Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Onna Yeni Dünyaya Açıldı

Hazır giyimcilerimiz için artık en güzel güneş Amerika’da doğuyor galiba... Çünkü, son bir yıl içinde iç çamaşırından, derisine, günlük giysilerden daha pek çok giyim eşyasına kadar Amerika'da kazanılan beğenilerden önemli pazarlara giriliyor. Bunlardan biri da Onna Hazır Giyim... Geçen yıl sessiz sedasız kurulan bu güçlü kuruluşun sahibi de pek çok hazır giyim kuruluşunun başarılarına imzasını almış bir Türk kadını... Onna kuruluşundan bu yana atılımlarını ve hazırlıklarını dış pazarlar için yaptı. Ve de sonunda amacına ulaştı. Şöyle ki, 1983 Eylül aylarında Onna'nın New York-Preti'de sergilediği kolleksiyonu Amerika'daki mağaza toplancıları tarafından çok beğenilince kolleksiyon önemli ölçüde sipariş aldı. Ve de, önümüzdeki günlerde yani ilkbahar sezonunda Amerika'nın ünlü mağazalarında Onna mamülleri Fransız ve İtalya markalarıyla yanyana satışa girecek. Ne güzel bir gurur vesilesi değil mi? Onna'cılar en büyük hayallerini böylelikle gerçekleştirdikten so...

Recep Kaymak Dilini Yuttu

Birçok kadınla çeşitli aşklar yaşamış ünlü türkücü Recep Kaymak ’ı bugüne değin, geçtiğimiz günlerde ülkemize gelerek Etap Marmara Oteli’nde gösteri yapan çıplak “İngiliz revü”sünün güzel kızları kadar hiçbir şey heyecanlandıramamıştı. Üstelik çıplak revünün odasına giren sanatçının gördüğü manzara karşısında âdeta dili tutuldu o gün. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelerek Etap Marmara Otell’nde gösteri yapan “İngiliz revü“sünü birçok kişi büyük bir merak ve ilgiyle izledi... Gösterilerin güzelliği, değişikliği, hareketli müziğin eşliğinde yapılan hızlı ve kıvrak devinimler bir yana, tüm bunları gerçekleştiren güzellikleri dünyaca ünlü İngiliz kızlarının bu gösterileri yapması bir yanaydı. Neden derseniz?... Revü için itina ile seçilmiş İngiliz kızlar adeta yarı çıplak çıkıyorlardı sahneye... Eee böylesine güzellikteki İngiliz kızlarının bir de yarı çıplak vücut sergilemesi, gösteriyi izleyen birçok erkeğin elbetteki yüreğini ağzına getiriyordu... İşte bu yüreği ağzına gelen er...

Hedefe Doğru Son Adım

Uzun bir süredir Türk sanat müziği dersleri alarak sahnelere “Assolist” olarak çıkmaya hazırlanan Selma Güneri , yılbaşı gecesi Harbiye Orduevi’nde orduya verdiği başarılı konserinden sonra, aynı başarısını bu kez yine İstanbul’da “Lions Genel Yönetim Gecesi”nde yineledi... Gazino sahnelerine her geçen gün yeni bir isim “Assolist” olarak transfer edilirken sinemanın ve sahnelerin tecrübeli sanatçısı Selma Güneri “Assollstler Kervan”na katılma yarışını sessiz ama emin adımlarla sürdürüyor. İlk sınavını yılbaşı gecesi Harbiye Orduevi’nde subaylara vererek büyük beğeni toplayan ve kendisinden “gazino sahnelerinde de assolist olarak iyi iş yapar” şeklinde söz ettiren Selma Güneri, ikinci sınavını ise geçtiğimiz günlerde “Lions ve Lioness”ler için yine İstanbul’da verdi. Evet sinemadan sahneye akımın yoğunlaştığı günlerde birçok meslektaşı gibi hem ekonomik açıdan rahatlamak, hem de daha geniş kitlelere seslenebilmek için sahneye çıkan Selma Güneri bu ilk çıkışında batı müziği parçal...

Nazan'ın Maskülen Tarzı

Moda yine çılgın moda... Nazan Şoray ise modadan daha çılgın bir genç kadın... Yılın belirli aylarında yurt dışına çıkarak Paris, Londra ve Milano gibi moda merkezlerinde son modayı takip eden Şoray dönüşünde yepyeni kreasyonlarıyla büyük dikkat çeker. Katıldığı davetlerden tutun da günlük yaşamın tüm saatlerinde son derece şık olan Şoray bu yaşından sonra erkek oldu çıktı. Geçtiğimiz günlerde Avrupa gezisinden dönen genç yıldız bavulundakileri boşaltınca adeta cinsiyet değiştirdi. Çünkü bu yılın sonbahar - kış modasında kadınlarda erkek giysilerinin çok moda olması Nazan Şoray'ı fotoğraflarda gördüğünüz gibi değiştirdi. Moda dergilerindeki manken havasıyla karşımıza çıkan Nazan Şoray'ı resimlerken çevrede dolaşanlar sanatçıyı tanımadı. Tıpkı "Victor Victoria" filminde Julie Andrews, "Yenti'' filminde Barbara Streisand gibi tebdil-i kıyafet yapan Nazan Şoray'a bakıp bakıp "Kim bu güzel yakışıklı" diyen yaşlı hanımlarda çıktı. Ancak hiçbir...

Maximilian Schell Muamması

O evde olduğu zamanlar, herkes koridorlarda ayaklarının ucuna basarak dolaşır. Telefonlar arka odalara kaldırılır. Misafirlerin sayısı azalır. Kısacası evin içine bir korku havası hakim olur. Bazı günler Maximilian Schell'in odasından tatlı piyano sesleri gelir. Bazan da piyanonun sesi değişir, bir dangırtı halini alır. Bazan da odada bir erkek gür sesiyle dünya edebiyatının şaheser şiirlerini okur... Maximilian Schell'in birbirine hiç uymayan garip davranışları, ailesinin fertlerini olduğu kadar yakın dostlarını da şaşırtıyor. Sinema dünyasının bir numaralı aktörlerinden biri olmasına rağmen teklif edilen rolleri kabul etmemek için şirket sahiplerine bin dereden su getiriyor. İyi bir piyanist olduğu halde konser turnelerine çıkmaktan kaçınıyor. Aşağı yukarı bir seneden fazla bir süredir yazdığı piyesin üzerinde uğraşıyor. Piyesi tamamladığı halde oynama hakkını satın almak isteyenlere de «Ben tüccar değilim» cevabını veriyor. Maximilian Schell, iki üniversite, bir konser...

Hülya Koçyiğit Londra Yolcusu

Gülşah tam bir ana kuzusuymuş. Bunu ondan, 60 gün ayrı kaldıktan sonra daha iyi anladım. Çünkü har gün gönderdiği mektuplarına yanıl varmak için öylesine yoğun bir trafik içine girdim ki, elimden hiç kağıt, kalem eksilmiyor. Bırakın sadece mektuplaşmayı inanın bir de hemen hemen her gece babası da, ben de Gülşah'la telefonda görüşerek belki de İstanbul'dayken konuşamadığımız kadar Londra'dan konuşuyoruz. Gülşah hem annemin, hem bizim yani iki evin bir gülüydü. Tabii ki, gidişi nasıl ki, Gülşah'da bir boşluk, bir özlem yarattıysa aynı duygulan bende de yeşertti. Gülşah burada kendi arkadaşları arasındayken ''Ben yalnız yapabilirim" diyordu ama annesinden, babasından uzak kalmanın acısını da 15 yıldır ilk kez tattığı için ona bu aynlık çok zor geldi. Ancak istikbali için İngiltere'de en azından daha dört yıl kalacağından mutlaka kendi kendine yetmeye alışacak, bu konuda kendisine tüm kalbimle inanıyorum...'' Evet bu sözleri 15 yaşındaki biricik ...

Kim Bu Fikri?

Bundan bir- iki ay öncesine kadar ikinci sınıf gazinolarda solistlik yapan Seda Sayan , kısa bir hazırlık sonunda şu günlerde Büyük Maksim Gazinosu’nda assolist olarak sahneye çıkıyor. Her gece de kucak dolusu çiçek alıyor dinleyicilerinden. Birde “Fikri” isimli bir hayranı var ki Seda Sayan’ın, her gece gelen çiçekleri tek tek okuduğu halde onun adını bile anmıyor nedense... Son günlerde İstanbul sahnelerinde yeni yeni tanıdığımız simalar ortaya çıkıyor. Yıllar yılı sahne yaşamlarını ucuz gazinolarda, ikinci, üçüncü sınıf solist olarak sürdüren bazı sanatçılar yaptıkları sansasyonlarla, dergilere, gazetelere kapak olmalarıyla bir bakıyorsunuz, en üst tabakanın devam ettiği gazinolara assolist oluvermişler. Birazına kader diyeceğiz bunun ama, herhalde çoğu da beceri işi oluyor... Sanat dünyasında pek fazla bir geçmişi olmayan ve bu geçmişinde de ikinci sınıf gazinolarda sahneye çıkan Seda Sayan da şu anda İstanbul'un en güzel gazinolarından biri olan Büyük Maksim'de ass...

Cüneyt Arkın Gençlere Yön Veriyor

Birahaneleri, kahveleri dolduran gençlik artık spor salonlarına eskisine oranla daha çok gidiyor... Belki inanmayacaksınız ama bunda Cüneyt Arkın’ın yaptığı karate filmlerinin payı büyükmüş... Nasıl mı? Gelin Cüneyt Arkın ’ı dinleyelim ve “nasıl”ı, “neden”i hep birlikte öğrenelim... İçinde bulunduğumuz savaşlar dünyasında gençliğin geleceğinin, olumsuz yönde etkilendiği bir gerçek... Ülkemizde ise gençlik sorunlarına yeterince eğilinmediğinden onların nereye gittikleri, nasıl yetiştikleri akla bile getirilmiyor. Ve yarının umutları olan gençler, batıya özenmenin getirdiği davranışla birahaneleri, kahveleri dolduruyor, gençliğinin verimliliğini, yaratıcılığını insana hiç bir şey vermeyen bu gibi yerlerde harcıyor... Belki bugüne kadar çeşitli açık oturumlarda, konferanslarda, basın da gençliğin sorunlarına çözüm yolları konuşuldu, yazıldı ama uygulama safhasına hiç bir zaman geçilmedi... Her gördüğü şeyi yapmaya kalkışan ve her yeniliğe özenen bu gençler yukarıda da belirttiğimiz gi...

Muazzez Ersoy Yeni Aşka Yelken Açtı

ARTIK KARIN DOYURMAYA PARA YOK... Genç assolistler içinde tutulan bir isim olan Muazzez Ersoy, başlangıçtaki hiçbiryerde görünmeme prensibini bozdu. Adını skandale karıştırmadan sadece anlaşabileceği kişilerle beraber olan Muazzez Ersoy, şimdi de kendine yeni bir sevgili buldu... Tezcan Aşçı adındaki, lüks bir restoran sahibinin oğlu olan gençle çok iyi anlaştığını söyleyen Muazzez Ersoy, yeni sevgilisinden bir dakika olsun ayrılmıyor. Onu çoğu zaman sevgilisinin restoranında bulmak mümkün... İşi gereği restoranından ayrılmayan genç sevgilinin yanında olmak, Muazzez Ersoy için dünyalara bedel... Bu yüzden yakın dostları sanatçıya, ''Artık kamını doyurmaya para vermeyeceksin, yemek masrafından kurtuldun'' diye takılırlarken, Muazzez Ersoy'un dünya umurunda değil... Bir sanatını, birde sevgilisini düşünüyor... En çok düşündüğü olay ise genç sevgilinin asker oluşu ve bu yüzden beraberliklerinin sınırlanışı... Ama yine de vatan borcu deyip olurunla yetiniyor sanatçı...

Gülsün Kamu Yine Çıplak

SOYUNMAYA DEVAM — Sasafra Dalları'ndaki Rüzgar oyununda vücudunu cömertçe seyirciler teşhir eden Gülsün Kamu , Ankara Büyüle Meydan Sahnesi'nde oynamaya başladığı yeni oyununda da bol bol soyunuyor. Gülsün Kamu'nun soyunmaya devam ettiği yeni oyununun adı «Baykuşla Pisipisi». Oyunu Bili Manhoff yazmış. Yılmaz Gruda sahneye koymuş. Çetin Köroğlu, Gülsün Kamu ile başrolü paylaşıyor. Gülsün Kamu'nun ye onun gibi, şöhretini yerli filimlerle, skandallerle yapmış oyuncuların tiyatrolara çıkarılması ve onların soyunma numaraları üstüne dayanan oyunlar seçilmesi, her şeyden önce, bazı tiyatroların gişe endişesi içinde bu yola baş vurduğunu gösteriyor... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın) Tozlumagazin

Kadir İnanır Sokağa Çıkmadı

İnsanların, toplum tarafından tanınan, bilinen kişilere karşı zaafları, düşkünlükleri bir başka oluyor. Onları herkesten ayrı, erişilmez kişiler olarak görüyorlar. Ve bu sevgilerini, ilgilerini de ellerine geçen her fırsatta mümkün olduğunca kanıtlamaya çalışıyorlar... Kadir İnanır 'ın film çevirmek için gittiği Konya'da da bu durum değişmedi. Şerif Gören'in Burak Film adına çektiği ve Kadir İnanır'ın, başrolü sinemanın taçsız kraliçesi olarak ün kazanan Hülya Avşar 'la paylaştığı ''Gün Doğarken'' adlı filmin konusu gereği, bazı sahnelerin Konya'da çekilmesi gerekince, tüm film ekibi Konya'nın yolunu tuttu... Filmin konusu ise kısaca şöyle: Konya'nın zengin bir müteahhit! olan Davut (Kadir İnanır), oradaki bir genelevde çalışan Nalanla (Hülya Avşar) tanışır. Nalan'ın Davut a karşı olan aşırı ilgisi. İkisi arasındaki ilişkiler ve çevrenin buna karşı olan ters tepkisi, buna bağlı olan sürpriz olaylar... Ne var ki halkın sanatçılar...

Panter'in Yükselişi

Bazı insanlar doğuştan şanslıdır. Diğerleri ise büyük bir hırsla kendi şanslarını kendileri yaratırlar. 33 yaşındaki İngiliz vatandaşı Linzi Drew'de bu ikinci gruptan. Küçük bir devlet dairesinde sekreter olarak çalışırken bir gün hayatını değiştirmeye karar veriyor. Bütün dostlarının dikkatini çeken güzelliğini kullanma zamanı geldi diyen Linzi Drew, ünlü Penthouse Dergisi'nin kapısını çalıyor, “Çıplak fotoğraf çektirmeye hazırım” diyor. Linzi'nin Penthouse'daki çıplak resimlerinden sonra şansı iyice açılıyor. Fotomodellik, mankenlik derken bir yıl içinde kasasını iyice dolduran Linzi, bugün sadece erkeklere yönelik bir derginin patronu. İşyerine panter giysileriyle gelen patronlarından, tüm çalışanlar çok memnun. Onu hiçbir erkek patrona değişmeyeceklerini söylüyorlar... (diğer haberler için aşağıdaki linke tıklayın) Tozlumagazin

Sahnede Para Aşkta Karavana

Sezer Güvenirgil'in on parmağında on marifet olduğunu bilmeyen yoktur sanırız. Bugüne kadar ekrana blnblr yüzle çıkan Sezer Güvenirgil sıradan bir digl değil çünkü. Usta bir terzi, aşçı, mükemmel bir ev kadını güzel sanatlara meraklı amatör bir dekoratör, şarkıcı, şair... Kısaca yok yok sanatçıda... Ama gelin görün ki, özel yaşamında son derece şanssız. Aradığı mutluluğu bulamayan Güvenirgil sanatındaki başarılı çıkışlarına karşılık hala mutlu bir yuva kuramamanın hasretini çekiyor artık... Mutsuz bir evlilik sonrası sonucu olmayan aşklara pek inanmayan şarkıcı bu yüzden kendini sahne ve plak çalışmalarına vermiş hatta geçen yaz da İbrahim Tatlıses 'in teklifini kabul ederek sinemaya bile dönmüştü. Geçenlerde de şansını denemek için ilk kez ava çıkan Sezer Güvenirgil kılık kıyafeti ye de takımlarıyla kırk yıllık avcı gibiydi. O gün bir kuş avlayamadığı takdirde bir daha evlenemeyeceğine inanan Sezer Güvenirgil bir yandan gözünü yükseklerden ayırmaksızın bir yandan da yaş...

2. Babalık Davası

Perihan Savaş, Tatlıses’ten kopma mücadelesini verirken bir yandan da kızının geleceğini garanti altına alabilmek için çapkın türkücünün yakasını bırakmıyor. Tatlıses’in kızı Melek’i nüfusuma aldım diye yalan söylediğini ve bu yüzden babalık davası açacağını söyleyen Perihan Savaş adeta burnundan soluyor. “ Yeter artık! Bin bir kere kanerım... Yaptığı düpedüz terbiyesizlik. En son Bursa’ya gitmeden önce söz verdi. Dönüşünde kızın nüfus kâğıdını çıkartacaktı. Ama Bursa’dan döndü ve bir süre yine gönlünü eğlendirip Almanya turnesine çıktı. Şimdi de Almanya dönüşüne söz verdi. Ama onun nasıl söz verdiğini anladım. Artık mahkemeye verme zamanı geldi. Kızımın babasıdır dedim daha fazla rezil olmasını istemedim ama şimdi babalık davasından sonra her istediğimi yapmaya mecbur. Dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğim...” İbrahim Tatlıses’ten ayrıldığını açıkladıktan sonra film piyayasına nasıl dönüş yapacağını sormak üzere konuştuğumuz Perihan Savaş'ın söz çapkın türkücüye geldigi za...

En çok Soyunan Erkek Kuzey Vargın

Soyunma sahnelerinin kol gezdiği Türk filmlerinde sadece kadın oyuncular soyunup dökünecek değildiler ya.. Soyunan kadınların yanısıra erkekler de, çok geçerli olan bu kurala ister istemez inovun eğeceklerdi. İşte bu tür sahnelerin gedikli oyuncusu Kuzey Vargın . "Ölüm Yolcuları'' adlı filmde gene sovunuk olarak yatağa girecekti. Bu defaki yatak arkadaşı da Nuran Aksoy 'du. Aksoy da Türk sinemasının devamlı soyunan kadın oyuncularındandı. Arnavutköy’de. Sohban Koloğlu'nun plato olarak çalıştırdığı evde, çekimi yapılacak sahne için hazırlanıyordu... Ve bir süre sonra Nuran Aksoy yatağa girip, yorganın altında üzerindekileri birbir çıkardı. Bir kilotla kalmıştı ve çıplak göğüslerini de yorgana sarınarak gizlemeye çalışıyordu. Kuzey Vargın soyunmuştu bile... Bilindiği gibi göğüsü jilet izleriyle doluydu. Eski, uçarılıklarla dolu bir yaşantının hatıralarıydı bu izler. Ama artık uslanmıştı Kuzey Vargan. Bundan böyle yaşayışına dikkat edecek, bütün taşkınlıklarına bi...

John Derek Karısının Pozlarını Servis Etti

TÜRKÇE'DE bir söz vardır: «Yiğit namı ile anılır» derler... Bu söz en çok Amerikalı eski sinema oyuncusu John Derek'e ait olsa cerek. Şimdiye kadar evlendiği üç karısı da dünya sinemasının en ünlü çıplaklan... Tik karısı Ursula Andress 'i hepiniz tanırsınız... En güzel çıplak fotoğraftannı kocası çekip, dünya basınına dağıtmıştı. Ardından John Derek, Linda Evans’la evlendi. «Hanedan» dizisinin en cazip kadını ile... O da kocasına çıplak fotoğraflar çektirdi, sonra da ayrıldılar... John Derek boş durur mu? Bu defa da kuzeyli Bo ile evleniverdi... Ve onu da olağanüstü güzellikteki çıplak fotoğrafları ile dünyaya tanıtıverdi. Dünya sineması bir kez daha John Derek sayesinde bir çıplak güzel kazandı. Şu sıralarda Bo ile John Derek’in boşanacakları yolunda hiçbir dedikodu yok... Ama güzel ve çıplak kadın sıkıntısı çeken dünya sineması John Derek'ten yeni evlilikler ve yeni güzel çıplaklar bekliyor dersek, pek de yalan söylemiş olmayız... (diğer haberler için aşağıdaki link...

Sekse Düşkün Mine Soley Ramazanda Oruç Tuttu

Türk sinemasının en çok soyunan kadını Mine Soley , bu günlerde sahneyle, set arasında mekik dokuyordu. Bir aylık mecburi Ramazan istirahatından sonra tekrar ortaya çıkmış, kendini jet hızıyla sahneye ve film setine atmıştı. Mine Soley'i "Ölüm Emri" adlı filmin setinde bulduk. "Ölüm Emri"ni Yücel Uçanoğlu-Metin Film-Işık Toraman adına yönetiyordu. Filmin başrollerini Murat Soydan ve Esen Püsküllü oynuyordu. Ve Mine Soley'İn yanısıra oynıyan öteki oyuncular da Behçet Nacar, Ali Poyrazoğlu , Erden Alkan'dı. Son ikisi tiyatro oyuncularıydı. Mine Soley kamera karşısına çıkmak için sırasını bekliyor bu arada da makiyajını yapıyordu. Sahneyle film setleri arasında mekik dokuyan genç kadın: - ''Bir bilseniz ses alanında neler dönüyor. Bazı ses sanatçıları, sahneye geçen sinema oyuncularım nedense çekemiyorlar. Hanımefendiler bütün yeni şarkıları amborgoya almışlar,bize okutmak istemiyorlar, Eskimiş unutulmuş şarkılar da bize kalıyor. Ama ne ...

İtalyan Milletvekili Cicciolina Soyundu

İtalyan siyasal sahnesinin en büyük skandalı, kuşkusuz geçen dönem Radikal Parti'den milletvekili seçilen İlona Staller ya da sahnedeki ve porno filmlerindeki adıyla Cicciolina. Milletvekili olduktan sonra filmlerini ve skandallarını sürdürerek kendisini aday gösteren Radikal Parti'ye bile illallah dedirten Cicciolina son günlerde yine gündemde. Her iki yılda bir Venedik kentinde düzenlenen Venedik Bienali'nin, en beklenen olayının kahramanı yine Cicciolina. Bienale yeni “Andy Varhol” diye tanımlanan Amerikalı sanatçı Jeff Koons, tam dört eserle katı lıyor. Bu (fotoğraf - plastik sanatlar - resim karışığı) yapıtlarının baş modeli, Cicciolina. Peki ama ünlü porno yıldızı ne mi yapıyor? Sanatçının yapıtlarının hemen önünde çıplak bir erkek mankenle birlikte, en erotik durumlarda poz veriyor. Kendi partisi tarafından dışlanmış olmasına karşın Cicciolina hâlâ milletvekili. Bir saygıdeğer parlamento üyesinin bu şekilde pozlar vermesi ve bunların bir bienal çerçevesinde b...

Yeni Brigitte Bardot Beba Loncar

İki yıldır Yugoslavların, dünya sinemasındaki bütün seks kraliçeleri ile rahatça aşık atan bir bombalan var: Beba Loncar tam bir sanşın afet, baş döndürücü bir dişi. Onu kısaca şöyle tarif edebiliriz: Kadife kadar pürüzsüz ve süt gibi beyaz bir ten, dudaklarında gizli bir gülümseme, son derece ahenkli bir ses... Üstelik 23 yaşında olmasına rağmen, çevirdiği 30’a yakın filme bakıp, şöhretin zirvesine yaklaştığım rahatça söylemek mümkün. Aşağıda, onun iki ünlü Fransız artisti, Emmanuele Riva ve Laurent Terzieff ile çevirdiği ve dünyada büyük yankılan olan «Acı Meyvalar» (Soledad) adlı filmin prömiyerinden sonra kendisiyle yapılan bir görüşmeyi okuyacaksınız: - «Bize kendinizi kısaca tarif edebilir misiniz?» - «Yüzde yüz başanya ulaşmak için çok istekli, muhteris ve azimli bir kızım. Son derece iyi kalpli ve iyimser, mesleğinden, şerefinden başka bir düşüncesi olmayan bir insanım. İnanın bunlar gerçektir, kendimi methetmek için söyemiyorum.» - «Pekala, iyimserliğinizin sebepleri...

Sevda Ferdağ Bikinisiyle

Sevda Ferdağ 'ın Şişli'deki evindeyiz. Hava sıcak mı sıcak. Bırakın konuşmayı, nefes almak bile bir külfetmiş gibi geliyor insana. Hani temmuz, ağustos aylarında olsak, «Eh, malum sözdür. Ağaçtır kurur, insandır ölür, yazdır terletir,» deyip ağzımızı bile açmayacağız, ama mayıs başında bu sıcak neyin nesi? Kravatımı gevşetiyorum, mendilimle alnımda biriken terleri siliyorum. Tam o sırada oturduğu yerden kalkan Sevda iki elini yelpaze gibi sallayarak «oflaya puflaya» mutfağa gidiyor. İnsan ne tufah mahluk. İçerden gelen cam sesleri bir an için bile olsa, içimizi ferahlatıyor. O bunaltıcı sıcaktan kurtulmuş gibi hissediyoruz kendimizi... Biraz sonra Sevda içine iki iri buz parçası koyduğu bardağı önüme koyuyor. İçinde ne olduğunu merak bile etmeden buğulu bardağı elime alıp bir yudumda içiyorum. Ne yapsak, ne etsek nafile. İçtiğimiz iki dakika sonra ter olup dışarı fışkırıyor. Artık bon mi, Sevda mı yoksa foto muhabiri mi, orasını pek çıkartamıyacağım, ama içimizden biri «Çıksa...