Ana içeriğe atla

Robert Mitchum'un Göçebe Hayatı

Robert Mitchum'un canı sıkılıyordu. Her zaman uykudan yeni uyanmış gibi şiş duran göz kapaklan, sanki biraz daha şişmiş, gözlerini iyice kapamıştı. Filim çevirmek için gelmiş olduğu bu şirin Akdeniz kasabasının neşeli havası da aktörün içindeki sıkıntıyı atmasına kâfi gelmemişti.. O gün canı hiç çalışmak istemiyordu.. Rejisöre haber gönderip biraz hava almak istediğini bildirdi.. Canı sıkılrken kamera karşısına geçip nasıl çalışabilirdi... Aktörün lojman olarak kullandığı seyyar evde ise siyah gözlü, kumral bir Akdeniz güzeli kendisini bekliyordu. Fakat Robert Mitchum'un hiç tanımadığı bu kadın hayranıyle konuşmaya bile hali yoktu.. Varsın beklesindi..
Filim setinde çalışan diğer sanatçılar, Robert Mitchum'un bu çeşit davranışlarına al şkın oldukları için, kırk sekiz yaşındaki aktörün o sabahki davranışlarını hiç yadırgamadılar.. Sanatçı, kendini koskoca dünyada yapayalnız, evsiz barksız hissettiği zamanlar hep böyle yapar, yerinden kıpırdamak istemez, çevresinde olanlarla ilgilenmezdi... Fakat bereket bu tuhaf tututumu fazla sürmez, bir süre sonra toparlanıp eski çalışma temposuna ayak uydururdu...
1959 yılında Hollywood'u terkeden Robert Mitchum, karısı ve üç çocuğuyle beraber, Amerika'nın bir başka köşesine yerleşmiş, fakat filim çalşmaları sanatçının eşi ve çocuklarıyle uzun zaman bir arada kalmasına fırsat bırakmamıştı.. Daha sonra da ordan oraya dolaşmaya kendini adamakıllı alıştıran aktöre, uzun zaman evde oturmak zor gelmeye başladı. Robert Mitchum, bu garip yaşayışına bakarak: «Ben bir göçebeyim» diyordu.
«On yedi yaşındayken evimden kaçtım ve o gün bu gündür de böyle diyar diyar dolaşıyorum. Tabii bir şehirde altı, yedi yıl yaşadığım da oldu, ama hep günün birinde başka bir yere gitmek ümidiyle, hayaliyle...»
Robert Mitchum'un göçebe hayatına karisiyle, çocukları katılmıyorlar. Aktörün büyük oğlu Jim Mitchum, Hollywood'da çalışıyor. Küçük oğlu da kolej tahsilini tamamlamak üzere. Kızı ise annesiyle beraber arasıra babasını görmeye geliyor.
Bir ara Mitchum'ların ayrılmaya karar verdiklerine dair de dedikodular çıkarılmıştı. Fakat Robert Mitchum, bunca yıl kahrını çeken, çocuklarına bakan vefakar kadını yapayalnız bırakmaya gönlünün razı olmadığını açıklayıp dedikodulara son vermişti..
Robert Mitchum, filim çevirmek için daima Amerika'dan uzak ülkeleri seçer. Filim çalışmaları sona ererken de karısına haber gönderip oturdukları evi satıp yeni bir ev almasını bildirir ve işlerini tamamlayınca da bu yeni eve gider. Fakat o kadar çok yer değiştirdiği için aktörün ev adresini kaybedip sekreterine evini arattırdığı da Robert Mitchum'un hayatında sık sık olur.
Bayan Mitchum, göçebe bir aktörün karısı olmaktan asla şikayetçi değil. Kocasının yıllardır ruhi bir sarsıntı geçirdiğini ve günün birinde her şeyin gene eskisi gibi olacağına inanıyor. Şimdilik Robert Mitchum'un emirlerine uyup ev satıp ev satınaimakla vakit geçiriyor. Aktörün bugüne kadar çevirdiği fiiimlerden kazandığı para da, Mitchum ailesinin istedikleri yerde, diledikleri şekilde yaşamalarına bol bol yetiyor.. Bayan Mitchum yılda birkaç kere çiftlik satıp ev alıyor, ev satıp apartıman alıyor ve böylece de günler gelip geçiyor.

Amerikan sinemasının en belli başlı aktörlerinden biri olan Robert Mitchum ise, ilerleyen yaşma ve yıllarca çalışmanın vücudunu adamakıllı yıpratmasına rağmen, «Ne yapayım, oturacak evim yok, onun için ben de durmadan filim çevirip oradan oraya dolaşıyorum» diyerek, ayağında demir çarıklar, elinde asası olan dervişler gibi ülke ülke dolaşıyor. Birçokları ondan söz ederken «James Dean'in yaşlanmışı» demekten kendilerini alamıyorlar... Gerçekten de öyle... Robert Mitchum, sinema dünyasının asi göçebesi... Fakat bu sayede, milyonların da sevgisini kazanıyor. Her gittiği yabancı ülkede baş tacı ediliyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Filiz Ersürer Sevgisini İçine Attı

Gazino patronu Oğuz İslamoğlu ile yaşadığı büyük aşkın bitimine üzülüp, sevgisini kalbinde kurutmaya çalışan Filiz Ersürer son günlerde büyük bir olgunluk örneği gösteriyor. Turizmci sevgilisinden ayrılıp manken sevgilisi Mine ile sık sık görülmeye başlayan eski gazinocu sevgilisini kıskanmak bir yana, rakibesine koltuk çıkarak yakışmışlar bile diyebiliyor, mutluluk dileyebiliyor... A şk bambaşka bir duygu. Zor başa gelir, kalpten de zor atılır, insan sevdiği ile dünyayı unutur, unutur da kaybettiği zaman tüm dünya onu unutturmayı başaramaz. Böylesine yüce bir duygu, o sevenin kalbinde yücelen insanla güzeldir işte ve o insan yok olunca tüm güzellikler çirkine dönüşür, kahkaha atılan anılar gözyaşlarıyla beslenir. İşte böylesine bir aşk ve bu aşkın bitişiyle, sonrasından bahsedeceğiz şimdi. Genç ama başarılı bir gazinocu olan Oğuz İslamoğlu ile Filiz Ersürer'in beraberlikleri gerçekten de parmak ısırtacak kadar güzeldi. Filiz Ersürer'e manevi desteğinin yanısıra ev tut...

İmparator Kadir İnanır

Genç kadın neşeli bir şekilde garaja gider ve kocasının arabasını çalıştırır. O anda müthiş bir patlama olur. Garaja koşan Şehmuz, karısının cansız vücuduyla karşılaşır. Kucağına alır karısını, hastaneye yetiştirmeye çalışır. Fakat iş işten geçmiştir. Şehmuz artık kızı Mine ile beraber yalnız yaşayacaktır. Ancak intikamını aldıktan sonra... Yönetmenliğini Melih Gülgen'in yaptığı, senaryosunu Erdoğan Tünaş'ın yazdığı ve Çetin Gürtop'un görüntülediği «İmparator» filminin setindeyiz. Kanlıca'nın Kavacık köyünde Berker İnanoğlu'nun köşkünde yapılan çekimlerin en zor planı, Şehmuz ( Kadir İnanır )'un arabasına binen Nevin ( Seda Sayan )'in arabaya konan bombanın patlaması sonucu ölmesi. Bunun için İnanır'ın arabasının camlan yapıştırıcı sürülerek kırılmış gibi yansıyacak beyazperdeye. Camın üzerine biraz saman ve kiremit tozu dökülerek gerçekleştirilir bu sahne. Bu arada samanların tutuşturulmasıyla sağlanan duman, bombanın patlaması sonucu oluşmuş d...