Yeni
şartlar yeni meslekler yaratıyor. Bakıyorsunuz önceleri hiç mi
hiç ciddiye alınmayan bir konu günlerden bir gün «meslek»
haline gelivermiş. Mankenlikle foto modellik de böyle işte...
Eskiden bizde ne mankenlik bilinirdi, ne foto modellik. Peki,
bilinmezdi de defile yapılmaz mıydı, reklam fotoğrafları
çekilmez miydi? Çekilirdi elbet, defileler de yapılırdı ama
ortada ne profesyonel manken vardı, ne profesyonel model... Sonra
yıllar yılları kovaladı ve bir de bakıldı ki «mankenlik» de,
«fotomodellik» de belli vasıflar, belli nitelikler, belli şartlar
gerektiren bir meslektir. Hemen okullar açıldı, birçok genç kız
— ve onlardan çok daha az sayıda delikanlı — bu işe
eğildiler. Paşa paşa okullara gittiler, güzel güzel okudular ve
sonunda «mankenlik - fotomodellik» ciddiye alınır oldu
Türkiye'de... Bugün manken dedik mi en azından bir düzine isim
geliyor aklımıza: Figen Erman, Asuman Tuğberk, Aydan Adan, Sema
Nişantaşlı, Azra Balkan, Deniz Zorlu, Yelda Gürani, Şermin
Ayşın, Oya Tekin, Füsun Öztaş, Başak Gürsoy, Mine Harzade...
Bunlar da mankenlikle işe başlayıp, sinemada karar kılanlar:
Nebahat Çehre, Zühal Aktan, Pireye Uzun, Aydan Adan, Deniz Erkanat.
Defile takdimciliği de takdimcilik mesleği içinde özel bir yer
aldı. Günümüzde bu dalın star ismi —yani en iyi defile
takdimcisi— Halit Kıvanç... Erkan Yolaç, Sayra Orkan ve birkaç
isim daha arada bir defile takdim ediyorlar...
NASIL
MANKEN OLUNUR, NE KAZANILIR?
Mankenlik
de, foto modellik de özellikle son iki-üç yılda gençler
tarafından rağbet gören yepyeni iki meslek... Manken olmak için
okullar var. Çoğu manken, bu okulu bitirip «profesyonel» manken
oluyor. Bazıları da (Türkiye güzeli Asuman Tuğberk, ya da aynı
ünvanın sahibesi Yelda Gürani, Şermin Ayşın gibi) bir yarışma
sonucu «mankenliği» meslek olarak benimsiyorlar. Mankenlerin bir
kısmı bazı modaevleri ya da konfeksiyon atelyelerinin maaşlı
elemanı (bu maaş ayda 1000 liradan başlayıp 5000 liraya kadar
gidiyor)... Bunun dışında defilelerde mankenlerin (tabiî kendini
kabullendirmiş, adı bilinen mankenlerin) ücreti 1000 lira.
Fotomodellik ise mankenliğe oranla daha kazançlı iş... Erkek
fotomodeller resim başına 400 -1000 lira arasında para alıyorlar.
Kadınlar —her konuda olduğu gibi— bu konuda daha şanslılar.
Onların ücreti resim başına 500 liradan başlıyor, 5000 liraya
kadar çıkıyor.
Türkiye’de
«manken» yetiştiren başlıca iki okul var. Bunlar LCC ve Madam
Olga Olcay’ın okulu... Ayrıca çeşitli kurslar da düzenleniyor,
bu kursları bitirenler de manken oluyorlar.
Defileler
arasında en önemlisi Olgunlaşma Enstitüsü’nün yurtdışında
düzenlediği defileler. Mankenler için bu defileye katılmanın,
yurtdışına çıkmak. Avrupa görmekten önde gelen büyük bir
önemi var. Bu defilelere katılanlara defileden sonra «milli
manken» deniyor.
