4 Temmuz tarihli SES
mecmuasında anne olmaya hazırlanan Selma Güneri He bir röportaj
yapmış, şunları yazmıştık: «24 haziran çarşamba... Seima
Güneri ile kulisteki odasında konuşuyoruz. Konumuz çocuk ve
annelik. Daha doğrusu biz başka konulara girmek istiyoruz, ama ne
mümkün! Selma Güneri’nin ağzından bu iki kelimeden başkası
düşmüyor. Her cümlesine çocukla başlıyor, «anne» diye
bitiriyor...
6 temmuz pazartesi...
Nişantaşı'ndaki Pakize Tarzı KIiniği’nin Boğaz’a bakan
odsierından birindeyiz. Selma Güneri bembeyaz, ufak pembe
çiçeklerle işlenmiş çarşaflar Erssında halsiz, bitkin yatıyor.
Rengi sapsarı. Yanımızda eşi Yusuf Segin ile annesi Neriman
Güneri var. Derin bir sessizlik... Kimse konuşmak istemiyor. Yusuf
Sezgin boğuk bir sesle; «Üzülme hayatım.» diyor. «Her şey
Allah'tan. Sağlık olsun. Ya sen de hayatını kaybetseydin. Bana
çocuk değil, şen lazımsın.»
Bakıyoruz, Selma
Güneri'nin gözleri dolu dolu. Dokunsanız ağlayacak. Ve ağlıyor
da... «Hiç bir şeye yanmıyorum da, yavrumu bir hiç uğruna
kaybettiğime üzülüyorum. Aklıma geldikçe çıldıracağım
vallahi!...» Sözlerinin sonunu getiremiyor, sarsıla sarsıla
başını yastığının altına saklıyor.
Dışarı çıkıyoruz.
Annesi Neriman Güneri de bitkin. «Kız mahvoldu,» diye dert
yanıyor. «Kilolarca kan kaybetti, zayıfladı, ne yiyor, ne içiyor.
Durmadan, 'Çocuğum, çocuğum' diye sayıklayıp duruyor.»
- «Nasıl oldu bu iş?»
diye soruyoruz.
Neriman Güneri, «iki,
üç defa denize girmişti. Doktorlar çocuğun düşmesini buna
bağlıyorlar...» diyerek izahat veriyor. «Gece aniden sancılandı.
Hemen buraya getirdik, çocuğu aldılar. Evladım kızdı. Kamından
çıktıktan sonra on dakika kadar yaşadı.»
Selma Güneri’ye,
«Allahaısmarladık» diyemeden ayrılıyoruz klinikten. Odasına
girsek ıstırabını daha da arttıracağımızdan korkuyoruz...
Geçmiş olsun Selma...
Başınız sağ olsun...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder