Ani
bir kararla Tamer Yiğit'ten ayrılan, Şükrü Ersoy’la evlenmeye
karar veren, hatta nikah işlemlerini tamamlayan fakat nikah günü
nikah memurunun karşısına oturmaktan vazgeçen Sevda Ferdağ ile
halen çalışmakta olduğu Gar Gazinosu nun kulisinde konuşuyoruz.
Üzgün. Üzgün ne kelime, bitkin Sevda Ferdağ. Zayıflamış,
gözlerinin altı çepeçevre mor mor lekelerle dolmuş. Halinden
tavrından, oturuşundan kalkışından, bakışından, konuşurken
sesinin tonundan, sözün kısası bütün hareketlerinden koyu bir
pişmanlık içinde olduğu anlaşılıyor. «Evet,» diye söze
başlayarak dalgın dalgın konuşuyor. «Tamiri imkansız hatalar
yaptım ben son bir ay içinde. Hayatımı, mutluluğumu, aşkımı,
sevgimi yıktım. Canımdan daha çok sevdiğim erkeğimi kaybettim.
Ama kararlıyım, bana dönsün veya dönmesin onu ölünceye kadar
bekleyeceğim. Bugüne kadar olduğu gibi gene yalnız onu seveceğim,
yalnız onun için yaşayacağım. Ben her şeyimle ona aitmişim,
onun için yaratılmışım. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum.»
Sevda
Ferdağ, konuşmasının burasında duruyor, derin derin soluyor.
Göğsü körük gibi inip inip kalkıyor. Bir sigara yaktıktan
sonra bu defa sinirli sinirli konuşmaya başlıyor:
-
«Tamer yıllardır, «bugün - yarın, bugün - yarın» diyerek
oyaladı beni. İzzeti nefsimi ayaklar altına aldı. Kadınlık
gururumu zedeledi. Sokakta rastladığım hayranlarım, evime her gün
gelen yüzlerce hayran mektubu, gazinolardaki dinleyicilerim her
fırsatta, 'Ne zaman? Ne zaman?' diye sitem ederek, bazen ateş
püskürerek beni sigaya çekiyorlar, hep evlilik tarihini
soruyorlardı. Bunları duydukça, okudukça çıldıracak hale
geliyordum. İşte böyle bir gecenin sabahında kendini kaybettim.
Tamer’e restimi çektim, uzun zamandan
beri
müşterek dostlarımız vasıtasıyle bana evlenme teklif eden
Şükrü'ye 'Evet,' dedim. Keşke çenem tutulaydı da bu kelime
ağzımdan çıkmasaydı! Gerçi nikah memurunun önüne gitmeyerek
hatamı tamir ettim, ama bu hareketimle Tamer'i yaraladım. Hoş bir
bakıma iyi oldu... O da anlasın aşkın, sevginin ne demek
olduğunu... Biraz da o ızdırap çeksin!»
Bıraksak
Sevda Ferdağ günlerce konuşacak belki. İçi dolu. 'Aşk ağlatır,
dert söyletir,' misali anlatıyor da anlatıyor. Fakat sahne amiri
sırasının geldiğini söyleyip gidince o da aynanın karşısında
makyajının son retuşlarını yapıyor, bir yandan da «Aman
çocuklar,» diyor. «Tamer’i kıracak bir şey yazmayın.
Seviyorum onu ve unutamıyorum.»
Ve
sahneye çıkan Sevda Ferdağ alkışlar arasında ilk olarak şu
şarkıyı söylüyor: «Unutturamaz seni hiç bir şey unutsam da
ben...»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder