Mahkemeler
varolduğu günden bugüne ne davalara bakmıştır... Haklıyı
haksızı birbirinden ayırmış, suçu, suçluları ortaya
çıkarmıştır... Ne dolandırıcılar, ne hırsızlar, ne ırz
düşmanları gelip geçmiştir adliye koridorlarından. Bugünlerde
mahkemeler bir namus davalarıyla çalkalanıp duruyor... Sanat
dünyasının ünlülerinden birkaçının kahraman olduğu bu
davalara belki de ''uçkur davaları" demek daha doğru
olacak... Çünkü hepsinin özü dönüp dolaşıp oraya geliyor...
Adalet...
En zengininden en fakirine, dünyadaki tüm insanların sığındıkları,
kimi zaman medet umdukları, haklarını aradıkları ve ne acıdır
ki bazen de kullanmaya çalıştıkları olgu...
Neden
kullanılmaya çalışılır adalet? Kimin ne çıkarı olabilir?
Olmaz demeyin, olur... Hem de öyle güzel olur ki... Ve oluyor da...
İşte kapı gibi üç tane örnek... Haftalardır gazete
sütunlarında boy boy resimleri yayınlanan belki de bir ''hiç
uğruna" bu sütunları meşgul eden, sanat dünyasının ünlü
isimlerinden birkaçını anımsayacaksınız... Evet, Serpil Çakmaklı, Harika Avcı ve Deniz Akbulut’tan söz ediyoruz...
Biliyorsunuz ya... Şöhret uğruna kimi zaman ''namus kavramını
unutan" ama imalı en ufak bir söze, bir yazıya gelemeyen, bu
durum karşısında ''aslan kesilen" sanatçılarımız, işte
şu sıralarda böylesi bir nedenden yüce adaleti var güçleriyle
meşgul ediyorlar... Belki haklılar, belki değiller... Buna adalet
karar verecek... Peki bu şahıslar bir yerde adaleti kullanmış
olmuyorlar mı? Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak... Önce
olayları yayınlanıyor... İşte Harika Avcı’nın Diyarbakır
Karpuz Festivali’nde İbrahim Tatlıses’le başından geçen
doğru ya da yanlış bir gecelik aşk macerası... Gazete
sütunlarını yeterince meşgul eden bu haber sonrasında Harika
Avcı’nın haberi yayınlayan söz konusu gazeteyi ve İbrahim
Tatlıses’i mahkemeye vereceği haberi... Ve sonunda bunu
gerçekleştirerek mahkemeye başvurması... Hepsini toplasanız
milyonlar vererek bile yaptıramayacağı bir ''reklam" çıkıyor
ortaya... Adeta bir kampanya... Keza Serpil Çakmaklı’nın Banu
Alkan’ı kendisini lezbiyenlikle suçlaması üzerine mahkemeye
vermesi... Bir güzel reklam daha... Ve işte sanat dünyasında adı
sıkça geçen ve çeşitli reklamlarla basında boy gösteren Niyazi
Daymaz
diye bir adamın Deniz Akbulut tarafından mahkemeye verilmesi.
Nedeni ise bir gazetede Daymaz’ın ''Deniz Akbulut’la tanıştıktan
üç saat sonra aşka başladık" demesi... Zeytinburnu’ndan
Ahmet kızı Ayşe adliye koridorlarında kendisine hunharca tecavüz
eden adamın cezalandırılması için iki gözü iki çeşme
ağlayıp, adaletten medet umarken, sanat dünyasının her türlü
kirli çamaşırı ortalığa dökülmüş isimleri de ''Uçkur
davası"nın peşinde koşuyor, her gün bir gazetede manşet
çıkıyorlar... Evet, şu günlerde İstanbul mahkemeleri bu
davalarla kafa patlatıp duruyor. Diyelim ki davacılar aklandı,
namuslarını kurtardılar. Peki perde arkasındaki asıl
gerçeklerini nasıl aklayabilecekler? Sonuç olarak gerçekten
haklarını arayanları, onlara yardımcı olmak için çabalayan
adaleti bu ''uçkur davaları"yla oyalamaktan ve kendilerine
reklam yaratmaktan
başka
bir kazançları olmayacak galiba söz konusu kişilerin...
"ONUNLA
YATMADIM 5 MİLYON VERSİN"
''Ben
film yıldızıyım, fotomodelim, mankenim. Film prodüktörü Niyazi
Daymız, ile de onun kendi firmasına çevirmemi istediği filmi
teklif etmesiyle tanıştım. İş görüşmesinden öteye gitmeyen
yemekte çekilen resmimizi 'uluslararası çapkın Niyazi Daymaz
anlatıyor' diye ona köşe açan günlük gazetede 'Deniz Akbulut
ile tanıştıktan üç saat sonra aşka başladık' diye kullanarak
yayınlattı.
Çok ayıp. Beni kamuoyuna vücudunu pahalı hediyeler karşılığı
satan bir fahişe olarak teşhir ettiği gibi, biricik babamla da
aramı bozdu. Tabii bu kadar değil, evlenmek üzere olduğum
nişanlım Alim Kocabekir’den de bu yüzden ayrıldım. Oysa onu o
yemekten sonra hiç görmedim. Kesinlikle de yatmadım. Yatmam da.
Öce ne yapacağımı şaşırmıştım ama avukatım İlhan Gündüz
sayesinde biraz içim rahatladı. Şimdi gazeteye ve o adını bile
anmak istemediğim hayasız adama ceza davası açtım, sonra da beş
milyonluk tazminat davası açacağım'' diyen Deniz Akbulut, Ferdi
Tayfur ile kamera karşısına geçtiğinde, ilk celsede 1. sorgu
hakimliğinde gerçeklemiyordu. Bu arada avukatıyla bizzat gelen
Niyazi Daymaz hâlâ yattıklarını direterek karı koca gibi
yaşadıklarını iddia etti. Ama bakalım Şişli 2. Asliye Ceza
Mahkemesi’nde 985/478 dosya numarasıyla açılan davadan sonra beş
milyonluk tazminat davasının da açılacağını duyunca hâlâ
diretebilecek mi?
Şehvet
yatağının altından kaç milyon çıkacak?
Diyarbakır
Festivali’ne giderken yol arkadaşlığı yapan Harika Avcı ile
İbrahim Tatlıses, festivaldeki güç birliklerini İstanbul
gazinolarında da sürdürmeye karar vermişlerdi. Ne var ki yine bir
gazetenin "Şehvet Oteli'' başlığında verdiği ve
Diyarbakır’da kaldıkları otelde İbrahim Tatlıses’in odasında
geçirdiği aşk saatlerini anlatan haberi Harika Avcı’yı çileden
çıkardı. ''Harika Avcı Tatlıses’in yatağındaydı, Diyarbakır
Festivali’nin utanç gecesini açıklıyoruz diye yazmışlar.
Kiminle yatmışım da kimden utanacakmışım. Haberi yayınladığı
için gazeteyi, tekzip etmediği için de İbrahim Tatlıses’i
mahkemeye verdim. İbrahim bey dostumdur ama ilk girişimi ondan
bekliyordum, ses çıkmadı. Ben böylesine bir iftiranın altında
kalamam, şehvetimi hakime anlatmasını istiyorum, bakalım ne
diyecek merak ediyorum'' diyen Harika Avcı kaç milyon isterse
kazanacağa benziyor. Ne var ki Diyarbakır’daki hesapları bu
yüzden İstanbul’a uymadı. Nitekim Maksim Gazinosu’nda Tatlıses
ile birlikte programa başlayacaklardı ama ''uçkur davası''ndan
dolayı Tatlıses ondan desteğini çekti ve program kaldı. Bakalım
Avcı şerefini kurtarıp milyonları mı alacak yoksa assolistlik
hesapları bozulmasın diye İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne
985/438 dosya numarasıyla açtığı davayı mı geri alacak? Öyle
ya, bu kez iş ince planlara dayandı...
"Bana
lezbiyen dedi. 10 milyon istiyorum"
Yeşilçam’ın
göçmen güzeli, sarışın afeti Banu Alkan ile ekranda alçaktan
uçup, Yeşilçam’da yükselen esmer dilberi Serpil Çakmaklı’yı
erkek jönleri harcama pahasına bir araya getiren Emek Film
gerçekten güzel bir yapıta imza atmıştı. Marmaris’te ''Bu
İkiliye Dikkat'' filmi çekilirken iki sanatçı arasında sıkı
fıkı bir dostluk doğmuş bundan böyle birlikte kamera karşısına
geçerek diğer starları söndürmeye karar vermişlerdi. Ne var ki
filmin bitiminde Banu Alkan’ın "Utanmaz Kadın'' diye hitap
ederek haftalık bir magazin gazetesinde "Bende her yol var.
benimle yatar mısın?'' dediğini iddia edip, Serpil Çakmaklı’yı
sapıkça yaklaşımlı niteleyerek anlatması yapay dostluklarını
bozdu ve ilk filmleri son filmleri oldu. Şimdi aralarında tek bir
ilişki var, o da Serpil Çakmaklı’nın "Bana lezbiyen dedi,
beş milyon isterim'' diye İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde
985/498 dosya numarasıyla açtığı tazminat davasından
kaynaklanıyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder