Ana içeriğe atla

Nükhet Duru Hayat Kadını Oluyor

SON günlerde üzerinde en çok konuşulan sanatçıların başında Nükhet Duru geliyor... Gerek özel yaşamı, gerekse müzik çalışmaları yakından izleniyor ve türlü türlü yorumlar yapılıyor. İşte bunlardan birkaçı...
«Nükhet Duru 'Carmen' müzikalindeki başarısızlığından sonra, müzikallere 'tövbe' dedi...»
«Nişanlısından ayrılan sanatçı, sinir krizleri geçiriyor...»
«Nükhet Duru, kalp hastası olduğu için İzmir Fuarı'na gitmedi...»
Ve daha neler neler... Hepsi de Nükhet Duru'yu hedef alan bu söylentiler, sanatçının da kulağına gidiyor zaman zaman. Ama tepkisi ne oluyor acaba? Biz de bunu öğrenmek ve son günlerde üzerinde haber enflasyonu yaratılan konularda röportaj yapmak istedik.
Dergimize geldiği gün Nükhet Duru çok sevdiği beyaz rengi tercih etmişti. Karşılıklı oturup saatlerce sohbet ettik. Söz sözü, konu konuyu açtı ve Nükhet Duru, «Biliyor musunuz, yakında bir filme başlayabilirim» dedi. Sonra sürdürdü konuşmasını:
«Yönetmen Sinan Çetin’le bugün konuşacağız. Güzel bir senaryo.»
- Kabul ettiniz mi?
«Sanırım kabul edeceğim. Şu an kesin bir şey söylemem tabii.»
- Size teklif edilen senaryodaki rolünüzü öğrenebilir miyiz?
«İki kişilikli bir kadın... İlgine geldi bu rol.»
- Biraz daha açıklayabilir misiniz?
«Özetle şu, İstanbul'da bir kenar mahallede yaşayan esrarengiz bir kadın vardır. Bu hem hayat kadınıdır, hem değildir... Şimdi bu konuyu uzun uzun anlatmak istemiyorum. Çekimler başlayınca açıklarım.»
- Hayat kadınını mı oynayacaksınız?
«Evet... Yalnız bir ricam olacak, şimdilik bunu yazmayın. Gerçekleşme aşamasına gelince haber veririm ben.»
Bu sohbetin üzerinden iki hafta geçti. Bu süre içinde Nükhet Duru son görüşmelerini yaptı ve kararını verdi. Zaten sanatçıdan söz almıştık ve o da sözünde durarak ilk olarak bize haber verdi. Yazdıklarımız Duru'nun telefonundan son ra o günkü sohbetti...
Evet, Müjde Ar, Türkan Şoray, Ahu Tuğba, Hülya Avşar ve Oya Aydoğan'dan sonra Nükhet Duru da «hayat kadını» rolüyle kamera önüne geçecek. Sanatçı hazırlıkların sürdüğünü söylüyor. Ancak biz yine de aklımıza gelen ilk soruları sıralayıverdik.
- Bu filmden kaç para alacaksınız?
«Şu an kesin rakam veremem...»
- Başrolü kiminle paylaşacaksınız? Tanınmış birisi mi, yoksa isimsiz mi olacak yanınızdaki kişi?
«Başrolü kiminle oynayacağımı kesin olarak bilmiyorum. Yalnız Keriman Ulusoy var. Şu anda Paris'te bulunuyor. İstanbul'a gelip bu filmde benim arkadaşımı oynayacak. Bir de Tunç Okan'ın oynayacağı belli oldu.»
- Film İstanbul'da mı çekilecek?
«Evet. İstanbul'un kenar mahallelerinden birisinde çekilecek.»
Nükhet Duru, uzun bir aradan sonra sinemaya dönerek sinemaseverlerin karşısına «hayat kadını» olarak çıkacak. Ekim ayı içinde çekimlerine başlanacak olan bu film, şu anda hazırlık aşamasında. Senaryo yeniden düzenleniyor, mekânlar tespit ediliyor ve kadrolar oluşturuluyor.
Nükhet Duru'nun sinemaya dönüş haberinden sonra biz yine sanatçıyla ilgili kulaktan kulağa dolaşan söylentilere dönelim. Duru'ya bu konuda sorular sorduk, o da hiç çekinmeden dobra dobra cevapladı.
- Bu yıl İzmir Fuarı'na neden gitmediniz? Bu konuda çeşitli söylentiler dolaşıyor. Bunların arasında sağlık durumunuzun bozuk olduğu yolundaki söylentiler ağırlık kazanıyor. Ne dersiniz?
«Çok saçma... Sağlık durumum bozuk değil... İzmir Fuarı'na gitmeyişimin nedeni başka. Bir kere üç yıl üstüste gitmiştim. Bu yıl gitmeyerek kendimi özletmek istedim. Ayrıca çalışan yerlerin politikası ile benim politikam çok farklıydı. Halka açık olduğu söylenen yerler bile çok para alıyorlar. Fuarı 'kapkaççılık' gibi görüyorum! Halka hizmet eden sanat beldesi olmaktan çıktı. Herkes küpünü doldurmaya çalışıyor.»
- Nişanlınız Metin Arı’dan ayrıldığınız söyleniyor. Bu konuda bilgi verir misiniz?
«Arabeskin bazı türleri hoşuma gidiyor. Ne de olsa Akdenizli'yiz, sıcakkanlıyız.»
«Nereden çıkartıyorlar bunu. Nişanlımdan ayrılmadım ki ben. Nişanlıyım ve nişanlılığım devam ediyor. Pek çok kişi bu tip ilişkilerin her tarafta sergileyip duruyor. Biz pek ortalara çıkmıyoruz, herhalde bu nedenle böyle bir yargıya varıldı.»
- Evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı düşünmüyor musunuz?
«Bu konuda hiç acelem yok. Nişanlımla flört etmedik. Birbirimizi yeni tanıyoruz. Benim bir dinleyici kitlem var. Onlara saygım sonsuzdur. Ve beni görmek istedikleri şekilde görünmek zorundayım. Flörtümle ortalıkta dolaşacağıma, nişanlandım. Bu daha güzel, daha hoş bir olay. Benim dinleyici kitlem, ortalarda dolaşan bir aşk kadını görmek istemez... Çocuksa, başka bir olay o. Anne olacağım günü özlemle bekliyorum tabii...»
- «Carmen» müzikalinde başarısız olduğunuz söylendi, yazıldı. Bu konuda açıklayacağınız bir şey var mı?
«Ne idüğü belli olmayan parodilerin arasında sahneye çıkıp şarkı söylemedim. Kısacası o tip bir müzikal değildi 'Carmen'. Ama daha iyisi tabii ki olurdu. Ne var ki, o benim sorunum değil, dediğim gibi yönetmenin işidir...»
- Müzikte kaçıncı yılınızı dolduruyorsunuz?
«Zaman o kadar çabuk geçiyor ki, insan şaşıyor... 15 yıl geçmiş.»
- Türk Hafif Müziği'nin içinde bulunduğu durumu değerlendirir misiniz?
«Eskiden batı müziğini dinleyen bir kitle vardı. Giderek o kitle kayboldu ve o türün yerini arabesk denilen, piyanist şarkıcı dediğimiz tür aldı. Ayrıca Türk Hafif Müziği konusunda hiçbir olumlu davranış da yapılmadı ki. Sürekli batı taklitçiliği ile bu iş yürümezdi zaten. Şimdi ben yeni bir sentez çalışmasına girdim. Muzaffer Özpınar, Atilla Özdemiroğlu ile birlikte çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı bir plakta toplayacağız.»
- Türk Hafif Müziği’ndeki bunalımın tek nedeni arabesk müzikle, plak sanayiindeki kriz mi, yoksa başka nedenler de var mı?
«Herkes arabeske yükleniyor. Ancak bu türün de çeşitleri var. Sözlerinde duygu sömürüsü olmayan arabesk şarkıları zevkle dinliyorum. Müzik hoşuma gidiyor. Ama, 'Hastayım sana», 'Ölüyorum'. 'Bitiyorum' gibi sözlerden nefret ediyorum. Benim sözünü ettiğim büyük bir çoğunluğun dinlediği arabesk. Zaten Arap motiflerini ve bu tür müziği tüm dünya seviyor. Kaldı ki, bizler oryantal insanlarız. Akdenizli'yiz ve sıcakkanlıyız...»
- Kazandığınız parayı nasıl de ğerlendiriyorsunuz? Yaptığınız yatırımlar var mı?
«Yılın belirli aylarında çalışıyorum, çalışmadığım zamanlarda da o parayı yiyorum. Ticari bir insan olmadığım için yatırım yapmayı düşünemiyorum.»
- Bir sakıncası yoksa ne kadar vergi verdiğinizi öğrenebilir miyiz?
«Geçen yıl 12 milyon 800 bin lira vergi ödedim...»...(diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kartal Tibet'le Bıyık Üzerine

Bıyık deyip geçmeyin hemen... Burnun hemen dibinde başlayıp üst dudağa paralel siyah bir çizgi çizen «bıyık» dediğimiz nesne cins cinstir, çeşit çeşittir. Kaytan bıyık vardır, pala bıyık vardır, badem bıyık vardır, pos bıyık vardır, douglas bıyık vardır, hatta pis bıyık bile vardır. Anlayacağınız hanımların biçim biçim, renk renk, çeşit çeşit saçları ve dahi saç modelleri varsa, biz erkeklerin de «bıyık» avantajı var. Üstelik bizimki öyle berberdi, kuafördü gibi beklemeli, masraflı değil. Bir makas, küçük bir ayna bıyığınıza istediğiniz biçimi vermek için yeter de artar bile! Şimdi, durup dururken bu bıyık meselesinden söz açışımız elbette sebepsiz değil. Biraz ilerimizde filim çevriliyor. O sahnenin çekimi biter bitmez Kartal Tibet yanımıza gelecek ve onunla «bıyıktan» bahsetmeye başlayacağız. Zihni temrin bizimkisi yani... Evet, sahne bitiyor, Kartal Tibet rejisörden izin alıp yanımıza doğru yürümeye başlıyor. Geldi... oturuyor... KARTAL TİBET VE BIYIK Kartal Tibet’te «bıy...

Fatma Girik'in Çıplaklıktaki Cömertliği

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi sinemaya da muhtelif yollardan gelinir; gelenlerin çoğu şöhret olup bol paraya kavuşma hayalini içlerinde bir virüs olarak taşıyarak silinip kaybolurlar, bir kısmı daha ilk edimini attığında önündeki bütün kapıları ardına kadar açık bulup zahmetsizce merdivenleri tırmanır; kimi dert çeker, çile çeker ama, direnir, şansını bekar. Şans günün birinde ona gülünce her şey birden ışıldar, şan, şöhret, para, hayranlar onun olur... Fatma Girik’i hangi sınıfa sokabilirsiniz. Bize kalırsa bu klasik sınıflamanın dışındadır Yeşilçam’ın mavi gözlü, açık sözlü Fato’su... Dışındadır, çünkü o şöhret olmak için çile çekmemiştir. Evet, sinemaya figüranlıkla başlamış, «Günahkar Baba» da, «Beş Hasta Var» da figüranlık yapmıştır, ama birden başrole fırlamış ve bir daha oradan aşağıya inmemiştir. Ama ne var, biliyor musunuz? Fatma Girik 'in asıl çilesi o zaman başlamıştır. Yeşilçam'da kadın yıldız öpüşmez, soyunmaz, makyajsız kamera karşısına geçmez, İstanb...

Turgut Özatay Evlendi

1964 yılını 1965'e bağlayan günlerdeyiz... İstanbul rıhtımına güzel bir Italyan gemisi yanaştı: «San Marco»... Gemiden çıkan turistler Istanbul'ın tarihi anıtlarını, tabiat güzellikleri görmek istiyorlar. Geminin merdivenlerinden iki İtalyan kızı iniyor. Tam o sırada Türk sinema dünyasının ünlü karakter oyuncusu Turgut Özatay da orada bir arkadaşını ziyarete gelmiş. Kızlardan İngilizce bileni Turgut'a, «Ayasofya'ya ne taraftan gidebiliriz?» dîye sordu. Turgut da bu iki turist kıza, «İsterseniz otomobilimle sizi oraya götürebilirim,» cevabını verdi. Biraz sonra üç kişi Ayasofya'nın 1500 yıllık kubbesi altında geziyordu. Genç kızlardan Cinzia Morigi adında olanı Fransızca biliyordu ve Urbino üniversitesinde felsefe doktorası yapıyordu. Cinzia, İtalya'ya gittikten sonra, pek beğendiği Turgut Özatay'a bir teşekkür mektubu yazdı. Turgut bu mektubu arkadaşı Vladimir Krasovsky'ye tercüme ettirdi. Mektuplaşma aylarca, hatta yıllarca devam etti. 1965 geçmi...

Orhan Gencebay'ın Spor Tutkusu

Spor adaleyi güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda beynin bütün fonksiyonlarını da güçlendirir, dolayısı ile iradeyi ve mantığı sağlamlaştırır.» Orhan Gencebay birbirinden ağır halterleri kaldırır, bisiklette pedal çevirip ter atarken, bir yandan da bunları söylüyordu. Sanatçının periyodik spor çalışmasını yaptığı aletli jimnastik salonunda bir yandan resim çekiyor, bir yandan da spor üzerine söyleşiyorduk. Orhan Gencebay, pek çok sinema sanatçısında bile olmayan atletik bir yapıya ve fiziğe sahipti ve bunu sürekli spor yapmaya borçlu olduğunu söylüyordu. Sanatçı sporla çocukluk yıllarından bu yana devam edegelen ilişkisini şöyle anlattı: «Samsun'da ortaokul ve lise sıralarında 5-6 yıl aralıksız vücut estetiği ve güreş çalıştım. Kondisyonum çok iyiydi. O yıllarda biraz da Jiu-Jitsu çalıştım ama, o zamanlar Uzakdoğu sporları ülkemizde henüz çok yeni idi. Bu yüzden o yönde pek fazla gelişemedim. Her zaman çok yürür ve çok koşardım. Bu, sadece bana özge bir davranış değildi....

Hülya Avşar Dostluğu Anlattı

Nükhet kalabalık sinema salonundan çıkarken iki saattir kapalı bir yerde kalmanın sıkıntısını hissetti içinde. Ama sonra güzel bir film seyretmenin mutluluğu her şeyi aldı götürdü. Dışarıda hafiften yağmur yağıyordu. Kıştan kalan bir gün bu bahar havasını alıp götürmüş, yerini serin, yağmurlu, kapalı bir güne bırakmıştı. Caddenin kalabalığına, otomobillerin oradan oraya koşuşturmalarına baktı. İçinde milyonlarca insanı barındıran bir şehirde yaşamdan bir kesit diye düşündü. Sonra düşünceleri o insanların üzerinde yoğunlaştı... Sevgiyle baktı herbirinin yüzüne ayrı ayrı. Yaşam, insanlar, içinde bulunduğu ortam, her şey güzeldi aslında. Ama bu bir bakış açısı değil miydi? İnsan nasıl bakarsa öyle görmez miydi çevresini, öyle algılamaz mıydı çevresindeki olayları? Başını kaydırdı, gökyüzüne baktı. Serin yağmur damlaları yüzüne damladı, üşüdü, başını eğdi. Sonra bu hareketi caddenin tam ortasında yaptığını farketti. Kendi kendine güldü. Önündeki yol uzundu. Hızlanan yağmurla bi...