-
Necooo beste yaptım, gelip dinler misin?..
-
Aslan Neco, gazetelerle beraber dergileri de unutmadın!.. sesleri
Neco'nun geçtiği koridorlarda çınlıyordu.
Bunlar,
unutulmuşların, terkedilmişlerin yuvası Darülaceze sakinlerinin
sevinç ve heyecan dolu sesleriydi...
Repertuarı
kadar gönlü de zengin olan sanatçı, her perşembe, kalbi
şevkatle, elleri paketlerle dolu, bu kimsesizler yuvasına koşuyor.
Her perşembe onun gittiği koğuşlarda bir bayram havası eser,
kulaklar kirişte, gözler yollardadır. Neco gelene kadar ayrı bir
heyecan, o geldikten sonra ayrı bir heyecan içindedirler. Boynuna
sarılan, ona beste yapan, derdini anlatan, istekleri olan hep
perşembeyi bekler. Neco onların değişmez sevgilisi, en iyi
dostudur. «Arkadaşlarım» dediği Darülaceze sakinlerinin
gerçekten gözbebeği olan sanatçı, bu bambaşka hislerle dolu
sevgi çemberi içersinde kendini unutup onlardan biri oluverir ve
orada saatlerin nasıl geçtiğini farketmez bile. Sanatçı konuyla
ilgili düşüncelerini şöyle açıklıyor:
«Ben şarkı söylerken
sesimle verdiğimin karşılığını alkışlarla alıyorum. Tabii,
bir sanatçı olarak bu beni çok mutlu ediyor. Fakat onların
arasında şarkı söyleyen değil, konuşan Neco'yum. Onların,
arkadaşları, dostlarıyım. Onlar beni görmenin, ben de onları
görmenin heyecanını yaşıyoruz. Zira onlarla geçirdiğim birkaç
saatte dostlukların en anlamlısını, arkadaşlığın en
samimisini tarif edemeyeceğim bir hava içersinde
yaşıyorum.»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder