George
Arkın'i ya da Sybil Jobert'i tanıyor musunuz? Biz de tanımıyorduk
ama resimlerini görünce George Arkın'ın Cüneyt Arkın, Sybil
Jobert'in de Müjde Ar’dan başkası olmadığını anladık.
Son beş yıldır yurt
dışında Türk filmlerinin piyasa bulabildiğini, Avrupa
sinemalarında bazı filmlerimizin büyük ilgi görüp hatta
haftalarca oynadığını duyuyor, biliyorduk... Türk filmlerinin
Avrupa işletme haklarını satın alan firmaların ticari
uyanıklıklarının ise ne aşamalar kaydettiğini elimize geçen
bazı yabancı sinema dergilerindeki film reklamlarından ve yeniden
bastırılan afişlerden öğrenmiş olduk.
Müjde Ar'ı Sybil
Jobert, Cüneyt Arkın'ı George Arkın yapanlar bu kadarla da
yetinmemişler, Tarık Akan'ın adını Robert Wayne, Necla Nazır'ı
Tamara Brown, Oya Aydoğan'ı Melisa Jackson, Tanju Gürsu'yu Tancu
Kennedy, Atilla Ergün'ü John Thirty, Kadir Savun'u Sidney Rithie,
Bora Ayanoğlu'nu Robert Mc Intire, Cem Şendil'i ise Gary Cook
yapmışlar. İsimleri değiştirilenler yalnız oyuncular mı?
Yönetmenlerimizin de yurt dışındaki isimleri ayrı. Örneğin
yönetmen Natuk Baytan dış ülkelerde bir Alman ismi taşıyor:
Herb Al Bauer... 40 yıllık Şerif Gönen'imiz ise Sherrif Gören
olmuş.
Yurt
dışındaki firmalarla bağlantı kurup Türk filmlerini dışarı
ülkelere pazarlayan firmalardan Melik Film'in sahibi Stepan
Melikycn, «Bazen biz de şaşırıyoruz» deyip ilginç şeyler
anlatıyor:
«Şimdiye
kadar 93 bin 446 dolarlık Türk filmini yurt dışındaki ülkelere
pazarladık. Filmlerimizin konusu hep aynı galiba. Bulgaristan'a
önce 'Bedrana'yı satmıştım, sonra 'Irmak' filmini sattım.
Adamlar teleks çektiler bana, bu nasıl iş, ikisi de aynı film
diye. Şaşırdım kaldım...»
Türk
filmlerinin dışarı pazarlamasını yapan Focus Film'in sahibi
Erdoğan Tokatlı ise başka bir yaraya parmak basıyor:
«Firma olarak biz
dışarıya 196 bin 580 dolarlık film sattık ve döviz sağladık.
Ancak yabancılar Türk filmine güzel motifli bir Anadolu kilimine
bakar gibi bakıyorlar. Yani egzotizm arıyorlar. Filmin egzotizmi
varsa alıyor, ama sürekli bir ihtiyaç olarak Türk filmlerini
aramıyorlar... Her sinemaya rahatlıkla girip oynayabilecek filmleri
malesef yapamıyoruz.»
Ya
ne yapıyoruz, Cüneyt’i George, Müjde'yi Sybil... Yani Ali'nin
külahını Veli'ye, Veli’ninkini Ali'ye...
Yabancı
isimlerle oynatılan Türk filmleri sadece satışa kadar göz
boyamaya yeterken, kendi ismi ile Türk filmi olarak giden öyle
filmlerimiz var ki, bunlar Avrupa sinemalarında haftalarca
oynayabiliyorlar.
Örneğin,
«Hazal» yurt dışı satışlarından 35 bin doların üzerinde
döviz getirirken, «Bedrana» tam 11 ülkeye satılmış.
Şimdi
yurt dışındaki sinemalarda çeşitli Türk filmlerini görebilmek
mümkün... Kimi oyuncularının gerçek ismini taşıyarak kimi,
Alman, Amerikan isimli Türk oyuncularıyla. Bu acı gerçek de Türk
filminin filmi oluyor... Egzotik mi egzotik...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder