Ana içeriğe atla

Hülya Koçyiğit, Gülşah'ı Seçti

DÜNYANIN hangi ülkesinde olursa olsun ana anadır ve ister zengin ister yoksul olsun, tüm analar kutsaldır..
Evlatları uğruna nice özverilere katlanan, her türlü olaylara göğüs geren analar, analarımız değil midir? Yıllarını film çalışmalarıyla bütünleştirmiş «e sinemadaki başarılarıyla bugünlere gelmiş olan Hülya Koçyiğit, ilginç bir analık örneği vererek, şu sıralarda kamera karşısına geçmesi gerekirken, kızıyla birlikte İngiltere'ye gitmeyi tercih etti... Gülşah'ın okul işlemlerini tamamladıktan ve bir daire kiraladıktan sonra kısa bir süreliğine tekrar İstanbul'a dönecek olan Hülya Koçyiğit, «Kasım ayında tekrar İngiltere'ye kızımın yanına gideceğim... Artık bir ayağım buradaysa öteki ayağım da İngiltere'de olacak» diyor. Öğrenim yaşamına Londra yakınlarındaki Dorset kentinde, Croft House adlı kız okulunda devam edecek olan Gülşah, aslında İsviçre'de okumayı çok arzuladığını, ancak oranın pahalı olması nedeniyle İngiltere'ye gittiğini söylüyor...
Bu arada son çevirmiş olduğu «Firar» adlı filmini de beraberinde götüren Hülya Koçyiğit. «Firarsın Londra sinemalarında gösterime gireceğini öne sürüyor...
Kızının öğrenimi ve gelecekteki çalışmaları konusunda bir açıklama yapan Hülya Koçyiğit, kendi geleceğinden çok Gülşah'ın geleceğini düşündüğünü söylüyor «Gülşah cok ilginç bir meslek seçti... Tercümanlık yapmak istiyor...
Bu meslek simultane (anında çeviri) şeklinde tanımlanıyor... Yani bir anlamda konferans tercümanlığı da diyebiliriz buna... Bir konuşmayı anında bir-iki dile birden çevirebiliyorlar... Şimdi Londra'da önce İngilizce, sonra da Fransızca ve İtalyanca öğrenecek...
Bu arada kendisini hiç yalnız bırakmayacağım... Zaten orada bir de ev kiralayacağız... Yılın belirli aylarında Gülşah'ın yanında ben olacağım, zaman zaman da eşim ve kardeşlerim gidecekler... Kesinlikle onu gurbet ellerde yalnız bırakmayacağım..! Bu nedenle gerek gazino programlarımda, gerekse film çalışmalarımda bazı değişiklikler yaptım... Şu günlerde yeni bir filme başlamam gerekiyordu...
Ancak bunu 1985'in ilk aylarına erteledim... Çünkü bir süre sonra yeniden Londra'ya gidsceğim ve kızıma hasret çektirmeyeceğim.
Ancak bu demek değildir ki, sanat dünyasından tamamen kopuyorum. Film çalışmalarımı mümkün olduğunca tatil günlerime rastgetireceğim... Gülşah’ın İstanbul'a geldiği günlerde film çevireceğim.» Uzun süredir sahnelerden uzak kalan Hülya Koçyiğit, bu kopukluğa neden olarak şunları dile getiriyor:
«'Firar' filmi çok zamanımı aldı... Şimdi de Gülşah'ın okul işi çıktı... Aslında herkes müziği bıraktığımı sanıyor... Oysa kısa bir süreliğine dahi olsa müzikseverlerin karşısına çıkmak istiyorum... Ama bu ne zaman olur, bilemiyorum...»
Evet... Sinemamızın hanımefendi sanatçısı olarak bilinen, ailesine bağlılığıyla tanınan Hülya Koçyiğit, şu günlerde Londra'da kızıyla birlikte yeni bir yaşamın eşiğinde...
Sinemaya tutkun ama, eşine ve Gülşah'a bağlılığı ile ünlü sanatçı, «Ailemi her türlü maddi ve manevi değerlerden üstün tutarım» diyor...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...