Ana içeriğe atla

Kadir İnanır Köprüleri Attı

Yeşilçamın oldum olası değişmeyen bir yöntemi vardır; halkın beğeneceği, iyi iş yapabilecek ikililer yaratmak... Sık sık sevilen bir bay ve bayan oyuncu bulunur, ikisinin başrollerini paylaştığı iddialı bir film çevrilir ve eğer bu film iş yaparsa, artık beyazperdede sık sık bu ikiliyi karşınızda bulursunuz. Yapımcılar bir süredir Müjde Ar ve Kadir İnanır’ı bir araya getirerek yeni bir ikili yaratmaya çalışıyorlardı. Ancak, bu çaba ikilinin çevirdiği son filmde Kadir İnanır’ın aşka gelerek Müjde Ar’la arasındaki köprüleri atması üzerine suya düştü. Bakın Kadir İnanır bu ayrılığı nasıl anlatıyor: «Müjde Ar, sinema dışında sahne ve reklam çalışmaları da yapıyor. Bunlar beni ilgilendirmez ama, şarkıcı, türkücü filmlerinde oynaması fikirlerime ters düşüyordu. Ayrıca daha da önemlisi birlikte oynadığımız son filmde pek çok yanlış davranışı oldu. Özellikle filmde yer alan aşk sahnelerinde gereğinden fazla soyundu. Çok güzel bir konusu olan filmi; korkarım Müjde Ar'ın bu yanlış tutumundan etkilenen seyirci bir seks filmi olarak değerlendirecek. Bu nedenlerle Müjde Ar'la hiç çalışmayacağım demiyorsam da, bir süre birlikte oynamamızın doğru olmayacağı fikrindeyim.»
Kadir İnanır bunları söyleye dursun, Müjde Ar da düşüncelerini şöyle dile getiriyordu;
«Kadir İnanır orada, burada hakkımda konuşup duruyormuş. Ben her şeyden önce bir kadınım. Bir kadına davranış biçimi bile garip. Dünyayı ben yarattım tavırlarından ne zaman vazgeçecek. Herkesi kendisine rakip ve düşman gören donkişot rolünü yaşam boyu oynamak mı istiyor? Setlerde kişisel rahatsızlıklarını saldırgan ve saygısız tavırlarıyla dışa yansıtır. Her çalıştığı filmde bu tavırları yüzünden kısa sürede set işçilerini ve tüm film ekibini kendisine düşman eder. Anlamadığım şey, benimle uğraşmak ve beni kendine mesele edinmek vaktini nereden buluyor. Oturup sanatıyla ilgili bir şeyler karıştırsa ya. Hepimizin öğreneceği bir şeyler vardır.
«Kadir İnanır bundan vazgeçmeli, insanlara saygılı ve sıcak davranmalı. Sağlıklı düşünürse dosta ihtiyacı olduğu kadar hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını anlayacaktır.»

Evet, tartışma böylece sürüp gidiyor... Ancak, Kadir İnanır’ın, «Deli Kan filminde benim yanıma başka bir kadın oyuncu bulunması gerekir» demesine karşın, filmde Müjde Ar'la birlikte oynaması için Kadir İnanır yerine Tarık Akan'ın seçilmesi, bu karşılaşmada ilk raundu Müjde Ar'ın aldığını gösteriyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...