1968
«SES Sinema Artisti Yarışması» yapılırken minyon tipli,
yuvarlak yüzlü, zarif hatlı bir genç kız dikkati çekmiş'e
yarışmanın sonunda ikinciliği kazanmıştı. Adı Ülkü Özen’di
bu genç kızın. 17 yaşındaydı. Üstelik yaşına göre epey
tecrübesi vardı. Çocuk Tiyatrosu’nda oynamış, sonra Nejat Uygur Topluluğunda profesyonel olmuştu. Bu, sinemaya yeni başlayan
bir «yıldız adayı» için yeterli bir tecrübe demekti. Hani
olması pek mümkün görülmeyen işler için, «İş bir atla üç
nala kaldı,» derler ya, Ülkü'nün durumu bunun tam tersiydi işte.
Küçücük yaşına rağmen 8 yıllık bir sahne tecrübesi vardı,
sinema için çok uygun bir tipe sahipti. Üstelik de çift başlı
bir şansa malikti.
Piyasaya,
genç kız sıkıntısı çekilen bir dönemde giriyordu, hem de bu
girişi o güne kadar birçok yıldızı beyazperdeye kazandıran SES
Mecmuası'nın yarışmasıyle oluyordu. Yani işin başında at da
hazırdı, üç nal da. İş, tek nala kalmıştı...
Ama olmadı... Ülkü
Özen önce tiyatroyla sinema arasında kesin bir seçim yapamadı.
Bir süre, «Acaba tiyatroda mı kalsam, sinemaya mı geçsem?» diye
düşündü. Bu arada birkaç ay geçti ve bu süre içinde
tiyatrodan yavaş yavaş kopan Ülkü, ne yazık ki sinemaya da tam
anlamıyle giremedi, ısınamadı ve tiyatro - sinema İkilisi
arasında seçim yapmak için düşünürken, o güne kadar hiç
aklına gelmeyen bir şey, başına geldi. O günlerde cezbeye
kapılmış gibi her önlerine gelen «ismi duyulmuş» a şarkıcılık
teklif edenler Ülkü'ye de teklif yapmakta gecikmediler. Ve bu
teklif Ülkü’yü cezbetti, şarkıcı oldu...
Sırtlarını
yıllanmış bir şöhrete dayayan sinema yıldızları için bile
sahneye çıkış, hiç değilse bir süre için sinemanın tehlikeye
düşmesi demekti. Bunu bilenler sinemada henüz ilk adımlarını
atmak üzere olan Ülkü Özen'in sahneye çıkacağını duyunca
başlarını salladılar, «Yazık etti kendine,» dediler.
Neyse
ki, kısa süre sonra Ülkü Özen hatasını anladı ve tekrar
Yeşilçam'a döndü. Bu «dönüş» hakkında gerçekten çok
hayırlı olmuş, genç yıldız adayı 4 ayda 5 filmin başrolünde
oynayarak «yıldızlık» yolunda önemli bir adım atmıştı.
Gerçi başrol oynadığı bütün filimler konunun «erkek»
etrafında dönüğü, avantür filimlerdi ama olsun. Başrol
başroldü bir defa, sonra yıldızların yüzde doksanı işe böyle
başlamışlardı.
Ülkü Özen bundan
sonra ne yapacaktır? Bize kalırsa duyulmaya başlayan adı, sahnede
edindiği tecrübe 3 - 5 filimlik kamera alışkanlığı, sinemaya
uygun tipi ve Yeşilçam'daki genç kız sıkıntısı bir araya
gelince Ülkü Özen muhakkak ki bugün olduğu yerden çok daha
ileride gidecektir. Ama bunun için ilk ve en önemli şartlar Ülkü
Özen’in şarkıcılığa kesin olarak veda etmesi ve bugünkü
yaşayış tarzını değiştirmesidir. Eğer Ülkü Özen yaşayışını
düzene sokar, sinemaya asılır, azimle çalışırsa muhakkak
ileriye gider, aksi halde zaten kabarık olan «Olacağı kadar
olamayanlar,» listesine bir isim daha eklenir...(diğer haberler
için aşağıdaki linke tıklayın)
Yorumlar
Yorum Gönder