Adı yıllardan beri
Sevim Çağlayan'la birlikte anılan bir Yılmaz Gündüz vardır.
Hemen hemen her hafta dergilerin sayfalarında, gazetelerin
manşetlerinde ikisinin isimlerine rastlanır. Bu isimler bazan bir
kavgaya, bazan bir barışmaya bağlanır ve bu türkü yıllardır
böylece sürer gider.
Peki kimdir bu Yılmaz
Gündüz? Gelin, bu sorunun cevabını bulabilmek için birlikte bazı
sorular soralım Yılmaz Gündüz’e, sonra onun cevaplarını
birleştirelim ve böylece elimizde tam bir Yılmaz Gündüz
biyografisi olsun.
- «2 ocak 1929 da
Tarsus’ta doğdum. Babam Yusuf Ziya Gündüz banka müdürüydü.
Galatasaray ve Ticaret Lisesi'nde öğretmenlik yapan İlhami adlı
bir ağabeyim var. İlkokula Tarsus'ta başladım, Kars’ta
bitirdim. Sonra İstanbul'a geldim. Orta ve liseyi Galatasaray
Lisesi’nde okudum. Liseyi bitirince Ankara’ya gittim. 1954
yılında Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye şubesinden mezun
oldum.»
Yılmaz Gündüz'ün
sınıf arkadaşları arasında bugün kaymakam olan da var, vali
olan da. Ama bu madalyonun sadece bir yüzü. Hemen hemen aynı
yıllara sıkışan bir de sporculuk hayatı var Yılmaz Gündüz'ün.
- «1941’de
lisedeyken futbol, basketbol ve hentbol takımlarında yer aldım.
1946—50 arasında Galatasaray basketbol takımında ilk beşte
oynadım. Bu arada milli de oldum. Fakülte için Ankara’ya gidince
o zamanın en iyi takımlarından olan Mülkiye'de basketbole
başladım. 1952-54 arasında Ankara- gücü'ne geçtim ve üç yıl
da orada basket ve futbol oynadım. 1953’te Ankara gol kralı
oldum. 1954'te İstanbul’a geldim. İlk yıl Fenerbahçe'de hem
futbol oynadım, hem basketbol. Ama ilk yılın sonunda futbolu
bıraktım. 1958’de ise spordan elimi eteğimi çektim.»
Yılmaz Gündüz’ün
«Altın madalya» almasına ramak kalmış, zira bugüne kadar tam
49 defa milli olmuş. Şimdi gelin, dörtgenin üçüncü yüzüne
dönelim. Burada da Yılmaz Gündüz’ün aşkları, his hayatı ve
evlilikleri var.
- «1954'te Mülkiye'de
son sınıfta okurken inci Yiğit’le evlendim, 1955'te oğlum Murat
doğdu. 1957’de geçinemedik, ayrıldık. Aynı yıl bir arkadaşın
evinde Amerika’dan yeni gelen Sevim Çağlayan’la tanıştık. 3
yıl beraber kaldık. 1960'ta evlendik, 1966'da ben filim çevirmeye
başlayınca boşandık. Buna rağmen iki yıl daha beraberliğimiz
bozulmadı, ama 14 aydır ayrıyız. Geçinememizin sebebi Sevim'in
aşırı derecede kıskanç oluşudur.»
Şimdi de dörtgenin
sen tarafına geldik. Burada da filim artisti ve prodüktör Yılmaz
Gündüz'ü tanıyıp turumuzu tamamlayacağız.
- «1964’te afişçilik
yapmaya başladım. Erman, And, Koza, Fitaş gibi büyük firmalar
afişlerini bana yaptırıyorlardı. O günlerde James Bond modası
yeni çıkmıştı. Nevzat Okçugil bir bond filmi yapmak istemiş.
İşletmeciler, tamam, ama yeni bir tip bul. demişler. Nejat 1963'te
Sevimle bir filim yapmıştı. O zamandan tanışırız. Aklına ben
gelmişim. Söylemiş, işletmeciler, tamam, demişler. Atletik bir
adam. Üstellik hem sporcu, hem de Sevim'le evli. Tanınıyor da.
Böylece başladım sinemaya. 1967’de bir ara taverna açtık, ama
o iş bize göre değildi, kapattık. Şimdiye kadar hepsi başrol 25
filim çevirdim. Ayrıca bir şirket kurdum prodüktör oldum ve 14
ayda 12 filim yaptım. Peşin parayla çalıştığım için hem ben
memnunum, hem benimle çalışanlar. Ne borcum var, ne alacağım.
Önümüzdeki yıl 6 siyah-beyaz, 2 renkli filim yapacağım. Tabii,
yine peşin parayla.»
Evet, böylece turumuzu
tamamlamış olduk.
Yılmaz Gündüz’e
sakın, «Boş vakitlerinde ne yapıyorsunuz?» diye sormayın. Hemen
hemen boş vakti yok gibi bir şey. Basket maçları, futbol maçları
da işi gibi onun. Bu konuda; «Horoz ölür gözü çöplükte
kalırmış ya, bizimki de o hesap işte,» diyor. «Eskiden
seyredilirdik, şimdiyse seyrediyoruz. Ne yapalım, buna da şükür.
Allah elden ayakta düşürmesin, stad kapılarına gidebilecek gücü
esirgemesin.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder