lira, 20-30 bin lirayı bile binbir güçlükle veriyor. Evet ben inkar etmiyorum, 'Turist Ömer' Alimlerinden çok para kazandım. Yazıhaneme milyonlar girdi. Fakat ayni firmanın, yani benim şirketimin zarar ettiği diğer Alimler ne olacak? Sadri Alışık’ın mantalitesine göre, zarar ettiğim Alimlerde oynayan baş oyuncuların da bana zarar ettiğim nispette para ödemesi gerekmez mi?»

«Turist Ömer» cephesindeki durum şimdilik böyle. Bakalım «Turist Ömer» Alimleriyle şöhretini perçinleyen Sadri Alışık 200 binde diretecek mi? Diretirse Hulki Saner bu parayı ödemeye razı olacak mı? Ödemezse «Turist Ömer» ismini başka bir sinema artistinin şahsında devam ettirecek mi? Şu günlerde Yeşilçam harıl harıl bu sorulara birden cevap bulmaya çalışıyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Ajda Pekkan Konuşuyor

Kimisine göre Eurovision yenilgisinin getirdiği bunalımdan kimisine göre aşk ilişkilerindeki çıkmazdan büyük bir bunalıma itilmişti. Kimseyle görüşmek istemiyor, giderek kilo veriyor, gülmeyen yüzü, kuşkulu bakışlarıyla çok zaman bilinçsiz ve yanlış davranışlarda bulunuyordu. Bu sıkıntılı dönemini atiatamayacağım anlayınca her şeyi bırakıp kaçmak istedi. Günün birinde uçağa atladığı gibi Türkiye'den uçup gitti... Bazıları Londra'da olduğunu söylüyordu Ajda'nın... Ama kesin olarak kimsenin bildiği bir şey yoktu. Bir hafta Paris'te görülüyor, sonra Cenevre'de veya Zürih'de olduğundan söz ediliyordu. Beili ki, sıkıntısı, problemleri ülkesini terketmekle geçmemişti. Yerinde duramıyor, bir şeyler arıyor, aradığını bulamıyordu... İşte o günlerde ansızın bir akşam saatinde SES'e telefon etmişti Ajda... «Unutmak ve unutturmak istiyorum. Bıktım, usandım... En az altı ay gelmeyeceğim Türkiye'ye... Müziği seviyorum. 17 yıllık çocuğum benim. Kuşkusuz müzikten...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....