Ana içeriğe atla

Zeki Müren Yasak Tanımıyor

ZEKİ MÜREN YASAK TANIMIYOR
Zeki Müren, Zeki Müren olalı böylesine çılgınlaştığı ne görüldü ne duyuldu ne de yazıldı. Üstelik yaz aylarında mekan bildiği Bodrum'un alkolle yıkanmış zevk gecelerinde, bile Zeki Müren böylesine dağıtmadı. Bir sanat güneşine yakışmayacak hareketlerde mi bulundu? Elbette hayır... 8 Aralık gecesi 55. yaşı şerefine Valentino gece kulübünde verilen doğumgünü partisinde ölümün soğuk nefesini sırtında hissettirecek ne kadar tehlikeli hareketler tedbirsizlikler varsa hepsini yaşadı ve yaşattı sabahın ilk saatlerine dek. Su gibi akan şampanyaları adeta su niyetine içen ve elindeki viski kadehinin kaç kere dolup boşaldığını hatırlamayacak kadarcoşanzeki Müren yeni yaşını kutlayan ses sanatçısı Nihal Köknar'ın tebriğine böyle ateşli ateşli öperek solukşuz kalıncaya dek cevap verdi. Ve daha sonra öptüğü dudakların kime ait olduğunu göremedi kalabalıktan.. Doktorun söylediklerinden çıktığı takdirde damarlarında tıkanma görülen kalbinin yine ölümün acılığım hissettiren kötü günleri geri getirebileceğini aklına bile getirmeyen Zeki Müren sadece şerefine doğumgünü partisi verenleri hem coşturmak hem de coşmak için akla gelen her türlü sıhhatsız çılgınlığını yaptı 55 yaşına girerken... Bu da tüm sanat yaşamı boyunca ''Yasak tanımayan'' kuralları yıkan Zeki Müren'in yeni biryüzünü gösterdi...
EN BÜYÜK ZEKİ BAŞKA BÜYÜK YOK
Evet, Valentino gece kulübü sabahın ilk saatlerine kadar bu sloganlarla çınladı 8 Aralık'ın 9 Aralık'a bağlandığı gece. Barın başında oturan Zeki Müren'in etrafını saran kadim dostları ''Nice Yıllara'' diyerek kadehlerini kaldırırken kulübün diğer müşterileri "En büyük Zeki başka büyük yok'' diyerek tempo tuttular. Şampanyasını yılların dostu folklor sanatçısı Zehra Eren'le birlikte yudumlarken öte yanında doğumgünü için Ankara'dan gelen bir başka kadim dostu Şahap Kottagel'e pastasından bir küçük dilim uzatıyordu. Bir hayranının doğumgünü hediyesi olarak cam üzerine yaptığı yağlıboya tabloyu bayram çocuğu sevinciyle kabul eden Zeki Müren oturduğu yerde kabına sığamıyordu adeta... Böylesine coşkulu böylesine neşe kaynağı içinde olmasının tek sebebi de yaptırdığı Check-Up sonucu doktorların söylediklerine karşı içinden gelen inatçılıktı...
ÖLÜMDEN KORKMUYORUM
8 Aralık Salı günü, Zeki Müren'in 54 yaşını bitirip 55 yaşına bastığı gün. Her yıl olduğu gibi bütün,yakın dostları Müren'in yeni, yaşını kutlamak için evindeki telefonu sürekli çaldırıyor. Ve çiçeklerin biri diğerini takip ediyor. Ama Zeki Müren'i heyecanlandıran bir başka olay varyaşgününde. O da yeni yaşının şerefine sürekli gittiği Valantino gece 1 kulübünde yerilen doğumgünü partisi, özel olarak diktirdiği bordo-siyah renklerden oluşan doğum günü kostümünü giyip giyip çıkartıyor bir yerinde hata olup olmadığını kontrol etmek için... Gecenin karanlığı çökene dek te sanki 55 yaşına basan bir Zeki Müren değil, de henüz yirmisini dolduran bir genç gibi hissediyor kendini. Ancak Valentino gece kulübünden içeri girip şerefine patlatılan şampanyaları kadeh kadeh yuvarlarken arada bir de viskisini yudumlayan Zeki Müren yaşamının en mutlu saatlerinden biryerilerini yaşarken farkında olmadan alkol duvarını da aşıyor. Hem de doktorlarının tamamiyle yasaklamasına rağmen. Gündüz ışığındaki dinç yüzüne gecenin karanlıkları çökerken Zeki Müren meşhur kahkahalarını patlatarak sanki ölümle alay ediyor; ''Azrailden korkmuyorum, ölümden ise hiç mi hiç kormuyorum...''
NEFES KESEN 54'LÜK DELİKANLI
Zeki Müren’in şerefine verilen doğumgünü partisinde kulübe parti dışında müşteri olarak gelen iki şarkıcı daha vardı. Bunlardan biri' Nihal Köknar diğeri ise skandallar kadını Aynur Aydan’dı. Ancak Sanat Güneşi’nin doğumgünü olduğunu öğrenince birlikte geldikleri erkekleri bırakarak Zeki Müren’in etrafını sarıp hararetli - hararetli tebrik etmeyip başladılar. Hele hele yukarıda gördüğünüz gibi Nihal Köknar Zeki Müren’i öyle bir içten tebrik etti ki Zeki Müren’de18’lik ateşli delikanlılar gibi karşılığını veriverdi tebrik öpücüğünün Sanat Güneşi’yle böylesine hararetli bir şekilde öpüşen Nihal Köknar'ın medeni cesaretine ise Aynur Aydan bile şaştı kaldı yukarıda gördüğünüz gibi... Aralıklı olarak beş dakikaya yakın süren öpüşme faslından sonra Nihal Köknarca kollarını dolayarak “Seni asırlık dudaklarımla da öpeceğim” diyen Zeki Müren’in gösterdiği bu yaşam isteği de ayrıca duygusal bir alkış tufanı yarattı...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...