Ana içeriğe atla

Cuna'nın Esrarı Dünyayı Sardı


Şimdi yalnızca Rusya değil, bütün Avrupa ondan bahsediyor: Cuna... Kim bu kadın? Neyin nesi? Ne yapıyor?.. Cuna kelimenin tam anlamıyla modern bir büyücü... Neler yapmıyor ki. bu esmer güzeli esrarengiz bakışlı kadın. Hastaların acılarını dindiriyor, yaşları gençleştiriyor ve solan çiçekleri yeniden açtırıyor..
Cuna 33 yaşında. Resmi yazışmamızda kullanılan adı «Yoldaş Yevgeniya Yuvaşevna Davitaşvili»... Ama herkes onu kısa adı «Cuna» ile tanıyor. Söylendiğine göre Cuna'nın ellerinden görünmeyen bir enerji fışkırıyor, belki de bir elektrik gücü, hatta karanlıkta Cuna'nın başının üstünde bir ışık halesi gördüklerine dair yemin edenler de var... Ve Pravda gazetesinden, Polit Büro üyelerine kadar herkes Cuna'dan sözediyor...
Moskova'da yaşayan besteci Maçavariani, Cuna'nın yaptığı 15 seanstqn sonra bronşit - astarımdan kurtulduğunu söylüyor. Sovyetler'in halen tarımmış şairlerinden olan Bella Ahmadulina, sanatçı Ceidze ve mizah yazarı Raikin de Cuna tarafından tedavi görüp çeşitli fizikse acılardan kurtulanlar arasında.
Raikin'in 30 seanstık bir tedavidenn sonra Brejnev'e bir mektup yazdığı ve Cuna'nın tedavisini överek kendisine yeni olanaklar tanınmasını istediği belirtiliyor. Lenin ödülü sahibi şair Gamsatow da Cuna'nın müşterileri arasında. 57 yaşındaki şair, Cuna'nın yardımıyla bel ağrılarından kurtulmuş ve yaşama sevincine yeniden kavuşmuş. Cuna için bestelenen «Cuna Cuna Senin Büyülü Ellerin» adlı şarkı şimdi bir Sovyet Pop grubu tarafından her yerde çalınıp söyleniyor...
«Pravda» ve «Komsomolskaya Pravda» gazetelerinde bu konuda bir makale yazan gazeteci Kolodny ise şunları söylüyor:
«Cuna gözlerimin önünde ellerini bir demet solmuş gül üzerinde gezdirdi ve ister inanın, ster inanmayın, güllerden önce yoğun bir gül kokusu yükseldi, sonra yapraklar yeniden açmaya başladılar...»
Cuna'nın şöhreti Moskova sosyetesi içinde böylesine yayılıp giderken, «Nomenklatura» yani ayrıcalıklı tabakanın mensuplan da, akşam geç saatlerde siyah Limusinlerini göndererek, Cuna'yı özel seanslar için evlerine davet ediyorlar.
Bir zamanlar Rusya'da 1915 yıllarında Car'ı ve Çariçe'yi ve Kremlin Sarayı çevresini bakışlarıyla ve telkinleriyle büyüleyen, ipnotize eden ve hastalıkları iyileştiren ünıü Rasputin vardı. Ancak şimdi ortaya çıkan bu dişi Rasputin, onu bastıracağa benziyor, çünkü bugün Cuna'ya kucak açanlar arasında Sovyetler Birliği’nde iktidarı elinde tutan en ünlü kimseler bulunuyor..
VE BREJNEV.
Yalnızca bu tanınmış Sovyet yöneticilerinin değil, sonunda bizzat Brejnev'in de kendisini Cuna'nın yatıştırıcı ellerine teslim ettiği söyleniyor... Brejnev bilindiği gibi son yıllarda sağlık açısından oldukça kötüleşmişti ve Sovyetler'de Brejnev'in yerine kim geçecek tartışmaları bile başlamıştı. Ancak son birkaç ay içinde Brejnev'in oldukce sağlıklı görünmesi, Cuna’nın tedavisine bağlanıyor... Hatta Brejnev'in son olarak Prag'daki Kongre esnasında cebinden kuçuk bir şişe çıkarıp içindeki kahverengi bir sıvıyı içtiğini gözleyenler, bu sıvının Cuna tarafından hazırlanmış özel bir iksir olduğunu ileri sürüyorlar.
Cuna, hastalarını hiç soymadan, sadece çoraplarını çıkartarak bir yatağa yatırıyor ve sonra ellerini vücutlarına hiç değdirmeden, çok yavaş bir şekilde üzerlerinde gezdirmeye başlıyor. Ve ellerini gezdirirken, hastanın geçmişte ne gibi hastalıklara uğradığını, nerelerinden şikayetçi olduğunu, hatta ameliyat olup olmadığını bir bir söylüyor...
Hastaların gözleri bir yandan hayretten faltaşı gibi açılırken, bir yandan da vücutlarındaki çeşitli ağrıların ve sızıların yavaş yavaş uçup gittiğini ve bedenlerine bir zindelik, bir uyum ve dinçlik geldiğini hissediyorlar. Cuna'nın müzmin bel ağrılarını bile bir el gezdirmesiyle iyileştirmesinin sırrı henüz bilimsel olarak açıklanmış değil. Bilim adamları vücutta taşınan elektrik gücü ve hücrelerin salgıladığı elektrik akımı üzerine araştırma ve incelemeler yaparak bu konuyu aydınlatmaya çalışıyorlar...
Bir zamanlar bu tür yöntemlere «Batıl inanç» gözüyle bakılan Rusya'da, Kremlin'den başlamak üzere herkes Cuna'dan medet umuyor. Batı ülkelerinde bu yeni salgının biraz alayla karşılandığını da kaydetmeden geçmeyelim.
Kafkasyalı bu genç kadın, tenine sımsıkı yapışan siyah elbiselerle geziyor ve ard arda sigara içiyor. Kısa süre önceye kadar Marlboro içen Cuna'nın şimdi Lord Extre içmeye başladığı söyleniyor.

Dans etmesini çok seven Cuna şimdilik Moskova civarında Uliza Viktorianka'da lüks bir villada yaşıyor. Ama bu gidişle Cuna'nın Kremlin'e çok daha yakın bir yere taşınması ve «Dişi Rasputin» görevine orada devam etmesi de uzak bir ihtimal olmasa gerek...(diğer haberler için aşağıdakilinke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Ceyhan Cem'den Büyük İddia

Selçuk Ural'la beraberliğimiz 1966 Aralık ayında başladı. Daha önce de arkadaştık ama, sadece gezip tozuyorduk. Ne o bana, ne ben ona karışırdık. Bir gün bana Bütün erkek arkadaşlarla ilgini keseceksin. Filmleri bırakacaksın... Gazetecilere, artistlere selam vermiyeceksin dedi. Beni apayrı bir insan yapmak istiyordu. "Bunu zaman gösterir" diye teklifini kabul ettim. Bir arkadaşın evinde kalıyorduk. O Batı Kulüp'te çalışıyordu. Maddi vaziyetimiz iyi değildi. Arabasını satması o sıraya rastlar. Sonradan benim yüzümden sattığını söylemiştir ki, bu doğru değildir. Borcunu ödiyemediği ve şıklığa fazla düşkün olduğu için satmıştır. Bir süre sonra çalışmağa Ankara'ya gitti. Para yollıyacağını söylediği halde sözünü tutmadı... Kavgalarımız bir türlü bitmedi. Günün birinde bana evlenme teklif etti. "Birbirimizi tanımıyoruz... Daha ileride" dedim. Kurtuluş’ta bir ev tuttuk.Bütün istediklerimi almağa başladı. Israrla benden çocuk istiyordu."Gözü, duda...

Nükhet Duru'nun Çıplaklığı Başına Dert Oldu

ARTIK Nükhet Duru gecede 3-4 yerde sahneye çıkan bir uvertürdür. Repertuvarına daha bir dikkat eder; saçına, giyimine, hareketlerine daha bir özen göstermeye gayret eder. Bu arada Yeşilçam'dan da film teklifleri gelmektedir. Ve yıl 1970'tir. Ayhan Işık, Bahar Erdeniz ve Yusuf Sezgin 'in başrolleri paylaşacakları bir filmin hazırlıkları yapılmakta ve bu filme bir kadın oyuncu aranmaktadır. Ve Nükhet Duru adında karar verir yapımcılar. O günleri de şöyle anlatır Duru: «Bir gün çalıştığım gazinonun kulisine bir prodüksiyon amiri geldi. 'Nükhet Hanım hikaye tam size göre, Ayhan Işık'la oynayacaksınız' dedi. «Ben 'Oynayamam, imkanı yok' dedim. Adam 'Neden?' diye sordu. «'Zaten gecede üç dört yerde sahneye çıkıyorum. Gündüzleri de uyuyorum filmi ne zaman çekeceğiz. Film çekmeye zamanım mı var?' dedim. «'Biz çekim saatlerini sizin boş saatlerinize göre ayarlarız' dedi adam. «Sonra çekimler başladı. Ben ne filmin adını b...

Meral Zeren Savaşa Böyle Girecek

14 yıldır sinema dünyasında şöhret kavgası veren Meral Zeren iki yıllık aradan sonra yeniden kamera karşısına döndü. Başrolünü oynadığı “Çiçek” filminde bile yarıçıplak sevişmeyi, öpüşmeyi kabul etmeyen yıldız ilk kez yeni şöhret politikasını ŞEY’e anlattı ve yine 14 yıldır gizlediği seksapelini ŞEY objektifine sergiledi. Ve sonunda 14 yıldır süren bir namus davası daha bitti. Ama bu dava iki kişi arasında değil bir kişinin ruhundaki iki ayrı kişiliğiyle sürdürdüğü anamus davasıydı ve bu kişi de sinemanın güzel yıldızı gazino sahnelerinin aranılan şarkıcısı Meral Zeren’di. Evet, şimdi bir hafta öncesine göre ruhen büyük değişime uğramış bir Meral Zeren var artık. İki yıllık aradan sonra tekrar Yeşilçam'a dönen ve başrolünü oynadığı “Çiçek” adlı filmde bile yarıçıplak yatağa girip sevişme sahnesine “Hayır” diyen Meral Zeren yok artık. Günün şartlarına, günün sinema anlayışına göre sanat kumarını kurallarıyla oynamayı kabul eden bir Meral Zeren var. Ve bu Meral Zeren eski Mera...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...