BİR
KRALİÇE SEÇİLİYOR
Geçen yıl LCC ile
Günaydın gazetesi birlik olmuş, Türkiye’nin ilk mankenler
kraliçesini seçmişlerdi. Bu yıl aynı yarışma 1971 için
tekrarlandı. Yarışmanın en iyi tarafı, katılmak isteyen
herkesin elini kolunu sallayarak LCC’ye gelmesi, kaydını yaptırıp
sıra numarası almasıydı. Sonunda 90'a yakın genç kızın jüri
önünden geçip puan savaşı verecekleri meydana çıktı. Bu,
meydana çıktı ama — her yarışmada, bu tür her müsabakada
olduğu gibi bunda da — kaydını yaptıranlardan bir kısmı son
dakikada cayıp gelmediler ve içlerinde Vasfı Rıza Zobu, Halit
Kıvanç, Aydan Adan, Asuman Tuğberk, Sezen Cumhur Önel, Haldun
Taner, Ümit Deniz gibi şöhretlerin de bulunduğu jüri, yarışmaya
gelen 78 adaydan yirmi beşini ayırdı. Bu 25 aday, jüri önünden
bir daha geçtiler, bu geçiş sırasında da 10’u daha elek
altında kaldı ve tam 15 genç kız, içlerinde kraliçe olmanın
umuduyla, günleri beklemeye başladılar. Günler birbiri ardısıra
gelip geçti ve nihayet «Büyük Final» geldi, çattı!
HALİT
KIVANÇ, MANKENLER VE «HALKOYU» İLE SEÇİLEN KRALİÇE
Büyük
finali Halit Kıvanç takdim ediyordu. Emek sineması iğne atsanız
yere düşmiyecek şekilde dolmuştu. Mankenler tek tek çıktılar,
önce sahnede yürüdüler, sonra salona inip halk arasında
dolaştılar, oradan balkona çıkıp orada da gülücükler
dağıttılar.
Sonunda
sinemanın girişinde davetiyelerini mühürletip bir «oy pusulası»
alan seyirciler oylarını verdiler ve sonuç belli oldu. 1971
Mankenler Kraliçesi Bahar Erdeniz'di. Semra Karaca 2., Ceycia
Karahan 3., Nur Alpan 4., Tuna Kargılı 5. olmuşlardı.
MANKENLER
KRALİÇESİ KONUŞUYOR
1971
yılının mankenler kraliçesi Bahar Erdeniz, Raquel Welch’i
andıran, uzun boylu, mevzun vücutlu, güzel, genç bir hanım. 17
mayıs 1950’de İstanbul'da doğmuş, doğumundan sonra gelip geçen
mayısların yirmi birincisi ona uğurlu gelmiş, taht sahibi
damadıysa da taç sahibi olmuş, ünvan sahibi olmuş.
Bahar
Erdeniz Amerikan Kız Koleji'nin orta kısmında okumuş. 16
yaşındayken elektronik mühendisi Yalçın Erdeniz'le evlenip
İsveç’e gitmiş, orada da 1 yıl psikoloji tahsili yapmış...
İsveç, biliyorsunuz sarışın insanlar ülkesidir. Güneşte bile
rastlayamazsınız İsveç'te rastlanan sarı renge, sarı
bolluğuna... Kelimenin tam manasıyla modern anlamda bir esmer
güzeli olan Bahar Erdeniz orada hemen dikkati çekmiş tabii, çok
yerden «Defilemizde mankenlik yapar mısınız?», «Bizim şirkete
fotomodel olarak girer misiniz?» şeklinde teklifler almış. Bunun
üzerine düşünmüş, düşünmüş ve sadece «deney» olsun diye
birkaç defa podyuma çıkmış, bir iki resim çektirmiş ve bu işi
yapabileceğini, yaparsa başarılı olacağına aklı kesmiş. Sonra
eşiyle birlikte Türkiye'ye gelmiş, LCC okuluna yazılmış. Okul
bu yarışmayı düzenleyince ona da katılmış tabiî... Sonucu
biliyorsunuz!
Bahar
Erdeniz’in bu, katıldığı ilk yarışma... Şimdiye kadar
«profesyonel olarak» hiçbir defileye çıkmamış. Okul bitinceye
kadar da çıkmayacak. Okul bittikten sonra «manken» olarak
çalışmaya kararlı. Şarkıcılığı bugüne kadar hiç
düşünmemiş. Tiyatroyu ise sadece seyirci olarak seviyor. Peki
sinema? Bahar Erdeniz, «Sinemadan teklif alırsanız ne yaparsınız?»
şeklindeki soruyla karşılaşınca gülüyor:
- «Şimdilik sinemayı
hiç düşünmüyorum,» diyor. «Önce okulumu bitirecek, sonra
mankenlik mesleğinde başarılı olmak için çalışacağım.»...(diğer
haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder