Adnan Şenses tıpkı eski günlerde olduğu gibi eline skarpelayı,
tokmağı almış, kulağında kalemi, dudağında sigarası,
sırtında mavi iş gömleği ile, tahta talaşları ve sigara
dumanları arasında kan ter içinde çalışıyordu.. Onu bu halde
görünce, bu kez iş ciddi galiba, diye düşündük.
Öyle
ya. Yeniden gençlik mesleğine dönüp, arkadaşının tozlu mobilya
atölyesine kapanıp, yeni evine döşeyeceği mobilyaların yapımına
bizzat yardım ettiğine göre, ateş iyice bacayı sarmış ve
evlilik günleri yaklaşmıştı herhalde. Yılların uçarı bekarı,
namlı çapkın Adnan Şenses, bu kez ökseye iyice tutulmuştu. Bir
süredir beraber olduğu Hayal Devran adlı genç kız Adnan
Şenses'in yüreğinde yeniden gençlik rüzgarları estirmeyi
başarabilmişti anlaşılan.
Mobilya
atölyesinde Adnan Şenses'in yanına yaklaştığımızda tabii
evlilik meselesinden hiç bahsetmedi... «Yahu buraya geldiğimde
gençlik günlerimi hatırlıyorum» dedi ve devam etti; «O zamanlar
15-16 yaşın heyecanı ile elime skarpelayı, tokmağı aldım mı,
kendimi unutur, saatlerce masif üzerinde oyma yapardım. Ama, işin
doğrusunu söylemek gerekirse daha o za mandan gönlümde yatan
aslan şarkıcılıktı. Sabahtan akşama, ya da Ağabeyim, 'Yeter
Allahaşkına' deyinceye kadar şarkı söylerdim. Sonunda olan oldu
zaten. Ağabeyim askere gittiğinde, 'Kardeşler Marangoz Atölyesi'
adlı dükkanımızın kapısına kilidi astığım gibi evi terk
edip şarkıcı olmaya gittim. Tabii babamın dayağından korktuğum
için de bir daha geri dönmedim.»
Adnan
Şenses buğulu gözlerle toy gençlik günlerinin anılarını biraz
daha düşündükten sonra, «Yıllar ellerimi biraz hamlaştırmış
ama, yine de bana şimdi bir komple oyma skarpela takımı verseler
istediğiniz ner şeyi, mesela bir Atatürk resmini bile oyma
çalışabilirim. Şimdi teknik çok gelişti, her şeyin hazırı
var. Ama tabii o eski işçilik de şimdi yok.»...(diğer haberler
için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder