Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tunca Toskay Efkar Dağıttı

TRT’de kullanılmasını yasakladığı 205 sözcük... Gökova haberinin yanlış yorumlara yol açacak şekilde yayımlanması... Siyasi parti liderleriyle yapılan açık oturumda parlamento dışı siyasi partilerle ilgili soru sorulmasına ortam yaratılması... En büyük ağırlığını eğlence yayınlarına verilmesi. İşte tüm bu nedenlerle çeşitli mercilerden eleştiri üstüne eleştiri alan TRT Genel Müdürü Tunca Toskay geçtiğimiz hafta içinde iki geceliğine de olsa efkar dağıtma olanağını bulabildi. Televizyonun 17. kuruluş yıldönümü nedeniyle önce Ankara’daki Ankara Oteli’nde düzenlenen geceye, daha sonra da İstanbul’daki Dedeman Oteli’nde düzenlenen baloya katılan TRT Genel Müdürü Tunca Toskay sahneye çıkan sanatçılara her ne denli pek yüz vermediyse de Radyo - TV Yüksek Kurulu, Yönetim Kurulu üyeleri ve diğer TRT’cilerle eleştirilerden uzak bir sohbet ortamı oluşturarak felekten gönlünce iki gece çaldı. Ankara’daki geceye eşi ile İstanbul’dakine yalnız katılan Toskay’ın gözlerden kaçmayan diğer özelli...

Ünlü İsimler Çakıl Gainosu'nda Aynı Masada

Evet... Söylediğimizin ne denli gerçek olduğunu yaz aylarında göreceksiniz. Bekleyin biraz... Festivaller zamanı gelsin... Ünlü organizatör Egemen Bostancı bu festivallerden birini düzenlesin, hiç kuşkunuz olmasın ki o festivalin kraliçesi Muazzez Abacı ’dan başkası değil... Bunları nerden mi çıkardık? Gelin sizi Çakıl Gazinosu ’ndaki Kültür ve Turizm Bakanı'nın yanında oturan Egemen Bostancı’nın masasına davet edelim... 31 Mart Perşembe akşamı Çakıl Gazinosu’ndayız.. Yani Muazzez Abacı’nın gala gecesinde... Bir çok ünlü masa göze çarpıyor. Fakat içlerinde bir tanesi var ki, hem ünlü, hem de protokol masası görünümünde... Sizlere bu masada oturanlardan iki isim söyleyelim. Birisi Kültür ve Turizm Bakanı sayın Mükerrem Taşçıoğlu, diğeri ünlü organizatör Egemen Bostancı... Eee, ne var bunda diyeceksiniz? Çok şey var çok şey. Ve nelerin olduğunu, nelerin olabileceğini biz size tam altı ay öncesinden haber veriyoruz. Sakın unutmayın, altı ay sonra Egemen Bostancı’nın düzenleyeceği ...

Zeki Müren Apartmanlarını Satışa Çıkardı

Evet Zeki Müren, Türk müziğinin Sanat Güneşi alınteri ile 34 yılda edindiği servetinden bir bölümünü "ölümlü dünyada" satışa çıkardı. "Artık kiracılarla uğraşamıyorum" diyerek üç apartmanını satma kararı alan Zeki Müren bu arada "7 yıldır çalışmıyorum. Eh hazıra dağ dayanmaz" demeyi de ihmal etmiyor... 220 milyon lira istenen 18 daire büyük sanatçının deyimiyle de alınteri eseri, helal para ile sahip olunmuş mülkler... Alana da helal olsun... “ Yağmurun ıslatamadığı, rüzgarın yıpratamadığı afişlerim sizler sayesinde ıslanmadı, yıpranmadı... Yıllardır sahneden kazandığım helal parayı yine sizler sayesinde kazandım. Bıkmadan usanmadan, yağmur çamur demeden beni alkışlamaya geldiniz. Onun için sizlere helal olsun... Ben de bu ilginize, sevginize, teveccühünüze layık olmak için hiçbir zaman en hasta olduğum, ateşimin en yüksek dereceye çıktığı anda bile çalıştığım müessesenin ışıklarını söndürmedim. Benim yüzümden ekmek yiyenleri düşündüm. Sizlere ...

Zerrin Egeliler'e Sahne İçin İzin Çıkmadı

Bazen insanın geçmişte yaptıktan bir gün başına umulmadık işler açabildiği gibi yıllar sonra "tehlikeli" damgasını bile vurdurabiliyor. Tıpkı bir zamanlar üst üste çevirdiği seks filmlerinin daha sonra video şirketleri tarafından "miki filmi" adıyla piyasaya sürülmesi sonucunda başoyuncu olarak geçtiğimiz günlerde İzmir’de önce gözaltına alınan, daha sonra da salıverilen Zerrin Egeliler ’e olduğu gibi. Bu olaydan sonra Ankara’da bir pavyonda çalışan Zerrin Egeliler ardından Taylan Gece Kulübü’nden aldığı teklif üzerine Bursa’ya gitti ve çalışma izni almak için de Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Ne var ki, eski seks yıldızının çalışma isteği Emniyet Müdürlüğü tarafından "her an fuhuş yapabilir ve seks filmi çevirebilir" gerekçesiyle geri çevrildi. Bu varsayımlı gerekçe üstüne bu defa valiliğe başvuran Zerrin Egeliler valiliğin özel izniyle ancak bir gece sahneye çıkabildi ama yine de sonunda apar topar Bursa’dan kovuldu. (diğer haberler için aşağ...

Ahmet Özhan Dolu Dizgin Geliyor

Televizyonla olan ilişkisi yönünden şu sıralarda en şanslı dönemini yaşayan Ahmet Özhan yakında ekranlara üç gün arka arkaya dolu dizgin geliyor. Şubat’ın 15’inde solo konseriyle, 16’sında “Bizden Size” programıyla ve 17’sinde de başrolünü oynadığı “Aliş ile Zeynep’’ dizisiyle... Ahmet Özhan son yıllarda gazino dünyasını bir hayli ihmal etmiş olmasına karşın televizyonla olan ilişkisini alabildiğine geliştirdi. Birçok sanatçının televizyonda görünmenin büyük bir şans olduğunu savunduğu ortamda, Ahmet Özhan’ın TRT’cilerin tuttuğu isimlerin başında gelmesi de tabii ki, en az gazino çalışması kadar güncelliğini korumasında etkin oluyor. Ve yakında Ahmet Özhan bu etkinliğini öylesine pekiştirecek ki, şüphesiz diğer meslektaşlarının kıskanç bakışlarına hedef olacak... Evet tam üç gün arka arkaya Ahmet Özhan’ı ekranlarımızda izleyeceğiz. 15 Şubat’ta solo konserinde. 16 Şubat’ta “Bizden Size” eğlence programında ve de 17 Şubat’ta ekranın yeni yerli dizisi olacak “Aliş ile Zeynep’’le......

Ahu Tuğba Tüyap Fuar'ına Katıldı

Hafta içinde Tüyap salonlarında düzenlenen "Müzik ve Video Fuarı''nı gezen konuklar hem ticaret, hem ziyaret misali birçok ünlüyle de karşılaşmak fırsatını buldular. Bu ünlülerden biri de eşinden yeni boşanan Ahu Tuğba idi. Grundig ve Cihan Video yetkililerinden standlarına renk katması için teklif alan Ahu Tuğba o gün bir yandan hayranlarıyla haşırneşir olurken, bir yandan da yoğun kalabalık arasında hava atma fırsatını buldu. Ve çoğunluğu erkek olan hayranlarına yarım saate yakın fotoğraf imzaladı. Bu arada hayranlarının yoğun ilgisi küçük çapta da olsa bir izdiham yarattığından standda daha fazla durması beklenen Ahu Tuğba apar topar ayrılmak zorunda kaldı. Ne var ki, tam çıkmaya hazırlanırken Grundig Satış Müdürü Hüsnü Çil’ın bir radyo ve teybin sarılı olduğu paketi kendisine uzatarak teşekkür etmesi yıldıza bu izdihamı bir anda unutturuverdi. Böylece Ahu Tuğba sonuçta hem havasını atmış, hem de hediyesini almış oldu... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayı...

Ajda Pekkan'ın Buruk Doğumgünü

Her yıl doğum gününü yakın dostları ve sevdikleri arasında neşeli bir şekilde kutlardı Ajda Pekkan ... Bu yıl ise tam tersi buruk ve hüzünlüydü. Üstelik ne pasta kesti, ne de mum üfledi... Süper Star’ı böyle bir gününde üzen neden ise yeğeni Emir’in, birinci ölüm yıldönümünün kendi doğum günü ile aynı günlere rastlamasıydı. İnsanoğlu, yaşamı boyunca sevdiklerini kaybetmenin acısını duyar... Zira ölüm acısı bir başka acıya benzemiyor... Her ne kadar zaman bu acıyı dindiriyorsa da bir an geliyor yine depreşiyor bu acı... Hele bir de mutlu ve güzel bir olayın yıldönümüne rastlıyorsa, işte o gün zehir oluyor kişiye... Tıpkı Ajda Pekkan’a zehir olduğu gibi, tıpkı. Süper Star’ın en mutlu gününde, içinin kan ağladığı, burkulduğu gibi... 12 Şubat gecesi saat 24’ü geçerken. Ajda da 39’unu bitirip, kırkına giriyordu. Ama önceki yıllardaki doğum günlerinin aksine hem de evliliğinin ilk doğum gününde sade bir aile yemeğiyle, mutlu olması gerekirken mutsuz bir biçimde... Yediği lokmalar boğa...

Gönül Şenay Başarısını Ispanağa Borçlu

Son zamanlarda uzmanlar ıspanakda demir olup olmadığını tartıya dursunlar, kış yemeklerinin arasında güç versin diye vazgeçilmez bir yer tutan ıspanağın kolay kolay değerini kaybetmesi imkansız. Ekranlarda hiç değilse bir kez izlemiş olabileceğiniz çizgi film Temel Reis ’ in ıspanağı ağzına nasıl boca ettiğini, nasıl adalelerini güçlendirip, kuvvet gösterilerine girdiğini görmüşsünüzdür. Düşünün bir kez, çocuklarınız da bunu görüyor ve küçücük beyinlerine işlemesiyle ıspanağı sevmeyi öğreniyorlar. Yalnız onlar mı? Büyükler de kimi zaman Temel Reis ’ e rakip olacak derecede ıspanakda güç arıyorlar. İşte bunlardan birisi de Ankara'da çalışan Gönül Şenay . Kaldığı otelin mutfağından kolay kolay çıkmayan sanatçı her gün ıspanak olduğunu görünce rahatlıyor ve sahnesine katkıda bulunduğuna inandığı ıspanağı iki öğün yemeden duramıyor. Hani midesi müsait olsa koca bir tencereyi bitirebileceğini söyleyen Gönül Şenay galiba Temel Reis’e rakip olmakla kalmayıp, birazcık onu solluyor da.....

Sahnelerin Yeni Göz Bebeği; Ayşen Cansev

Ankara Başkent Gazinosu, bugünlerde çiçeği burnunda bir sanatçıyı koynunda besliyor... Yaklaşık 1 yıldır müzik ve sahne dersleri alan Ayşen Cansev bu çiçeği burnunda sanatçı... Aynı zamanda da sahnede sesi ile seksiliğini bütünleştiren ve ümit veren bir sanatçı... A yşen Cansev’ın son günlerde işi de iş hani... Bugüne kadar sinemada birkaç iddiasız film çeviren ve uzun süredir yaklaşık 1 yıldır da Oğuz Abadan dan müzik ve sahne dersleri alan Ayşen Cansev, sonunda gazino sahnelerine ''Merhaba'' dedi. Sahnelere ilk adım atışı olmasına karşın Ankara Başkent Gazinosu’nda Yüksel Uzel ’lı kadroda oldukça başarılı genç sanatçı. Sahnelerde ömür tüketmiş birçok sanatçıya da küçük sesine raömen taş çıkartacak kadar rahat ve kendinden emin... Tabii bunun yanısıra Tanrı’nın kendisine bahşettiği tombul dişiliği de gözlerden pek uzak tutmak niyetinde değil. Nitekim ilk gecelerden bu yana izleyicilere seks ziyafeti çekiyor. Kısacası sesi ile eksiliğini bütünleştiriyor Ayşen ...

Videocu Cenk Koray

Sonunda Cenk Koray da milli oldu... Sanat camiası içinde bulunup da videocu olmayan bir Cenk Koray kalmıştı, sonunda o da muradına erdi. Yani son günlerin salgın hastalığı ve en moda işi olan videoculuğa başladı Cenk Koray da... Kadıköy’deki video kulübünün açılışı da gerçekten görülmeye değerdi. Soyadını verdiği kulübe giren çıkan belli değildi o gün... Kalabalığı gören, merak edip giriyor, Cenk Koray’ın emrivaki ellerine tutuşturduğu video kasetleri ile çıkıyorlardı. Açılış günü olduğu için bedava olmasa da yarı yarıya indirimli kasetler kiraya verdi Cenk Koray... Görenlerde “Cenk Koray’a bravo doğrusu... Bu işi çok iyi biliyor, kısa zamanda köşeyi döner’’ demekten kendilerini alamadılar. Bir yandan üye olmanın şartlarını anlatırken bir yandan da kasetlerinin kaliteli oluşundan, kayıtlarının itinalı oluşundan bahsediyordu çiçeği burnunda videocu Cenk Koray... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın) Tozlumagazin

Semiha Yankı'nın Aile Saadeti

Yakın birkaç arkadaşımızla bir yere gitmek, sohbet etmek çoğumuzu hem dinlendirir hem de eğlendirir. Onlarla derdimizi paylaştığımız zaman üzüntümüz biraz olsun azalır. Ama Hafif Müziği'mizin genç sanatçılarından Semiha Yankı hiç de böyle düşünmüyor. Bütün arkadaşlarından uzaklaşıp evde yalnız oturmayı yeğliyor. «Şimdiye kadar başıma gelen kötü olayların birçoğunda arkadaşlarımın payı büyüktür» diyor Semiha Yankı. «Bu nedenle özellikle kız arkadaşlarımdan uzaklaştım. Ayrıca bir - iki kız arkadaşla beraber oturup konuşmaya başlayınca yapılan tek şey dedikodudur. Ben de dedikodudan nefret ederim. Erkek arkadaşlarımla birlikte bir yere gidersem, bu da yanlış bir takım yorumlara neden oluyor. Onun için evde oturmayı tercih ediyorum.» Ama Semiha Yankı evde pek de yalnız değil. Ablası ve annesi onun en yakın iki arkadaşı. Bütün zamanını onlarla beraber geçiriyor. Ayrıca her türlü ev işinde de annesine yardım ediyor. Bu yardıma rağmen annesi kızının bu tutumundan pek memnun değil...

Ayşecik ile Fenerbahçeli Serkan'ın Aşkı

«AYŞECİK» namı ile maruf Zeynep Değirmencioğlu 16 yaşında artık. Yeşilçam'da çocukluk defterini kapattı, genç kızlık defterini açtı. O da Türkan ablası, Hülya ablası, Filiz ablası gibi filimlerde rol icabı seviyor, seviliyor. Fenerbahçe’nin genç futbolcusu Serkan 22 yaşında. 1.78 boyunda, 68 kilo ağırlığında. 5 yıldır Fenerbahçe takımında. Bütün ideali milli takımda oynamak, yeşil sahalara «Elveda» diyinceye kadar Fenerbahçe formasını sırtından çıkarmamak. İşte biri sinema dünyamızın, diğeri de spor dünyamızın asları olan bu iki gencin aralarındaki aşk dedikodusu son günlerde aldı yürüdü. Setlerde, yeşil sahalarda konuşulan tek konu bu. Gazeteler, mecmualar nişanlanacaklarını, Ayşecik'in bu ümitsiz aşk yüzünden intihara teşebbüs ettiğini, Serkan'ın Ayşecik'ten başka bir kızı sevdiğini, hatta onunla nişanlanma hazırlıkları içinde olduğunu yazıyorlar. Bu yazılanlarda gerçek payı ne kadardır? İsterseniz bu sorunun cevabını vermeden önce böyle bir aşkın aslı var mı...

Ünlüler Eskiciliğe Başladı

Teşbihte hata olmaz derler ya olmazsa Bülent Ersoy ve Türkan Şoray ’ın eskiciliğinde de hata yok... Eskicilik de nerden çıktı diyorsunuz herhalde... Haklısınız... Ama Nazan Şoray ’ın daha önce bilmem kaç kez sahnede giydiği tuvaletleri alıp filmlerinde giyerlerse onlara eskici demek doğru sanırız... İşte Türkan Şoray’ın “Seni Seviyorum” adlı filminde giydiği simli tuvalet ve Bülent Ersoy ’un Almanya’da çevirdiği “Acı Ekmek”de giydiği leylak rengi tuvalet. Her ikisi de Nazan Şoray’ın daha önce sahnede giydiği eski tuvaletleri... Günümüzün hayat şartları malum. Yalnızca bir tek ekmeğin 50 lira olduğu, her türlü yiyecek ve giyecek maddesine zam üstüne zam geldiği şu sıralarda, asgari ücretle çalışan ve kendinden başka 5 - 6 boğaza daha bakmak zorunda olanları bir düşünün... İnsan nasıl yaşar, asıl geçinir ve hayattan nasıl zevk alır, yaşamın tadını nasıl çıkarır? Bu biraz zor, hatta epeyce zor. Böyle bir ortamda insanın dişinden tırnağından artırarak özel zevklerini tatmin etmesi ...

Nihal Köknar Kendi Modasını Yarattı

Sahnelerin şöhreti sönmeyen solistlerinden Nihal Köknar olgun yaşına rağmen diri güzelliğinden birşey kaybetmediğini her fırsatta gösteriyor. Joan Collins ’in başrolünü oynadığı film dünya sinemalarında gösterildikten dört yıl sonra ülkemizde vizyona girmesine rağmen büyük ilgi görmüştü. Bir diskotek kraliçesinin özgür seks yaşamını konu eden filmin Avrupa sinemalarında gösterildiği sırada uyanık modacılar ilginç çizgilerle ''fahişe" modasını çıkardılar. Hatta İtalyan modacılar daha da ileri giderek "Namuslu aile kadınlarını fahişelerden ayırt edebilmek için açik saçık ve de frapan giysileri piyasaya sürdüklerini'' açıklayıp kiliseye karşı da kendini savundular. Genelde bir yıl geriden takip ettiğimiz giyim modasındaki ''fahişe'' çizgisi ne yazık ki, Türkiye de tutmadı. Üstelik Joan Collins’in büyük yankı uyandıran filminin ülkemizde haftalarca oynamasına ragmen. Bu fahişe modasını yüksek sosyetenin frapan kadınları kıyafet balolarında uyg...

En Çok Hülya Yiğitalp Kazanıyor

Hülya Yiğitalp, hem moda dünyasının, hem de gazinoların son derece yakından tanıdığı bir isim. Yeşil gözlü, beyaz tenli, güzel vücutlu genç sanatçı mankenlikten bir türlü vazgeçemiyor... «Bu meslek benim ilk gözağrım. Üstelik kendimi podyumda başka türlü bir mutluluk içinde buluyorum. Sahnelerde para kazanmak için çalışıyorum. Bu işi de seviyorum. Ama bana hiçbir şey, o yüksek sesli müzik çalarken podyumda en güzel giysilerle yürümek kadar zevk veremez» diyor. Hülya Yiğitalp modaevlerinin mayo defilesi yaptıklarında vazgeçemedikleri isimlerin başında geliyor. Genç ve güzel manken en açık mayoları bile giymekten korkmuyor. Bu yüzden diğer makenlere göre daha yüksek bir ücret alıyor... Şu sıralarda Yeşilçam filmcileri de Hülya Yiğitalp'in peşindeler. Daha önce birkaç filmde oynayan sanatçı, şu sıralarda daha iddialı filmlerle adından söz ettirmeye kararlı. Bu yüzden kendisine yapılan teklifleri inceden inceye tetkik ediyor... Özellikle soyunmaktan kaçınmaması, birkaç yıldız ...

Sezer Güvenirgil Tatlıses'i Övdü

Çekimi rekor bir şekilde tam bir yıl süren “Sevdalandım” filminin Sezer Güvenirgil açısından önemi çok büyük... Önce güzel sanatçının yıllar sonra sinemaya yeniden dönüşünü sağladı bu film... Daha sonra birçok kadının tam tersine başrolü birlikte paylaştığı İbrahim Tatlıses hakkında olumlu düşünceler edinmesini... Bir yıl süresince karşılıklı diyalogda bulunduğu Tatlıses’le geçirdiği zamanın kendisine çok şey kazandırdığını savunan Sezer Güvenirgil “Tatlıses'le geçen yılıma helal olsun” diyor... Bakın neden?.. Sezer Güvenirgil sanat dünyasına ilk adımı Yeşilçam ’da atmış ve şöhrete sinemada ulaşmıştı. Çok sayıda film çeviren Sezer Güvenirgil daha sonra ekonomik nedenlerle ve müzik sevgisi uğruna yıllar önce sinemadan kopmuş ve sahneye çıkmıştı. Yıllardır arzuladığı nitelikte senaryo gelmemesi nedeniyle de sinemayı hep geri plana iten ve müzik dünyasında sevilen, beğenilen bir ses haline gelen sanatçı bir yıl önce yeniden ilk göz ağrısına dönüş yapmıştı... Star Film adın...

Şıklık Yarışına Serpil Nur'da Katıldı

Bir süre önce modacılar tarafından “En şık giyinen assolist” olarak seçilen Gönül Yazar 'ı bu şıklık yarışında pek tek bırakmak niyetinde değil Serpil Nur ... Gerek sahnede, gerekse özel yaşamında şıklığının herkesçe bilindiğini söyleyen genç sanatçı bu konuda bir hayli de iddialı... Sanatçıların giyimlerine kuşamlarına ödedikleri büyük paraları artık bilmeyen yok... Bunun bir yarış olduğunu da... Ama gazino piyasasında avuç dolusu paralar ödedikleri halde bir türlü şık olamayanlar da herkesin malumu... Hatırlarsanız “Ünlüleri Giydirenler” isimli yazı dizimizde yer alan modacıların hemen hemen hepsinin oybirliği ile Gönül Yazar “En şık giyinen sanatçı” seçilmişti... Sahne tuvaletinden tutun da, günlük elbisesi ve yatak odasında giydiği geceliğe kadar Gönül Yazar şıklık listesini bir numaralı kadınıydı... Kadınıydı diyoruz, çünkü Gönül Yazar'ın ünvanına bir ortak çıktı... Genç şarkıcı Serpil Nur... Serpil Nur, belki Gönül Yazar kadar ünlü değil ama o da gerek sahnedeki...

Serpil Gül "Cilalı İbo"yu Terketti

HER ŞEY Serpil Gül’ün, önce « Cilalı İbo » filimlerini tekelinde tutan prodüktör-rejisör Osman F. Seden’e, daha sonra da yıllardan beri partörreri olan, beyazperdedeki sevgilisi Cilalı İbo Feridun Karakaya’ya rest çekmesi ile başladı. Serpil Gül bu resti çekmeye niçin lüzum görmüştü? Kimine göre bunun sebebi maddiyata dayanıyordu. Serpil Gül Osman Seden’den filim başına ücret almıyordu. Onun aylıklı artistiydi. Ve Osman Seden son zamanlarda Serpil Gül’ün haftalığını bir hayli aksatır olmuştu. Kimine göre ise sebep. Serpil Gülün son «Cilalı ibo» filminde Almanya'ya götürülmemesiydi. Bazıları ise meseleyi daha başka koyuyorlardı ortaya: «Serpil Gül, 'Cilalı İbo Almanya'da' filminin afişlerinde, jeneriğinde, lobilerinde (Bak: Haftanın Ansiklopedisi), gazete ilanlarında adı küçük yazıldığı için Cilalı'yı terk etti,» diyorlardı. Her ne hal ise, sonunda olan oldu, Türk beyazperdesinin en ideal sinema çiftinin arasına kara kedi girdi ve Cilalı ile Serpil Güi ayrıldıl...

Zeki Müren'in Dostları

ÜNLÜ sanatçılar ve işadamları o gün Taksim’deki büyük otellerden birinin balo salonunda toplanmışlar, henüz kuruluş aşamasındaki GÖSAV adı verilen vakfın tanıtım kokteyline katılmışlardı. Ünlü işadamlarından biri kalkıp kürsüye çıkmış, «Ne kadar çok sanatsever» bir kişi olduğunu anlatmıştı. «Gösteri Sanatlarını ve Gösteri Sanatçılarını Koruma Vakfı, yani kısa adıyla GÖSAV'ın kuruluş işlemlerini sanatçılar adına ben yürütüyorum. Günkü Türkiye'de vakıf kurmak, sahneye müzikal koymaktan daha zor» diyen Egemen Bostancı, bir gazetecinin: «Vakıf ortada olmadığına göre burada ne kutlanıyor?» sorusuna, «Sadece vakfın kurulması için yasal girişimlere başlanmasının kutlandığını» söylüyordu... Halit Kıvanç'ın açılış ve tanıtım konuşmasında kurulduğu zaman büyük sonuçlar doğuracağı için vakfı «hamile bir kadına» benzetmesi davetliler arasında gülüşmelere neden oluyor, Kıvanç'ın bir hayli uzun süren konuşmasında vakıf için bazı ünlü işadamlarından büyük maddi desteklerin s...

Yaprak Özdemiroğlu Nasıl Zengin Oldu?

ÇOK değil bir yıl öncesi... Bir dans grubunda kısa boylu, ince, zayıf, cılız bir kız... Gözlerinde numaralı gözlükler... Dansı, diskoyu, serbest hayatı çok seviyor... Baba ünlü bir müzisyen, başından bir sürü evlilik geçmiş... Anne, babadan ayrılmış, başka biriyle evlenmiş... Ve dansçı kız Yaprak da tıpkı rüzgara kapılmış bir «yaprak» gibi oradan oraya sürüklenmiş durmuş... Derken bir gün genç kız «Yüzkarası» filminde bir günlük bir rol kapabilmiş... Tüm işi Yusuf Sezgin'le bir masada oturup Bülent Ersoy 'dan hakaret işitmek... «Böyle de artist olunur mu?» «Böyle de şöhret olunur mu hiç?» diyeceksiniz. Ne derseniz haklısınız. Elbette «böyle artist olunmaz.» Zaten Yaprak da «tesadüfen» artist olmuş. Önce bir iki filmde ufak tefek roller... Sonra devreye giren bir firma, ilk başrol... Hayli masraflı bir film... Beklenilmeyen derecede kötü bir hasılat... Yılmayan bir «karakter»... Tam sinemadan ümidini kesip dört elle yeniden dansa sarıldığı anda, imdadına yetişe...