DUVARLARDA
Renoir ve Sisley'in röprodüksiyonları... Pikapta «Mana»... Tijen Par'ın evindeyiz... Gönül defterinin bir bölümünü, Fikret
Hakan'la ister istemez kapattıktan sonra, uzun süre aşksız
yaşayacağı sanılıyordu. Hiç beklemediği bir sonuçla biten bu
kırık dökük aşk, Tijen Par'ı hayli üzmüştü. Bu gönül
yarası unutulup, kapanmaya yüz tutmuşken, yeni bir bölüm daha
açıldı defterinin yaprakları arasında.
Bu
yenisi, sık sık aşık olan genç bir rejisör. Adı Tunç Başaran.
Onları birlikte iki defa görmüştüm. Birincisinde kol kolaydılar,
İkincisinde de el ele... Her iki karşılaşmamızda da Tijen Par
burnunun ucunu göremeyecek kadar dalgındı. Ya da beraber
görünmekten çekinerek, bilhassa dalgınlaşıyordu.
-«Tunç'la
olan ilginiz devam ediyor mu? Ve bu ilginin derecesi arkadaşlık (!)
mı?... dedim.
Konuşmanın
bu konuya dayanacağını hiç tahmin etmemiş olmalıydı. Cevap
vermeden önce kısa bir sessizlik oldu. Sonra belli belirsiz bir
tebessümle söze başladı:
-«Türk
sinemasındaki şu 'arkadaşlık' lafından o kadar iğreniyorum ki,
tarif edemem. Herkesin ağzında sakız oldu adeta. Artık insan
'arkadaşız' demekten de çekiniyor. Başkalarını bilmem ama,
benim gözümde değer ve anlamını kaybetti. Az önce sözünü
ettiğiniz Tunç Başaran'a gelince... Evet onunla ilgim var ve bu
ilgim devam ediyor. Ailem de biliyor bunu. 'Herhangi bir erkek
arkadaşla, (pardon iğrendiğimi söylediğim halde gene bu kelimeyi
kullandım.) gezip dolaşmanıza aileniz nasıl müsaade ediyor?...'
diyebilirsiniz belki. Ailem de bu konularda oldukça hassas davranır.
Ama ben de insanım, benim de duygularım var. Baskı yaptıkları
takdirde, belki de birçok genç kadın gibi, bu işi gizli gizli
yapıp, konuşmama mani oldukları erkekle arka sokaklarda dolaşmaya
mecbur kalırım. Yalnız bir nokta var... Ailemin bana bu konularda
itimadı olduğu için baskı yapmak lüzumunu hissetmez. Ben de
gösterdikleri anlayışlılığı hiçbir şekilde istismar etmem.
Bu bakımdan da Tunç'la olan ilgim daima şuurlu ve daima bir yere
kadardır».
GENE
DÜŞÜNCELİ Kafasında biriken düşünceleri dağıtmak için
yerinden kalkıp pikapa eğiliyor. Yeni bir plak koyarken :«Boş
zamanlarımı müzik dinlemekle, bir de...» Cümlesinin sonunu
getiremiyor nedense. Çapkın çapkın gülüyor...
BU
DA KÜTÜPHANESİ Kütüphanesinin önünde poz verirken: «Bu
günlerde çok okuyorum. Fazla okudukça da gözlerim karıncalanıyor.
Oysa, dinlenmeye o kadar ihtiyacım var ki...» diyor...(diğer
haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder