Her
şey bundan tam bir yıl önce, yine bir «Fuar» mevsimi başladı.
İzmir’in Gazinocular Kralı Haşan Ekici, Mine Mutlu ile tanışmış,
önüne deste deste binlikleri dökmüş, sahneye çıkmasını
teklif etmişti. Ve Mine Mutlu'nun bu teklife karşı dudaklarından
tek bir kelime dökülmüştü: «Evet...»
Aradan
koskoca bir yıl geçti... Mine Mutlu beyaz perdenin olduğu kadar
sahnelerin de kadını olmuştu. İtiraf etmek gerekir, önceleri
durum Mine Mutlu için pek parlak sayılmazdı. Öyle ya, bin bir
dedikodunun, bin bir aşk macerasının, çeşitli söylentilerin
kendisini hayli yıprattığı bir dönemde sahneye adımını
atmıştı Mine... Ayrıca müzik bilgisi bakımından tabir
yerindeyse «tamtakır» sayılırdı. Hepsinden önemlisi —belki
de kendi açısından en büyük talihsizliği — bir furya
döneminde sahneye çıkıyordu. Anlayacağınız duruma hangi açıdan
bakarsanız bakın, sonuç Mine Mutlu için olumsuzdu.
Başında
söylediğimiz gibi aradan upuzun bir yıl geçti. Bu bir yıl içinde
köprülerin altından çok sular aktı. Mine Mutlu pek büyük bir
aşama yapamadıysa da, durumunu muhafaza etmeyi başardı, sinema
afişlerinden ve neonlardan ismi silinmedi...
-
«Evet, silinmedi,» diyordu. «Zira son anda aklımı başıma
toplamış, kendime bir yön çizmiştim. Her şeyden önce şu
soruyu cevaplandırmam gerekiyordu. 'Ben sahneden ekmek yemeğe devam
edecek miydim?' Bu soruya, 'Evet,' diye cevap verince ikinci bir soru
ortaya çıkıyordu: 'Nasıl?'...»
Mine Mutlu'nun
Etiler'deki evindeydik. Saatlerin öğleden sonrayı gösterdiği
sıcak mı sıcak bir günde bir yandan çayımızı yudumluyor, bir
yandan da Mine Mutlu cephesindeki son değişiklikleri konuşuyorduk.
Mine Mutlu biraz evvel sorduğu soruya yine kendi cevap vererek
sözlerine şöyle devam etti:
-
«Öyle ya madem sahnede kalmaya kararlıydım, bir şeyler yapmam
lazımdı. Perdedeki hayal Mine Mutlu'nun elle tutulur, gözle
görülür bir örneği olan sahnedeki Mine Mutlu’nun kısa bir
süre sonra hiç bir esprisi kalmayacaktı. Çünkü seyirci, halk,
hayranlarım beni görmüş, beni tanımış, bana doymuş olacaktı.
O halde onları daha başka yollarla kendime bağlamalıydım. Mesela
sesimle... Öyle de yaptım... Sahneye çıkışımdan bir yıl sonra
müzik dersi almaya başladım...»
Mine
Mutlu fazla kilolarını atmış. «Devamlı rejim yapıyor, formumu
muhafaza etmeye çalışıyorum,» diyor... Bu hem sahne, hem sinema
için gerekli,» diye ilave ediyor.
Madem
konumuz müzik, konuşmayı başka bir yöne kaydırmak istemiyoruz
ve dilimizin ucundaki soruyu soruyoruz:
-
«Peki bu, sizin ilk ders alışınız mı?»
-
«Hayır. Fakat bundan evvel aldıklarıma pek ders denmezdi, ilk
defa 1966 yılında, daha sinemaya geçmeden, Suat Sayın'dan 15 - 20
ders almıştım. Sonra o, öyle kaldı. Arkasından Orhan
Gencebay’dan 6 - 7 ders aldım. Aslında bizim gibi günleri
çalışmayla geçen insanların bir işe bağlanıp sistemli
çalışması çok zor... Fakat bu sefer işi çok ciddî tutuyorum.
Deveyle diyar darbı meselini bilirsiniz...»
O
sırada kapı çalınıyor. Mine Mutlu müsaade isteyip kapıya
gidiyor. Biraz sonra içeri orta boylu, gözlüklü bir bey giriyor.
Mine, «Size müzik hocam Şakir İncekara’yı tanıştırayım,»
diyor. Bir süre sonra da «Bilirkişi» olarak Şakir İncekara
konuşmamıza katılıyor.
Mine Mutluyla
konuşurken ilginç bir sırrını öğreniyoruz. Sahneye çıkarken
çok heyecanlanırmış Mine. Bu yüzden şarkıların sözlerini
unuturmuş. Bu iş sık sık başına gelince o da tutmuş Fatma
Girik’in kendisine öğrettiği gibi şarkıların güftelerinin
ilk satırını avucuna yazmaya başlamış...
-
«Fakat insan o kadar heyecanlanıyor ki, sırası geliyor güfteleri
avucuna yazdığını bile unutuyor!» diyor.
Bu
arada söze Şakir İncekara giriyor:
-
«Mine hanımın geç de olsa ciddi olarak müzik dersleri alması,
bu işi sıkı tuttuğunu gösteriyor. Ayrıca gerek sesinin tonu,
gerek kulağı bu işin üstesinden gelmesi için yeterli. Şimdi
nota, usul, solfej öğrenmesi gerekiyor...»
Sahneye
çıkmak, şarkıcı olmak elbette bir takım özellikler, bir takım
bilgiler gerektiriyor. Yani bir yanda Allah vergisi bir sesiniz
olacak, ama öte yandan işin tekniğini de, sesinizi kullanmasını
da bileceksiniz. Repertuarınız da sağlam olacak üstelik.
Hazırlayacağınız yeni şarkıları elbette plaktan da
öğrenebilirsiniz, ama bu şarkıları bir «hoca» ile geçerseniz,
hocanız arada bir sizi ikaz ederse çok daha iyi olur tabii...
Sahneye çıkışının birinci yılında Mine Mutlu da «doğru
yola» girmiş oluyor. Ama işin asıl sevindirici yanı ne biliyor
musunuz? Mine Mutlu bunu sahnede iyice başarı kazandıktan sonra
yaptı. Bir yıl önceki Mine Mutlu sahnede sadece «yeniliği»,
fiziği ve açık saçık elbiseleri ile tutunan bir sinema
yıldızıydı. Oysa bugün onu her seyreden «sesiyle, sahnedeki
hareketleriyle başarılı bir şarkıcı» olark nitelendiriyor ve
Mine Mutlu bunu yeterli görmüyor, yeni mesleğinde daha da ileriye
gitmek istiyor.
Mine Mutlu, Fuar
yolculuğuna çıkmadan önce kendine 81 şarkılık bir repertuvar
hazırlamış. Hocasıyle devamlı bu şarkıları geçiyor. Biz
müsaade isteyip ayrılırken onlar da bu 81 şarkıdan birini ele
almışlar, dünya işlerini bir kenara bırakmışlar,
çalışıyorlardı...(diğer haberler için aşağıdaki linke
tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder