Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Suzan Avcı İkinci Kez Anne Oldu

Geçen yıl «Evlilik» yılıydı, «nikah» yılıydı ya, bu yıl da «doğum» yılı olacağa pek benzer. Biliyorsunuz, Murat Soydan' la Öztürk Serengil baba oldu. Yılmaz Güney'le İzzet Günay da bir vakit sonra Yeşilçam'ın «babaları» arasına karışacaklar. Onlar baba olmaya hazırlanadursunlar, Yeşilçam'ın Marko Paşası Suzan Avcı da ikinci defa «anne» oldu, eşi senaryo yazan Erdoğan Tünaş’a nur topu gibi bir kız evlat hediye etti. Doğum günü Tamer Yiğit, Erdoğan Tünaş'Ia görüşmek için Suzi’lere uğramıştı. Erdoğan Tünaş ise bir senaryo hakkında konuşmak için Yeşilçam'a inmişti. O sırada Suzan Avcı sancılanınca Tamer Yiğit «Suzan ablasını» bir arabaya attığı gibi Güzelbahçe'ye götürdü. Eve dönüp doğru hastaneye koşan Erdoğan Tünaş’a doktorlar mutlu haberi verdiler, «Bugün bekliyoruz Erdoğan bey,» dediler. Nihayet gece 03'te Suzan Avcı doğum odasına alındı ve tam iki saat süren, sonunda sezaryan ameliyesine ihtiyaç gösteren bir doğum yaptı. Doktorlar doğumun çok güç...

Susan Denberg'in Çıplak Fotoğrafla Gelen Şöhreti

Seks bombası Jayne Mansfield'in vakitsiz ölümü Hollywood filimcilerini en kısa zamanda yeni bir seks bombası arayıp bulmak mecburiyetinde bıraktı. Başta reklamcılar ve prodüktörler olmak üzere pek çoğunun bakışları Slav asıllı 21 yaşındaki bir güzelin, Susan Denberg'in üzerinde toplandı. Susan Denberg, filim dünyası içinde yeni bir isim sayılmaz ama şimdi birçokları Susan Denberg'in kısa bir zamanda Jayne Mansfield'den daha meşhur olacağı kanaatindeler. Susan Denberg geçen yıl İngiltere'deyken «Frankeştayn Bir Kadın Yarattı» adlı bir filim çevirmiş ve bu filmiyle kendisini sinema dünyasına tanıtmaya muvaffak olmuştu. Hemen hemen her macerasında olduğu gibi bu filminde de Frankeştayn bir ceset alıyor ve günlerce laboratuvarına kapandıktan sonra ona can vermeye muvaffak oluyordu. Konu ne kadar tüyler ürperticiyse, aksine filmin başından sonuna kadar hep bikiniyle görünen Susan Denberg de o kadar cana yakın ve tatlıydı. Böylece beyazperdeye ilk adımını atmış...

Şey Dergisi’nin 1983 Tarihli 12. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net

Yusuf Sezgin'in Askerliği Bitti

Genç kadın o gece gazinodaki seansına çıkarken tahtaya vurmuş ve yüksek sesle bir dua okumuştu. «Allahım, tez vakitte beni Yusuf'uma kavuştur.» Tam bu sırada takdimci «Şimdi karşınızda Selma Güneri» diye anonsunu yapıyor ve genç kadın şarkısını söyleyerek sahneye giriyordu. Çamlık Senar Gazinosunun koskoca bahçesini dolduran seyirciler, susmuşlar... Nefis bir tuvaletle sahneye çıkan genç filim yıldızını dinliyorlardı... O ise bir taraftan şarkılarını söylüyor, seyircilerin çok hoşuna giden tatlı danslarını yapıyor, bir yandan da, kısa bir süre uzak kaldığı eşini düşünüyordu. Bacağındaki kireçlenmeden ötürü sadece 6 ay askerlik yapacak olan Yusuf'un, 6 aylık süresi o gece doluyordu. Amasya'dan dosdoğru gelecek olsa bile, ancak ertesi gün gelebilirdi... 6 ay geçmişti de, şimdi saatler bir türlü geçmek bilmiyordu. Aynı saatlerde İzmir'in Kahramanlar semtinde 1412. Sokak 57 numaradaki evine yorgun argın gelen Yusuf Sezgin, gazinoda okuyan bir yıllık, güzel eşi Selm...

Yılmaz Duru da Sahneye Çıkıyor

Yılmaz Duru, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Festival'in en hareketli adamıydı.. Hergün sabahtan öğleye kadar denize girdi, öğleden sonra da Festival filimlerinin gösterildiği Şehir sinemasına giderek, bütün filimleri bir jüri üyesi titizliği ile seyretti. Akşamları ise ya Sabo'da, ya Konyaaltı'nda, ya da Derya Motel’de eşi Sabah, baldızı Melahat ile birlikte müzik dinledi, sıcak Antalya gecelerinin tadını çıkardı.. Bütün bunların yanısıra Yılmaz Duru'nun bir meşgalesi daha vardı Antalya'da.. Bir zamanların ünlü dansörü, bugünün ünlü aktörü, üç altın portakallı rejisörü Yılmaz Duru, Konyaaltı'ndaki Kulüp Sabo'da, İlhan Feyman Orkestrasının eşliğinde gizli gizli şarkıcılık provaları yapıyordu... Biz o gün Yılmaz Duru'yu Konyaaltı'nda, denize 10 metre uzaklıkta kurulan sahnede «Sarı kurdelam sarı» türküsünü söylerken yakaladığımız zaman, bizim kadar o da şaşırdı: »Çocuklar rica edeceğim,» dedi. «Bu provayı görmemiş olun. Sahneye çıkacağ...

Şey Dergisi’nin 1983 Tarihli 13. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net

Türkan Şoray Palyaço Olursa..

Türkan Şoray'la Kartal Tibet 5 yıllık bir aradan sonra tekrar aynı filimde buluştular ve «Tatlı Bela» nın başrollerini paylaştılar. Sevim Emre, Nevin Nuray, Asım Nipton, Nubar Terziyan, Özcan Bilge ve Sedef Ecer’in de oynadıkları filmin en enteresan tarafı 13 yıllık sinema yıldızı Türkan Şoray’ın bu filimde ilk defa bir «palyaço» yu canlandırması, filmin önemli bir bölümünün de «çadır tiyatrosunda» geçmesi... BÜYÜKTÜR ayakkabıları, yürekleri kadar! Kıpkırmızıdır burunları. Allı pulludur yüzleri... Allı pulludur ya, bu renk armonisinde bir ressam estetiği aramak boşunadır. Yüzleri çarşamba pazarına benzesin diye öyle boyanmıştır zaten. İşleri ne güldürmektir, ne şaka yapmak. Görevleri insanların bucak bucak kaçtığı bir duruma düşmek, «gülünç olmak» tır. Gülünç olmaktan bucak bucak kaçan insanlar, karşılarına gülünç olmak için çıkan insanlara daima gülmüşlerdir, güleceklerdir... Anlattığım, «palyaço» dur... PALYAÇO, ÇADIR TİYATROSU VE ÖTESİ Bugünlerde «Tatlı Bela» adın...

Tamer Yiğit Dedikoduları Cevapladı

Bir dertli adam, bir yalnız adam Tamer Yiğit. Sıkıntılı, üzüntülü, kendi deyişine göre, «tarifsiz bunalımlar içinde» şu son günlerde. Neden? Bu sorunun cevabını kesinlikle kendisi de veremiyor. «Bilmiyorum, anlamıyorum» diyor. «Son aylarda şansım birden dönüverdi. Sebebini çözemediğim bir duraklama devresine girdim.» Sonra birden daldığı hayal aleminden çıkıp sözlerine şöyle devam ediyor: «Ama biraz da memnunum bu dununa. Önümüzdeki günlerde yeniden bir mücadeleye gireceğimin işaretidir bu. Ben zor günlerin, mücadele, heyecan dolu günlerin adamıyım. Daha önceleri de üç, dört defa böyle şanssız durumlara düştüm, fakat hepsinden de azmim, iradem sayesinde kurtuldum. Zafer gene benim olacak. Buna eminim ama...» Fakat bu «Ama...» kelimesinin sonunu getiremiyor Tamer Yiğit. Anladığımız kadarıyla dedikodular, söylentiler üzüyor olmalı onu. Netekim, son günlerde iki büyük dedikodu, söylenti çıktı Tamer Yiğit hakkında. Birincisi his, İkincisi de iş hayatıyla ilgiliydi. Yeşilçam'...

Şey Dergisi’nin 1983 Tarihli 14. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net/

Tijen Par Ameliyat Geçirdi

- «Derdimin bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. Bir gün şiddetli bir kriz geçirdim. Prof. Ertuğrul Yenen'e muayene oldum. 'Kronik apandisit' teşhisini koydu ve bir an önce ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Bu, benim de işime geldi. Çünkü, eylülde tiyatro provaları başlıyordu. Bir gecikme bana çok şeyler kaybettirebilirdi... Onun için hemen kliniğe yattım ve ameliyat oldum...» Nişantaşı'ndaki «Pakize Tarzı Kliniği» nin ikinci kattaki 36 numaralı odasındayız. Üç gün önce tehlikeli bir apandisit ameliyatı geçiren Tijen Par'la konuşuyoruz. - «Hemen mi dediniz?» diye sorduk. Gerçekten «hemen» ameliyat olmuş. Okuyucularımızın gayet iyi hatırlayacakları gibi Tijen Par, kararsızlığı ve ailesine dair haberlerin yazılmasından hoşlanmamasıyla ün yapmış bir yıldızdır. Can korkuşu belası da olsa, hemen ameliyat masasına yatması, onun müzmin kararsızlığından vaz geçme yolunda olduğunu göstermesi bakımından enteresandır. Yalnız, diğer huyundan, yani kendisi ile ilgil...

Şey Dergisi’nin 1983 Tarihli 43. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net

Hulusi Kentmen Turneden Turneye

Hüseyin Baradan'ın uçları hafif yukarıya kalkık bıyıkları sinirden oynuyor, gözleri yuvalarında fıldır fıldır dönüp duruyordu. Sigaranın birini yakıyor, birini atıyordu. - «Hayret,» diye söze başladı. «Hayret... Anadolu'da iki ay dolaştık. Büyük şehirlerde, küçük kasabalarda, hatta köylerde temsiller verdik. Nereye gittiysek krallar gibi karşılandık. Halk bizi bugün jön diye geçinen çocuklardan daha fazla tanıyor.» Yanında oturan Hulusi Kentmen'e döndü. - «Öyle değil mi ağabey?» dedi. Hulusi Kentmen hiç sesini çıkarmadan başını «evet» anlamında iki yana salladı. Hüseyin Baradan bir sigara daha yaktı. Bıyıklarını hafifçe burduktan sonra uzun bir «Ahhhl...» çekerek konuşmasına devam etti: - «Bafra'ya girişimi görecektin. 'Hüseyin Baradan geliyor' diyen motosikletine atladığı gibi beni karşılamaya gelmiş. Şehre 150 motosikletli gencin arasında girdim. Koskoca Bafra hop oturdu, hop kalktı. Gözlerim yaşardı. Burada bir defa daha anladım ki, bugün için ...

Şey Dergisi’nin 1983 Tarihli 49. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net/

"Şoray Deterjanı" Mahkemelik

Türk sinemasının taçsız kraliçesi Türkan Şoray’la, yeni yıldızlardan Nazan Şoray’ın «annesi Meliha Sav» ın başı bugünlerde yine dertte, ama, kızlarından değil. İş hayatının çetrefilli, karmakarışık havasından. İş adamı, hele hele bir deterjan fabrikasının patronu olmak kolay değil bu zamanda.. Rakiplerle uğraş, işçilerle uğraş, para bulmak için uğraş, uğraş da uğraş!. Tevekkeli dememişler, «Büyük başın derdi büyük olur diye!» Bütün bunlar bir yana, şu anda Meliha Sav'ı uğraştıran, daha doğrusu düşündüren bir tek konu var: «Şoray» soyadı... Meliha Sav’ın ayrıldığı polis eşi, yani Türkan Şoray ile Nazan Şoray'ın babaları Halit Şoray, Meliha hanıma sıkı bir protesto çekerek, «Şoray soyadını deterjan adı olarak kullanamayacağını, kullanmaya devam ettiği takdirde tazminat isteyeceğini...» bildirmiş. Bu konuda şikayetçi olarak bir başka isim de Türkan Şoray.. Fakat anne Şoray kızının ağzını hemen kapatı vermiş. «Çok laf istemem kızım!» demiş. «Yüzbinler yatırdım, fabrika kur...

Şey Dergisi’nin 1984 Tarihli 1. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net

Cüneyt Arkın İçini Döktü

Acar Film platosunda «Alpaslan'ın Fedaisi Alpago» filminin setindeyiz. Rejisör Nejat Saydam, uzun, tahta bir merdiveni ağaç dallarıyle donatmış, Alpago rolündeki Cüneyt Arkın'ı buradan saraya (!) tırmandırıyor. Oysa, Cüneyt'in tırmandığı yer, platonun tavanı... Seyirci nereden bilecek, bir filimdeki çekim hilelerini?... Cüneyt Arkın'la randevumuz var. Cüneyt bedbaht, çevresine küskün. Bize bunun nedenlerini anlatacak. Platonun bahçesinde artistlerin, set işçilerinin yemek yediği çardağın altında konuşuyoruz: - «Mutsuzum» diye söze başlıyor Cüneyt Arkın. «Ama insan neden mutsuzluğundan bahseder? diyeceksiniz. Yeryüzüne mutlu olmak için gelen insanın kaderi, merhametsiz bir çevrenin yabancı elleri ile çizilirse, bu sorunun karşılığı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Herkes bir takım yazılar okumak, bir takım söylentiler dinlemekle bizler hakkında derin, güvenilir bilgiler elde ettiğini sanır. Bizler bütün direnmemize rağmen bir süre sonra bunların bedenen ve ruhen tu...

Nebahat Çehre'nin Ehliyeti Yok

Nebahat Çehre’nin en büyük tutkusu — sakın aşk falan zannetmeyin — nedir bilir misiniz? Otomobil.. Evet ünlü yıldızın nedense son model, lüks, spor otomobillere karşı özel bir tutkusu vardır. Dünyada en büyük zevki otomobil kullanmaktır. Daha şöhret olmadığı, cebinde on liranın bile zor bulunduğu yıllarda bu otomobil tutkusu yüzünden, «Ben evlenirsem ancak otomobili olan bir adamla evlenirim,» dediği rivayet olunur... Nebahat Çehre, azimli, sebatkar kızdır. Bileğinin hakkıyle bugünkü durumuna gelmiş, gemisini kurtarmıştır. Yani iyi yaşamaya başlamış, cebi para görmüş, bundan beş yıl kadar önce de bir otomobil sahibi olmuştur. Ona sorarsanız, sinemada şöhret olduğuna değil, ta küçüklüğünden beri hayal ettiği otomobil sahib olduğuna sevinmiştir en çok. Günlerce İstanbul sokaklarında şoförüne delicesine direksiyon kullanması için emirler vermiş, etrafındakilere. «Deli bu kız. Birgün parçalanıp hayata veda edecek,» dedirtmiştir. Sonra çeşitli nedenlerle Nebahat Çehre’nin sahip o...

Şey Dergisi’nin 1984 Tarihli 2. Sayısı

https://www.tozlumagazin.net/

Kuzey Vargın Karabatak Gibi

Tanrı, Kuzey Vargın’a artist olacak bir insanda bulunması gereken bütün nimetleri vermiş. Boyu var, bosu var, oyun kabiliyeti var üstelik de yakışıklı, insan bir an için düşümeden edemiyor. Herkeste kolay kolay bulunmayan bu nimetlere sahip olan Kuzey Vargın neden Yeşilçam'ın önde gelen artistlerinden biri olmaz da, adı daima skandallann, dedikoduların, içine karışır? Doğrusu bu sorunun cevabını vermek çok zor. Türk sinemasında bir kural vardır. Ve bu kural daima geçerli olmuştur. Aklını başına toplamayan, kendisini iyi kullanamayan ne kadar büyük olursa olsun, ne kadar «Ben» derse desin, böyle davranan bir artist daima tepetaklak gitmiştir. İşte Kuzey Vargın da bu kuralın kurbanı olarak geri geri giderken yeşil bir ışık çıkmıştır karşısına. Bu «Karaoğlan» tipidir. Hani Ankara Meydan Sahnesinde çalışırken kimsenin tanımadığı Kartal Tibet'i, bugünün şöhretli ve milyoner Kartal Tibet’i yapan tip... Kuzey Vargın nedense ayağına gelen bu kısmeti de iyi değerlendiremez. Filim...

Mine Mutlu da Yoruldu

Tuzla'da bir oteldeyiz. Deniz sakin. Tepemizde de yakıcı bir güneş var. Adalar karşıda, sislerin arasında hayal meyal belli oluyor. Yanımızda Mine Mutlu var, konuşuyoruz. Neler mi soruyoruz Mine Mutlu’ya? Her şeyi. Ortaya çıkardığı kanunnamelerinden tutun da, gelecek yıl neler yapacağına, sinemada nasıl bir politika izleyeceğine kadar her şeyi.. Mine Mutlu çok çalışmaktan yorulduğu, sürmenaj olmaktan korktuğu İçin, «Artık yeter. Hep para için mi çalışacağız. Biraz da sıhhatimiz için yaşayalım,» demiş ve annesi Halide Özatmaca'yı yanına aldığı gibi Tuzla'daki bu otele gelmiş. Tam beş gündür dış dünya ile irtibatı yok. Yiyor, içiyor, istirahat ediyor ve bol bol da düşünüyormuş «İnanmazsınız,» diyor, «Gazete, mecmua bile okumuyorum. Çünkü hakkımda hergün saçma saçma şeyler yazıp beni sinirlendiriyorlar, kızdırıyorlar. Yazılanların, çizilenlerin yarısı doğru olsa yüreğim gam yemeyecek.» - «Acaba?.» - «Evet. İsterseniz örnek vereyim. Sözde benim kanunum varmış da...