“Olay”
programı nedeniyle TRT Genel Müdürü Tunca Toskay ve programın
yapımcısı sunucusu Uğur Dündar’la
mahkemelik olan davacı sinema oyuncusu Bilun Nazlıhan’a
“para teklif edilip, edilmediği” sorusu artık mahkeme
koridorlarından taşarak, devlete kadar uzandı. TRT Televizyon
Daire Başkan Yardımcısı’nın imzasıyla mahkemeye sunulan iki
farklı belge de devletin ciddiyetine, duyulan güvene açık seçik
gölge düşürüldü...
Bilun
Nazlıhan: “Hayır, böyle bir teklif olmadı, ama olsaydı bile
cevabım çok sert olurdu.”
Uğur
Dündar: “Peki size böyle bir teklif yapıldı mı?”
Bu
satırların yer aldığı ve TRT Genel Müdürlüğü Televizyon
Dairesi Başkan Yardımcısı Teoman Ertan’ın “Aslı gibidir”
cümlesinin yanında imzaladığı bu belge, 13 Mayıs 1985’de,
yani yaklaşık dört ay önce “İstanbul 8. Asliye Hukuk
Mahkemesi”ne sunuldu. Delil listesine ek olarak, görülen dava
yapımcılığını ve sunuculuğunu Uğur Dündar’ın TRT adına
üstlendiği ve 1 Nisan 1985 gecesi TRT Televizyonundan “Bir Başka
Dünya” adıyla sunulan “Olay” programıyla ilgiliydi.
Anımsanacağı üzere Uğur Dündar ekrana gelen hayat kadınları
arasında sinema sanatçısı Bilun Nazlıhan’la yaptığı
bir söyleşiye de yer vermişti. Bilun Nazlıhan’da kendisini
“tele-kız”
olarak gösterdikleri gerekçesiyle TRT Genel Müdürü Tunca Toskay
ve Uğur Dündar’ı mahkemeye vermişti. 13 Mayıs’da mahkemeye
sunulan ve “Olay”
program metnini aynen içerdiği belirtilen yazılı belgede TV Daire
Başkan Yardımcısı Teoman Ertan yukarıda yazılı bulunan Uğur
Dündar ve Bilun Nazlıhan arasındaki konuşmaların program
bandında aynen yer aldığını savunurken, Uğur Dündar ise o
sözlerin bantta olmadığını ve bandın olduğu gibi
yayımlandığını savunuyordu. Böylece de TRT’nin iki elemanı
olan Ertan ve Dündar birbirleriyle açık bir biçimde “çelişkiye”
düşüyorlardı.
3
Eylül 1985 tarihinde yani yaklaşık dört ay sonra ise İstanbul 1.
Sulh Ceza Mahkemesi’ne 18 sayfalık dilekçeye ek olarak,
bir yazılı belge daha sunuldu. Bu belgede yine TRT Genel Müdürlüğü
Televizyon Dairesi Başkanlığı adına “Teoman Ertan”ın
imzası vardı. İlginçtir bu defa imzanın yanında “aslı
gibidir” sözü ve Teoman Ertan’ın adı
soyadı yazılmıyordu ama imza aynıydı. Bu yazılı belgenin yine
program metni olduğu belirtiliyordu. Ancak belgede kuşkular
uyandıracak şekilde “birtakım değişiklikler”
vardı. Hem de “can alıcı”
değişiklikler. 4 ay önce mahkemeye sunulan yazılı belgede Uğur
Dündar ve Bilun Nazlıhan arasındaki konuşmalar yazımızın
başına aldığımız gibi kelimesi kelimesine yer alırken, program
metninin yer aldığı bu ikinci “yazılı belge”de bu satırlar
bulunmuyordu. Açıkçası atlanmıştı. Uğur Dündar’ın sorup,
Bilun Nazlınan’ın söylediği vurgulanan “Peki size böyle bir
teklifi yapıldı mı”, “Hayır böyle bir teklif olmadı ama
olsaydı bile cevabım çok sert olurdu” sözleri bu ikinci belgede
yoktu. Olayın açık seçik özeti 4 ay içerisinde olan değişiklik
ve TRT çalışanı Teoman Ertan’ın “tartılı” ifadeleriydi.
Kimler etkilemişti ki veya Televizyon Dairesi Başkan Yardımcısı
Teoman Ertan bir hata mı yapmış bandı yanlış mı dinlemişti ki
4 ay içerisinde iki farklı metin, davanın sonucunu belirleyecek
“adalete kuşku uyandıran” bir şekilde sunulmuştu. Bu
soruların yanıtları inanıyoruz ki mahkemede gerekli açıklığa
kavuşacak ve her şey tam aydınlıkla ortaya çıkacaktır. Davacı
Bilun Nazlıhan’a “para teklif edilip edilmediği” de tüm
kamuoyunda belirli bir kesinliğe kavuşacaktır o zaman.
KARA
BİR GÖLGE
Şimdi
kesin olan bir şey var ise o da Uğur Dündar davasında devletin
ciddiyetine tam anlamıyla “Gölge” düşürüldüğüdür. Çünkü
TRT bir devlet kurumudur, davalı TRT Genel Müdürü Tunca Toskay
ile davalı Olay programının yapımcısı ve sunucusu Uğur
Dündar’da bu devlet kurumunun birer üyesidirler. Dolayısıyla
devleti temsil etmektedirler. Onların TRT kurumuyla ilgili olarak
yaptıkları her hareket, kamuoyunda devletin bir unsuru olarak
değerlendirilir ve öyle kabul edilir. Öyle ki çalıştıkları
kurumun adının başında bile “Türkiye” sözü bulunmaktadır.
Keza Televizyon Daire Başkan Yardımcısı Teoman Ertan’da
çalıştığı kurum aracılığıyla devleti temsil etmektedir. Ve
bir devlet temsilcisi ki kalkar 4 ay gibi bir zaman içinde iki
farklı ifade verirse, o hem kendine hem de yine kurumu aracılığıyla
devlete duyulan güvene, devletin ciddiyetine kamuoyu huzurunda gölge
düşürür. Ve bu gölgeyi bugün, oldukça açık seçik bir
biçimde iki farklı metne imzasını atan Teoman Ertan düşürmüştür.
Bu gölgeden sanırız zamanı gelince gerekli işlemler yapılarak
devletin ciddiyeti kurtulacaktır.
Öte
yandan mahkeme koridorlarında “TRT’de skandal” sözcükleriyle
adlandırılan bu olaya Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Vekili
Avukat Muammer Erksan’da bir yenisini daha eklemiştir. Erksan
mahkemeye sunduğu belgede “İstanbul TV Müdürlüğü Denetimi
tarafından 25.3.1985 tarihinde tab edilen denetim raporunda program
konusunun “Hayat Kadınları” olarak yazılmış olması,
denetçinin tamamen kendi yakıştırmasıdır. Programın konusu
“Hayat Kadınları” değil “Bir Başka Dünya”dır. Bu
sebeple sadece denetçinin raporuna yazmış bulunduğu bu beyanı
Sayın Mahkemenizce nazari itibare alınmamasını ve delil olarak
kabul edilmemesini talep ediyoruz” diyerek TRT kurumunun Denetim
Kurulu ile çelişkiye düşmüştür. Üstelik TRT’nin
denetçisinin “dikkate alınmamasını” istemektedir. Bu durumda
akla gelen bir tek şey vardır o da TRT’de bazılarının
birbirinden haberi olmadığıdır. Sunduğumuz belgelere bakın ve
kararı siz verin “TRT’de skandal var” diyenler haksız mı?..
Genel
Müdürün başı yine ağrıyacak
TRT’nin
başı olması nedeniyle bugüne değin kurum hakkında yapılan
eleştriler çok doğal olarak Genel Müdür Tunca Toskay’ı
hedefliyor ve ucu kendisine dokunuyordu. Son olarak ise Televizyon
Daire Başkan Yardımcısı’nın Uğur Dündar davasıyla ilgili
olarak mahkemeye iki farklı belge sunması eleştirilerin ucunun
yine Toskay’a dokunmasına neden oldu. Devletin ciddiyetine gölge
düşürüldüğü bu olay en başta ve özellikle Genel Müdürü’nün
başını çok ağrıtacağa benziyor... Genel Müdür’ün olaya
tepkisinin ne olduğu ise henüz belli değil...(diğer haberler için
aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder