Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Orhan Gencebay'ın Başına Gelmeyen Kalmadı

Orhan Gencebay 'ın Unutamadığı Anıları dizimizin bu bölümünde, sanatçının yurt dışında başından geçen olaylar yer alıyor. Bunlardan biri hırsızlık olayı, diğeri ise bir otomobil kazası... Orhan Gencebay, Sevim Emre ve iş ortağı Yaşar Kekeva ile birlikte bir Avrupa gezisine çıkarlar... Gezilerinin son durağı İtalya'dır... Milano'da birkaç gün kaldıktan sonra Almanya üzerinden Türkiye’ye döneceklerdir... Ancak olaylar düşündükleri gibi gelişmez. Milano’dan ayrılacakları gün başlarına öyle bir felaket gelir ki, 10 gün daha İtalya'da zorunlu ikamete tabi tutulurlar... Şimdi dilerseniz gelin birlikte dinleyelim Orhan Gencebay’ın İtalya macerasını... «Sevim Emre, Yaşar Kekeva ve ben otelle ilişkimizi kesmiş ve Milano'yu terketmek üzere Mercedes'imizle yola koyulmuştuk... Bir katedralin önünden geçiyorduk... Sevim, bu katedralin kapısında bir resim çekmemizi istedi... Arabayı yolun kenarına park edip fotoğraf makinelerimizle birlikte caddenin karşı tarafına...

Omar Shariff Ülkesinde Hain İlan Edildi

Mısırlı aktör Omar Shariff , bugün sinema dünyasının en çok aranan aktörlerinden biri oldu. Shariff, 2 yıldır eşini ve çocuğunu görmemiş. GÜNEŞ, Amman'ın batısındaki büyük caminin arkasında göğü pembeden şarap rengine kadar değişik tonlarda boyayarak batmaya hazırlanıyordu... Artık gündüzün boğucu sıcağından da eser kalmamış, etrafa çöl akşamlarının tatlı serinliği çökmüştü. Şehrin en büyük otellerinden biri olan Philadelphia Hotel'in kapısından içeri giren beyaz harmaniyeli bir Arap şeyhi, orada bulunan turistlerin dikkatini çekmişti. Gerçi bir Arap ülkesinde harmaniyeli Arap şeyhine raslamaktan daha tabii bir şey olamazdı ama bu adamın kara gözlerinde insanı ürperten pırıltılar vardı. Kıyafeti Doğulu olmakla beraber, davranışları tam bir Batılıyı andırıyordu. Nitekim Şeyh, otelin holünde beklemekte olan orta boylu bir adamın yanına gidip önce Arapça «Ehlen ve sehlen,» dedi, sonra «I am, very sorry, Sir» diye İngilizce konuşmaya başladı. Bir süre sonra da «A demain» diy...

Muzaffer Tema 20 lik Sevgilisi İle Muhallebicide Yakalandı

Bugün 46 yaşında, yıllardır Türk beyaz perdesinde endam göstermiş, son olarak tiyatro oyunculuğuna heves etmiş bir aktördür. Halen İstanbul Belediye Konservatuvarında flüt hocalığı yapmaktadır. G.A. ise 20 yaşında bir genç kızdır. Yılların Tema'sı şimdi genç kızlarla muhallebici köşelerinde buluşuyor. Son yıllardaki iş durumu, Tema'nın artık tasarrufa riayet etmesini gerektiriyor. Geçenlerde İstanbul Konservatuvarı'nın karşısındaki muhallebiciye, Konservatuvar'ın flüt öğretmenlerinden ve yerli film artistlerinden Muzaffer Tema, 20 yaşında ve G.A. adındaki bir aile kızıyla birlikte girdi. Biraz sonra, orta yaşlı bir erkek de aralarına katılınca masalarını değiştirdiler. Foto muhabiri bu olayı görmüştü. Fotoğrafla tesbit etmek isterken, kendi hakkında ufak bir yazı veya fotoğraf çıkartmak için gazete idarehanelerinin eşiklerini yıllardan beri aşındıran Muzaffer Tema , muhabirimizin üstüne yürüdü ve bağırıp çağırdı. Fakat fotoğraf çekilmişti ve Tema'nın yanındak...

Şöhretlerin İptilaları Dudak Isırtacak

İmzaladıkları kontratların ücret hanesindeki rakamlar en aşağı altı hanelidir. Muhteşem villalarının garajlarındaki son model arabalar, insanın gözlerini kamaştırır. Evlerinin içi, dünyanın dört köşesinden getirtilmiş pahalı ve kıymetli eşyalarla doludur. Bir giydiklerini bir daha giymezler. Saçlarını taratmak için özel uçak kiralayıp okyanuslar aşarlar. Her gittikleri yerde, avuç dolusu para harcadıktan başka kırallar, kıraIiçeler gibi karşılanıp itibar görürler. Çevrelerinin dışında yaşayanlar için onların hepsi birer mutluluk sembolüdür. Fakat acaba gerçekte de öyle mi? Boyalı yüzlerin, durmadan gülümseyen gözlerin arkasında neler gizliyorlar? Geçenlerde bir Amerikan dergisinde sinema artistlerinin büyük bir ekseriyetini korkunç bir şekilde itham eden bir yazı yayınlandı. Dergiye göre sinema artistleri, özel hayatlarının düzensizliğini gidermek için içki, uyku hapları, esrar, kumar, ipnotizma ve cinsi sapıklık gibi anormal iptilalarla kendilerini avutmaktadırlar. İÇKİ MERAKLI...

Jerry Lewis'e Ağır Rol

KÜÇÜK kız, kendisine ağır ağır yaklaşmakta olan garip kıyafetli adamı görünce, feryadı bastı: — «Anneciğim, babacığım, yetişin canavar beni yemeye geliyor. İmdat, yetişin geliyor...» Küçük kızın bu canhıraş feryatlarına cevap veren olmadığı gibi, yardımına da kimse koşmadı. Yüzü uzun saçları ile iyice örtülmüş olan esrarengiz adam, kıza gittikçe yaklaşıyordu. Nihayet kimseden bir yardım göremeyeceğini anlayan zavallı yavrucak, sırtını duvara dayayıp ellerini yüzüne doğru kaldırdı. Gözlerinde bir dehşet ifadesi okunuyordu. Narin vücudu yaprak gibi titriyordu. Karşısındaki adam ise güldüğü anlaşılmasın diye başını öne eğmişti. Şu küçük kız da hani pek maskaraydı. Hiç kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan rolünü mükemmel başarıyordu. Sinemanın ünlü komedyeni Jerry Lewis, son çevirdiği filmde ilk defa bir kız çocuğuyla baş rolleri paylaşmayı düşünmüş ve Donna Butterworth adında 9 yaşında bir kızı angaje etmişti. Jerry Lewis, «Family Jewels» (Aile Mücevherleri) adını taşıyan bu k...

Fatma Girik Nikah Masasında

Fatma Girik yıllardır bekar. Bazan içi yana yana «Galiba ben evlenemeyeceğim, evde kalacağım» der. Burada gördüğünüz fotoğraflarda Fatma rol icabı sayısını şaşırdığı evliliklerinden birini yapıyor. FATOŞ EVLENDİ — Önce nikah masasında usulünce nikahlandı. Ama, bir şişe suyu içmeden imzayı atmamıştı. Sonra, etrafındaki kızlar çaldı, oynadı, şarkı söyledi. O seyretti. Neşesini buldu ve «Gelin Fatma» ortaya çıkıp çifte telli oynamaya başladı. Böylece «kına gecesi», kadınlar arası eğlence, heyecanlı damat Tamer Yiğit'in saatlerce bekleyip bunalmasına sebep oldu. NİKAH memuru, damat, gelin, şahitler, davetliler, Hepsi hazırdı. Kocaman defter açılmış, dağıtılacak şekerler hazırlanmıştı. «Mutlu anı tesbit» le görevli fotoğrafçı da elde makine bekliyordu. Fatma Girik ile Tamer Yiğit evleniyordu. Fakat hava sıcak ve Fatma susamış... Ama söylese ayıp olacak... Nikah memuru malum lafları ezbere okuyor. Kendine de bir büyüklük vermek için aktörler gibi rol kesiyor. Fatma yutkundu....

1983 Yılı Böyle Geçti

1983 SANAT olayları bir çok yönleriyle hayli ilginç özellikler taşıyor... Kimi ünlü isimler mutluluk dolu bir yıl geçirirken kimi ünlüler de talihsiz bir dönem yaşadılar... «Yorgun Savaşçı» filminin yakılma olayı, videonun zaferi, dünya gençliğini çıldırtan iki ünlü yapıt ve Türkan Şoray ile Cihan Ünal 'ın evliliği bu yıla rastlayan olayların sadece birkaçı... Tabii yurt içinde olan olayların genel bir değerlendirmesini yapacak olursak herhalde Türkân Şoray’ın evliliği ön sıralarda yer alır. Uzun bir süredir Rüçhan Adlı’yla beraber olan Türkân Şoray'ın bu ani evliliği bütün Türkiye’de sürpriz oldu... Ayrıca Türkiye’de ve dışarıda birçok olay daha cereyan etti 1983’ te... Acı ve tatlı yanlarıyla bir yılın sanat olaylarını izlemek istiyorsanız sayfalarımıza bir göz atmanız yeterli... İşte, ölen, evlenen, yıldızı parlayan ve çeşitli sanat gösterilerine imzasını atarak ünlerini pekiştiren birçok ismin öyküsünü buyrun birlikte okuyalım... BİR FLİM YAKILDI ÇEKİMİ 2 yı...

Mahmut Hekimoğlu Evlenebilecek mi?

Mahmut Hekimoğlu uzun süredir arkadaşlık ettiği Huri Sapan ile evlenmeye karar vermişti. Hatta eşinden ayrıldıktan sonra Mahmut Hekimoğlu ile dünyaevine girmek için tüm hazırlıklarını tamamlayan Huri Sapan, gelinliğini bile hazırlamıştı... Ancak evlilik hazırlıkları sürerken Mahmut Hekimoğlu Çemberlitaş’ta kadın çantalarına aksesuar imal eden bir işyeri açtı. Bir yandan İzmir Fuarı’nda şarkıcı olarak sahneye çıkmak için hazırlıklarını sürdüren Hekimoğlu, işyerine de vakit ayırmak zorunda kalınca başını kaşıyamaz oldu... Huri Sapan ise şu anda turnede. Tüm hazırlıklar yapılmışken, nikahın ertelenmesine Huri Sapan'ın nasıl tepki göstereceği merak konusu... Kimbilir belki, «Bu kadar bekledik. İki sene daha bekleriz» diyecek, belki de bunca işin arasında nikah da sıkıştırılacak. Her şey Huri Sapan turneden döndükten sonra belli olacak... Üstelik bu uğraşlar arasında mekik dokuyan Mahmut Hekimoğlu, bu ay içinde başrolünü Bilun NazIıhan ile paylaşacağı «Kadersiz» adlı filmin ...

Gülşen Bubikoğlu Bilinmeyenlerini Anlattı

Kanlıca otobüs durağından iki yüz metre ilerde, deniz kıyısınıdaki 20 numaralı villada bizi karşılayan Gülsen Bubikoğlu , öfkeyle konuşuyordu: «Hakkımda pek çok söylenti dolaşıyor. Beni 'Dallas'ın Sue Ellen'ına benzetenler var... Güya çok mutsuz bir yaşamım varmış. Evimden dışarıya tek başıma adım atamazmışım. Eşim Türker İnanoğlu ile kavgalı gürültülü bir ilişkimiz varmış... Ve ben düştüğüm bu bunalımdan biraz olsun kurtulabilmek için, tüm sevgimi 3.5 yaşındaki kızım Zeynep'e veriyormuşum. » Villanın bahçesinden uzun uzun denizi seyreden Gülşen Bubikoğlu, daha sonra gülerek konuştu: «Hadi, birlikte alışverişe çıkalım...» Villadan dışarı adım attıktan sonra Gülşen Bubikoğlu da içimizden biri oluvermişti... Manavın, «Abla gözünü seveyim bunlar da seçilir mi!» dediği sebze ve meyveleri, bu sözlere kulağını tıkayarak, büyük bir dikkatle filesine dolduruyordu. Yorulmuştu Bubikoğlu... Kanlıca vapur iskelesinin yanı başındaki çay bahçesinde oturdu ve yoğurt yedi......

Zeki Müren Telefonda

4 Ocak Çarşamba... SES Dergisi şimdiye dek geçirdiği en muhteşem günlerinden birini yaşıyor... O gün her şeyin en güzelinin olması için yapılan yoğun hazırlıklar sabahtan başlıyor, telefonlar sürekli çalıyor... Saat 16.00’ya doğru çalışmalar hızını arttırıyor... Anladınız değil mi? Gelen konuğumuz sahnelerimizin en büyüğü Zeki Müren... Sanatçımız dergimize geldiği andan itibaren sürekli çalmakta olan telefonlara yetişebilmek için büyük bir güç sarf ediyor. Ancak bu durum onu alabildiğine mutlu kılıyor. Sevilmek, üstelik böylesine uzun süreli, unutulmamacasına sevilmek gerçekten de güzel olmalı. Hayranları 'Sanat Güneşi' mizi çok özlemiş olsalar gerek. Çünkü ona yönelttikleri soruların başında ne zaman sahneye çıkacağı yolundaki soru geliyor... Ancak Zeki Müren, sağlığı nedeniyle bunun olanaksız olduğunu söylüyor. Ve iki saat hemen sona eriyor. «Sanat Güneşi»miz geldiği gibi büyük bir ihtişamla gidiyor. Dergimize hayranlarıyla telefon konuşması yapmak için gelen sanat...