Ana içeriğe atla

Michele Mercier Zor Virajda

Fotoğrafçılar genç kadının gardrobunda ne kadar elbise varsa hepsini birer kere giydirtip kendilerine poz verdirttiler. Sonra da çeşit çeşit fotoğraflerını çekmeye başladılar. Böylece dakikalar birbirini kovaladı. Bir an geldi ki fotoğrafçılar resim çekmekten, karşılarında duran genç kadın da poz vermekten yoruldu. Hele gene kadın neredeyse, «Artık yeter, evimi terk edin,» diye bağıracaktı, fakat kelimeler dudaklarının ucuna kadar geldiği halde kendini toparlayıp fotoğrafçıları kovmaktan vazgeçti. Böyle bir harekette bulunmaya da kendinde hak göremiyordu, zira fotoğrafçılar genç yıldız Michele Mercier'nin yeni çevireceği filmin reklamı için fotoğraf çekmeye gelmişlerdi. Bu fotoğraflar ertesi gün dünya basınına gönderilecek ve Anjelik rolüyle şöhrete ulaşmış olan Fransız asıllı yıldız Michele Mercier'nin bu defa da Ingiliz tarihinin en güzel kadınlarından birini Lady Hamilton'u canlandıracağı açıklanacaktı... Yıldız bu bakımdan fotoğrafçılara karşı elinden geldiği kadar nazik davranmak zorundaydı. Netekim fotoğrafçılar resim çekmeyi bırakıp sorular sormaya başlayınca yıldız gülümseyerek konuşmaya başladı:
- «Anjelik, Fransız saraylarının dilber kadınlarından biriydi. Beyazperdede böyle bir tipi başarıyle canlandırabilmem benim de şöhrete ulaşmamı sağladı. Anjelik gerçekte de benim idealimdeki kadın tipidir... Peşinde koşan bir sürü erkek olmasına rağmen o bir tek sevgilinin hayaliyle yaşamıştır. Gerçi Anjeiik bir roman kahramanıydı, ama ben gerçek hayatta da onun gibilerine çok rastlanacağını tahmin ediyorum. Şimdi çevireceğim filme gelince... İngiliz tarihinin ünlü Lady Hamilton'u da bir tek aşk uğruna her şeyi, hatta ölümü bile göze almıştır. Bu sebepten daha şimdiden Lady Hamilton'u benimsedim. Bu
filmin de Anjelik filimleri kadar başarılı olacağından eminim.»
Michele Mercier, bundan sonra gazetecilere Lady Hamilton rolünde giyeceği elbiseleri de gösterdi. Lady Hamilton'un sevgilisi Amiral Nelson rolünü Ingiliz aktörü Richard Johnson'un oynamasından da sevinç duyduğunu belirtti.
Bu arada Michele Mercier, Lady Hamilton rolünü oynamaktan biraz da çekindiğini itiraf etti. Amiral Neison ile Lady Hamilton'un acıklı aşk macerası daha önce birkaç defa beyazperdeye aktarılmış ve Lady Hamilton rolünü oynayan yıldızların hapsi de başarı kazanmışlardı. Bunların arasında bir süre önce ölen Vivien Leigh'in oynadığı Lady Hamilton rolü henüz hafızalardan silinmemişti. Michele Mercier, Vivien Leigh'in oyununu unutturabilecek miydi?
«Caroline Cherie», «Fan Fan La Tulipe» gibi tarihi filimler çevirerek şöhret yapmış olan rejisör Christian Jaque, Lady Hamilton'un macerasını filme çekmeyi tasarlarken çok titiz davranmış, her şeyi iyice düşünmüş, taşınmıştı. Bir zamanlar Martine Carol ile evli bulunan Christian Jaque, yıldızı tarihi filimlerde oynatıp şöhrete ulaştırmıştı. Bu defa Michele Mercier'nin Anjelik hüviyetinden kurtulmasına yardımcı olacak...
Michele Mercier'nin hayranlan arasında onun sadece Anjelik rollerinde başarı gösterebileceğini, başka bir filimde oynadığı takdirde hayal kırıklığı yaratacağını düşünenler de var... İşte Christian Jacque'ın en büyük gayesi bu şekilde düşünenlerin zihinlerindeki bu şüpheyi silip atmak... Bakalım bunu başarabilecek mi?...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...