
Galatasaray
Lisesi mezunu olan ve bir süre Avrupa'da yüksek öğrenim yapan
Tanju Korel de durumun biraz «garip» olduğunun farkında. «Her
halde dünyanın hiç bir yerinde, bir artist iki ayda 8 filim
çevirmez,» diyor.
-
«Peki siz niçin çevirdiniz?» sorusunu soranlara da bu durumun
«nedenini» şöyle açıklıyor:
-
«İlleri var bizim ile benzemez» diyen türküdeki gibi Yeşilçam
da diğer ülkelerin sinemalarına benzemiyor. Dışarıda bir artist
yılda fazla değil 5 filim çevirince herkes hayretler içinde
kalıyor. Bizde durmuş oturmuş, kendini kabul ettirmiş starlar
yılda 10-12 filim çeviriyorlar, bu normal karşılanıyor. Yine
Türk sinemasının kuralların
dan
biri de şudur: Avantür filimlerde bir yere gelmek isteyen jön bir
süre çok fazla filim çevirmek zorundadır. Ben de bu yüzden çok
filimde oynuyorum işte...»
Aslında
Tanju Korel'in dediği doğrudur. Avantür filimlerde oynayan jönler
önce yanlarında isimleriyle filim satan kuvvetli yardımcı
oyuncularla (Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu gibi) oynarlar. Bu
filimlerde halk onları tutarsa yapımcılar bu defa da onları
«yardımcı oyuncusuz» filimlerde denerler. Jön için asıl dar
boğaz orada başlar. Halk şöhretli yardımcı oyuncuların
desteğinden yoksun olarak bir filmin mesuliyetini tek başına
yüklenen yeni jönü tutmazsa o jön olacağı kadar olamadan
kaybolur gider Yeşilçam'dan, Aksi halde yıldızlık yolunda hızla
yol alır ve günün birinde adını «yıldız oyuncular» arasında
saydırır. Tanju Korel için de aynı formül uygulandı ve sonunda
Tanju dar boğazı geçmeyi başardı. İki ayda 8 filim yapması bir
açıdan önemlidir, ama bir artistin hepsi de başrol olmak üzere 2
ay içinde 8 filim teklifi alması bizce ondan da önemlidir. Onun
sinemada kendine sağlam bir yer yaptığını ispat etmese bile en
azından «aranan bir oyuncu» olduğunun delilini teşkil eder.
Şimdi
Tanju Korel yeni kararlar arifesinde. Birkaç ay daha bu hızlı
temponun devam edeceğini, sonra her şeyin normale döneceğini
söylüyor:
-
«Her filmime ilk filmimmiş gibi şevkle başlıyorum. Her filimde
kendimi aşmaya, yeni şeyler yapmaya gayret ediyorum. Sinemanın
kollektif bir iş olduğunu unutmadan, setteki arkadaşlara en küçük
bir güçlük çıkarmamak için azami dikkati gösteriyorum. Bütün
bunlara karşı istediğim bir tek şey var: Seyircilerime daha iyi
şeyler verebilecek bir yere ulaşmak.»...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder