HEP
«Çamlıca'nın Üç Gülü» olacak değil ya!.. Bu kez de
«Büyükada'nın Üç Gülü» var huzurlarınızda... Üç kral
gül... Yıllar boyu Yeşilçam'ı egemenlikleri altına almış,
çevirdikleri filmlerle Türkiye'de büyük çoğunluğun gönlüne
taht kurmuş üç kral gül... Gerçi aradan geçen yıllar bu taçsız
kralların saçlarına biraz ak, yüzlerine birkaç çizgi ve
bedenlerine birkaç kilo eklemiş ama... Yok yok, yine de
krallıklarından bir şey yitirmemişler!.. İzzet Günay, Ediz Hun,
Ekrem Bora... Unutmak mümkün mü bu isimleri? Yeşilçam
dedikodularla, kırgınlıklarla, kıskançlıklarla çalkalanadursun,
bu üç kafadar, üç eski dost, Ekrem Bora'nın sürat motoruna
atladıkları gibi Büyükada'nın mavi sularında, yeşil çamların
gölgelendirdiği kıyılarda günlerini gün ediyorlar.
Ediz Hun'un Norveç'te
öğrenim görmesi yüzünden uzun süre bir araya gelemeyen eski
dostlar, üniversitenin biyolojik - kimya bölümünden başarı ile
mezun olan sanatçının, Türkiye'ye temelli dönmesi üzerine
buluşmaya karar verdiler. Ekrem Bora ve İzzet Günay güneşli bir
günde Dragos'taki yazlıklarından motora atladıkları gibi
Büyükada'nm yolunu tuttular. Motor, Ediz Hun'un adadaki evinin
önüne vardığında iki arkadaş bir süre «Ediz, Ediz!» diye
bağırdılar. Sonunda balkonda görünen Ediz Hun hemen eşyalarını
toparlayıp koştu geldi ve motora atladı. Üç kafadar, önce
Büyükada çarşısına uğrayıp domates, beyaz peynir, salatalık,
karpuz ve biradan oluşan, öğle yemeği için yiyecekler aldılar.
Sonra motora atladıkları gibi adanın kuytu bir koyuna gidip
demirlediler. Bir süre yüzdükten sonra kıyıya çıktılar ve
elbirliği ile öğle yemeğini hazırladılar; sonra da afiyetle
yediler. Hepsinin üstüne biranın ve yemeğin verdiği rehavet
çökmüştü. Oturup bir süre eski günlerden konuştular.
Çevirdikleri filmlerden söz ederek birbirlerini eleştirdiler.
Biraz da eski aşklardan ve dedikodulardan dem vurdular... Sık sık,
«Yahu hatırlıyor musun bir ortak yapım için İtalya'ya gitmiştik
de, hani bir İtalyan hatun vardı. Bir hafta ortadan kaybolmuştuk,
herkes de merak etmişti» türünden anılar dile getiriliyordu.
Biraz sonra yeniden denize girdiler, sonra motora atlayıp adanın
plajlarını dolaşmaya başladılar. Güneş ufka doğru yaklaşmaya
başladığı zaman üç arkadaş dönmeye karar verdiler. Motor «tam
yol»la ileri atıldı. Önce Ediz Hun'u adadaki evine bıraktılar.
Daha sonra, Ekrem Bora ve İzzet Günay, Dragos'taki evlerine doğru
yol aldılar...(diğer haberler içinaşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder