GEÇEN
hafta içinde bir dayak olayı, yerli film çevrelerinde derin
yankılar uyandırdı. Meseleleri çoğunlukla dört duvar arasında
kalan, sette veya prodüktör yazıhanesinde halledilen ve tatlıya
bağlanan Türk film piyasasının 3 mensubu, zincirleme bir dayak
olayı yüzünden sırasıyle hastanelik, karakolluk ve mahkemelik
oldular. «Sabahsız Geceler» filminin çekimi sırasında, vakti
olmadığı iddiasiyle rolünü oynamayıp seti terketmek istiyen
artist Muhterem Nur, prodüktör İhsan Nuyan tarafından dövüldü.
Ertesi gün de Beyoğlunda prodüktöre raslıyan artistin erkek
arkadaşı Yılmaz Duru da, Nuyan'ı dövdü. Taraflar birbirlerinden
davacı oldular. Şimdi bir kadın artisti bir prodüktörün, o
prodüktörü de bir erkek artistin dövmesi ile sonuçlanan olayın
kahramanları yüzde yüz haklı oldukları iddiasıyle mahkemenin bu
dayak davaları hakkında vereceği kararı bekliyorlar. Muhterem
Nur, prodüktör tarafından dövüldükten sonra baygın olarak
yatırıldığı yatakta ve olay yerine çağrılan doktor, artisti
muayene ettikten sonra o sırada sette bulunanlardan bilgi aldı.
Adli tabip, Muhterem'e 8 günlük rapor vermiştir.
ÖNCE
olay, Yeşilçam, Büyükbayram, Bursa ve Alyon sokaklarında
duyuldu. Sonra da polis bültenlerine ve gazetelerin birinci
sayfalarına taştı. İhsan Nuyan adlı rejisör, artist Muhterem
Nur'u, çalıştıkları sette dövmüştü. Ertesi gün olay yeni
bir safhaya döküldü. Bu defa da Muhterem'in arkadaşı artist
Yılmaz Duru, rejisör İhsan Nuyan'ı Beyoğlu Bursa sokağında
kıstırıp yumruklamıştı. Şimdi Muhterem Nur, İhsan Nuyan'dan,
Nuyan ise Yılmaz Duru'dan olmak üzere, birbirlerinden zincirleme
davacı olmuşlardı.
Olanları
bir de tarafların ağzından dinleyebilmek için önce Muhterem
Nur'u aradık ve artisti Cihangir'deki' evinde bulduk. Yüzü
sapsarıydı, gözlerinin altında ezici bir yorgunluğun izleri olan
siyah halkalar taşıyordu. Başından geçenleri kısaca anlattı:
«Bir
aydan beri hastayım. Bir hafta öncesinden de doktordan randevu
almıştım. Tam o gün rejisör İhsan Nuyan bana iş koydu. Ona
durumu anlatıp, akşam en geç 8.30'da işimi bitirmesini rica
ettim. Kabul etti. Fakat saat 18.30'da hala diğer oyuncuların
sahnelerini çekiyordu. Bir ara İhsan Nuyan ortadan kayboldu. Saat
19.30' da çıkageldi. 'Hadi hazırlan Muhterem, sahnelerini çekmeye
başlıyacağım/ dedi. Kendisine randevumu ve önemini tekrar
hatırlattım. 'Ben anlamam, soyunup çalışacaksın.' dedi. O gün
sette bulunan arkadaşı rejisör Ümit Utku da, çıkmamam için
kapıyı tutmuştu... Ben direndim, bu arada balkon kapısından iç
salona geçerken, birden yüzümde feci bir ağrı hissettim,
burnumun kırıldığını sandım. Sonrasını hatırlamıyorum.
Yere yıkılmışım... Doktor çağırmışlar... Bir buçuk saat
baygın kalmışım. Çağırılan doktora da, 'Yere düştü,
bayıldı,' demişler. Sedye ile Amerikan Hastahanesine götürülmüşüm.
Bir saat kadar da hastanede baygın kaldıktan sonra ayıldığım
zaman, ayağım sancıyordu, yüzüm şişmişti. Polis hastanede ilk
ifademi aldı. 'Davacı' olduğumu söyledim. Hastaneden, birkaç gün
daha yatırmak istiyorlardı. Fakat annem beklerdi. Yılmaz da merak
edecekti. Kendi arzumla çıktığıma dair kağıt imzalatıp, öyle
bıraktılar. Eve dönünce, Yılmaz, 'Ne oldu?' diye sordu. Durumu
açıklamak zorunda kaldım. Sekiz günlük rapor aldım ve İhsan
Nuyan'a 100.000 liralık tazminat davası açtım. Filmi de
bitirmiyeceğim... Bana borçları olan 8.500 lirayı peşin verip,
rejisörü de değiştirirlerse, o zaman filme devam ederim.»
Tam
o sırada arka arkaya üç defa zil çalınınca Muhterem Nur:
«İşte
Yılmaz da geldi,» dedi.
Gerçekten
de gelen Yılmaz Duru'ydu.
Yorgundu,
sakalları uzamıştı. Durgun bir sesle o da bildiklerini anlattı:
«Olaydan
bir gün önce, akşama doğru Muhterem bana telefon etti. Saat
19.00'da doktora gideceğini ve 20.30 da buluşabileceğimiz!
söyledi. Fakat Muhterem randevusuna gelmedi. İçimden, 'Belki
setteki işi bitmemiştir,' dedim. Gece yarısı, saat 2.00'de evime
döndüm. Tam bu sırada kapıcı gelip, 'Muhterem hanım hastalandı,
evde sizi bekliyor' dedi. Hemen fırladım. Muhterem'in yüzü gözü
şiş içindeydi. Derhal İhsan Nuyan'ın evine gittim, bulamadım.
Ertesi gün Erler Filmin yazıhanesinde otururken, pencereden onun
yoldan geçtiğini gördüm. Önce pencereden üzerine atlamak
istedim, mani oldular. Fakat aşağı koşup İhsan Nuyan'dan hırsımı
ve Muhterem'in öcünü almamı önleyemediler... Ayrıldıktan sonra
Beyoğlu Emniyet Amirliğine götürüldük. Önce davacı olmadığını
söyleyen İhsan Nuyan, nedense sonradan fikrini değiştirdi ve
davacı oldu.»..(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder