Sema Özcan, Zeynep
Aksu'yu kraliçeler gibi karşılayıp evine buyur etti, sonra
karşısına geçip: «Hoş geldiniz,» dedi...
Zeynep Aksu da Sema
Özcan'la tanışmaktan son derece memnundu. «Hoş bulduk!» derken
gözlerinin içi gülüyordu.
Sonra... Sonra Sema
Özcan sordu, Zeynep Aksu cevap verdi; Zeynep Aksu sordu, Sema Özcan
cevap verdi.
Ama Zeynep Aksu'yla
Sema Özcan sinemadan hiç konuşmadılar, dertleşmediler. Nasıl
dertleşsinler, aynı meslekte çalışmıyorlardı ki!... «Nasıi
olur, Sema Özcan da Zeynep Aksu gibi sinema yıldızı değil mi?»
diye sormayın. Değil tabii, bu Sema Özcan başka Sema Özcan!
Deminden beri sözünü
ettiğimiz Sema Özcan Esentepe'de değil, Bakırköy'de oturuyor.
Bir sinema yıldızı değil, öğrenci. Lise 1'e gidiyor, edebiyat
kolunda I. sınıfta okuyor. Güneri Tecer, Orhan Şener, Engelbert
Humperdick ve Adamo'nun bir numaralı hayranı. «Yerli sinema
yıldızlarından kimleri beğenirsiniz?» diye sorulunca gözlerinin
içi gülüyor: «Tabii önce Zeynep Aksu’yu,» diyor. Sonra bir an
duraklayıp düşünüyor ve «Hülya Koçyiğit, Ekrem Bora ve
Kartal Tibet'i de takdir ederim.» diye ilave ediyor.
BİR YILDIZ VE
HAYRANI
Zeynep Aksu'yu evine
davet eden, kurada kazanan Bakırköylü okurumuz Sema Özcan'ın
evine girişimiz bir alemdi. Sokakta, saatlerden beri yolumuzu
bekleyen Zeynep Aksu hayranları bir anda arabamızın etrafını
çevirivermişlerdi. Genç yıldız daha ayağını otomobilden
dışarıya atar atmaz dört bir taraftan alkış sesleri yükseldi.
Özcan'ların iki katlı evlerinin üstüne asılmış ve beyaz zemin
üzerine yeşil boya ile yazılmış «Zeynep Aksu Hoş Geldin»
pankartını işte bu sırada gördük. Evin içi bir başka alemdi.
Ortalık iyice yatıştıktan, yıldız ziyaretlerinde sık sık
rastladığımız o hay - huy geçtikten sonra Sema Özcan Ta Zeynep
Aksu başladılar konuşmaya:
- «En beğendiğiniz
artistler kimlerdir Zeynep Hanım?»
Hayret, Zeynep Aksu
meslektaşlarının yüzde doksanı gibi «Bilmem,» veya «Hepsini
beğenirjm, hepsi arkadaşımdır!» demiyor, aksine isimleri peşpeşe
sıralıyor:
- Türkan Şoray, Mine
Mutlu, Hülya Koçyiğit ve Sadri Alışık’ı beğenirim.»
- «Peki, ya en
beğendiğiniz filminiz?»
- «Damga... En çok o
filmi beğeniyorum. Ya siz benim en çok hangi filmimi beğendiniz?»
Sema Özcan gülüyor:
«Ayırt etmiyorum Zeynep hanım,» diyor. «Sizin bütün
filimlerinizi beğenirim ben! Her halde siz oynadığınız için
olsa gerek...»
Birden odada
bulunanlardan biri, tebessüm ederek, «Ediz Hun'u beğeniyor
musunuz?» diye ev sahibine bir soru yöneltiyor. Ne desin şimdi
Sema Özcan: En beylik cevabı veriyor:
- «Takdir ediyorum
tabii,»
Sonra sofraya buyur
ediliyoruz. Oturma odasındaki sohbet sofra başında devam ediyor.
Zeynep Aksu kendisine sıcak bir ilgi gösteren bu samimi insanların
arasında vakti unutmuş gibi. Ama bizim gözümüz saatte. Buradan
İstanbul'un karşıyakasına geçeceğiz, Göztepe'ye gideceğiz.
Nihayet ayrılık saati geliyor. Zeynep Aksu kendisine ilginin en
büyüğünü gösteren Özcan ailesine «Allahaısmarladık,»
diyor.
HER YERDE ZEYNEP
VAR!...
«Sevdiğiniz Yıldız
Evinizde» kervanının durakları arasında Göztepe de var.
Bakırköy'den Kabataş'a geliyoruz, arabalı vapurla karşıya geçip
Göztepe'nin yolunu tutuyoruz. Zeynep Aksu’yla İstasyon
Lojmanlarında oturan ses okuru Tülin Sal'ı ziyarete gidiyoruz.
Göztepe'yi bilenler
hatırlar, istasyonun yanında bir pastane vardır. Gideceğimiz ev
işte bu pastane ile istasyon arasındaki daracık yolun tam sonunda.
Hoş, zaten adres olmasa da bulursunuz ya evi!... Sokak sanki bayram
yeri gibi... Tıklım tıklım. Alkışın, tezahüratın haddi,
hesabı yok. Tülin Sal, evin küçük giriş kısmını balo
salonuna çevirmiş. Rengarenk krapon kağıtlarla duvarları
süslemiş. Günlerce sinema sinema dolaşıp birkaç filim afişi
toplamış, afişlerdeki Zeynep Aksu resimlerini kesip Itinayle
kartonlara yapıştırmış, evin duvarlarına asmış. Başınızı
hangi tarafa çevirseniz bir Zeynep Aksu resmi, nereye baksanız
«Zeynep Aksu - Hoş Geldiniz» yazısı
Zeynep Aksu böyle
içten bir şekilde karşılanışından son derece memnun... Hep
birlikte içeriye giriyoruz... İlk dakikaların çekingen havasını
dağıtmak için, Zeynep Aksu'yu evine davet eden ve kurayı kazanan
ikinci Ses okuru Tülin Sal’la konuşmaya başlıyoruz. Tülin Sal
bu yıl Erenköy Kız Lisesi'ni bitirmiş. Annesi ve babası Göztepe
istasyonunda çalışıyorlar. Kendisi de yakında demiryollarında
görev alacakmış. Zeynep Aksu'dan başka sinemadan Türkan Şoray'ı,
Ediz Hun'u, Cüneyt Arkın'ı, Kartal Tibet'i beğeniyor. Elizabeth
Taylor, Marlon Brando ve Richard Burton üçlüsü de Tülin Sal'ın
dünya sinemasındaki favorileri. Şarkıcılardan Zeki Müren’le
Behiye Aksoy’u, şarkılarından da «İnleyen Nağmeler» i
seviyor.
Bu sevilen şarkı
sorusu Zeynep Aksu'yle SES okuru olan hayranı arasındaki soru -
cevabın başlangıcı oluyor. Tülin Sal, bize «İnleyen Nağmeler,»
cevabını verdikten sonra dönüyor ve şöhretli misafirine ilk
soruyu soruyor:
- «Siz hangi şarkıyı
seviyorsunuz Zeynep hanım?»
Zeynep Aksu en çok
«Ağlama Değmez Hayat» adlı şarkıyı seviyormuş. O sırada
dışarı gidip gelen Tülin Sal elindeki kâğıdı Aksu'ya
gösteriyor.
- «Sizi karşımda
görünce heyecanlanırım, aklıma hiç bir soru gelmez diye
düşünüp, önceden bazı sorular hazırlamıştım,» diyor.
«Acaba sorabilir miyim?» Ve sonra hayranı soruyor, Zeynep Aksu
sorulanlara bir bir cevap veriyor. Tabii biz de merakla dinliyoruz:
- «Asıl adınız
nedir?»
- «Füsun Demiroğlu»
- «Yaşınız,
boyunuz, kilonuz?»
- «20 yaşındayım.
Boyum 1.72, kilom 61»
- «Evlenmek istiyor
musunuz?»
Soru diye buna denir
işte! Bakalım
ne cevap verecek Zeynep
Aksu bu soruya:
- «Her genç kız gibi
ben de evlenmek isterim tabii... Ama zaman çok önemli evlilik
konusunda.»
Tülin Sal dur-durak
nedir bilmiyor... Sorular soruları izliyor:
- «Peki, evlenmek için
erkekte meslek arar mısınız? Yahut şöyle sorayım: Sinemadan
biriyle evlenir misiniz?»
- «Vallahi, benim için
meslek önemli değil. Yeter ki birini sevebileyim.»
- «Ya sevdiğiniz
erkek tipi?»
- «Uzun boylu,
esmer... Yeter mi.»
Tülin Sal'ın yüz
ifadesine bakarsak yetmez, ama bu konuda Zeynep Aksu'dan fazla laf
çıkacağa da benzemez!
Mevsim kışa dönmüş,
akşam karanlığı çabuk çöküyor. Dışarıda hazırlanan masada
çaylar içiliyor özel olarak yaptırılan ve üzerinde «Zeynep
Aksu - Hoş Geldiniz» yazılı pasta kesilip yeniyor. Sonra oradan
da ayrılıyoruz. Zeynep yolda hep iyi şeyler söylüyor. «Bugün
karşılaştığımız insanlar ne kadar iyi, ne kadar samimiydi
değil mi?» diyor.
BALIKESİR YOLUNDA
Öğleye doğru yola
çıkmış ve iki defa ölümle burun buruna geldikten sonra
hadiseli, kazalı bir yolculuğun sonunda Balıkesir'e girmiştik.
Biri İstanbul'dan hemen çıkınca, diğeri Bursa'nın 20 km.
ilersinde atlattığımız iki büyük kaza bizde sinir namına bir
şey bırakmamıştı. Şehre girip biraz yol aldıktan sonra aklımız
başımıza gelmişti. Hemen defterimizi çıkardık, adrese baktık.
O sırada Zeynep Aksu'nun sesi duyuldu:
- «Yok çocuklar bugün
muhakkak bir şey var. Şu kalabalığa bakın. Galiba bir kaza
oldu...»
Kalabalık yolun bize
göre solundaydı. Biz de sağ tarafa yanıştık. Pencerenin camını
indirip: «Ferah Evler neresi?» diye sormamıza kalmadı, «Geldiii!»
diye bir feryat kulaklarımızda çın çın öttü. Meğer bütün
mahalleli saat 15,00'ten itibaren Zeynep Aksu'nun yolunu gözlermiş.
Sonra sokakta saatlerden beri bekleyen muazzam kalabalığı yara
yara Sevim Güngör'ün evine girebildik.
İçerinin hali
dışarıdan bin beter. Her odada siz deyin 20, biz diyelim 30 kişi
var. Bırakın adım atmayı, nefes almak bile imkansız. Ortalarda
da kendini helak edercesine dolaşan, herkesin isteği olsun, kimse
kırılmasın diye çırpınan bir kadın. Neyse, sonunda Sevim
Güngör'ün annesi olduğunu öğrendiğimiz İffet hanımın
yardımıyle odalardan birini boşaltmaya muvaffak olduk, boş odaya
Zeynep Aksu, Sevim Güngör ve arkadaşlarını alıp biraz rahat
ettirdik.
Sevim Güngör 17
yaşında, Ticaret Lisesi ikinci sınıf öğrencisi, ağır tavırlı,
yaşına göre olgun bir genç kız. Zeynep Aksu, Hülya Koçyiğit
ve Kartal Tibet'i takdir ediyor, Johhny Hallyday ile Erol
Büyükburç'un seslerini beğeniyor. Babası Halil Güngör 2 ay
önce emekli olmuş, lojmandan çıkıp kendi evlerine gelmişler.
Sevim'in en büyük özelliklerinden biri de son derece arkadaş
canlısı oluşu... Her halde bu özelliğini insanları çok seven,
iyilik yapmaktan zevk alan annesinden almış olacak.
Balıkesir'li okurumuz
Sevim Güngör'ün evinde neler mi oldu? Her ziyarette olacak
olanlar. Sorular soruldu, cevaplar verildi, imzalar alındı, plaklar
çalındı, ve sonunda da ayrılık vakti geldi çattı. Zeynep Aksu
geceyi Balkesir'de geçirecek, ertesi gün de yola çıkacaktı.
NEYSE HALİ, O
ÇIKSIN FALİ...
Ertesi gün, yani pazar
sabahı uyanıp aşağıya inince (Zeynep'in deyimiyle) «Kibar,
Sevim'i, Melek yüzlü Sevinç'i, Sevimli Nedret'i ve Samimi Ayşe'yi»
aşağıda bizleri beklerken bulduk. Hep birlikte Çamlık'a gidildi,
sonra BalIkesirliler bize şehir dışına kadar refakat ettiler,
onuncu kilometrede bizlerle vedalaştılar. Yalnız bu arada bir gün
önce davetli olduğu için Sevim’lerin evinde bulunmayan Şükriye
hanımın baktığı faldan da bahsetmeden geçmeyelim. «Zeynep bir
adak adamışmış. Artık o adağı ne için adamışsa, o iş
oluyormuş.» Bu iş her neyse, Zeynep pek fazla sevindi bu habere.
Sonra... Kilometreler
kilometreleri yuttu. «Sevildiğini görmek, insanların bir karşılık
beklemeden sana sempati beslediklerini görmek ne güzel şey,»
diyen Zeynep Aksu gördüğii büyük ilginin mutluluğu içinde
güldü, söyledi ve Kızıltoprak'ta annesi Nesrin hanımın
demlediği tavşan kanı çayı içerken: «N'olur» dedi. «Benim
ağzımdan bir daha teşekkür ediverin. Sema'ya, Tülin'e, Sevime,
Sevinç'e, daha doğrusu, herkese, her şey için binlerce
teşekkür.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder