Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sibel Egemen Evliliğe Tövbe Dedi

Sibel Egemen ’in parmaklarına dikkatle bakarsanız her gün derişik bir alyans görürsünüz. İlk anda onun çok erkekli bir yaşamı sürdürdüğünü sananlara bir uyarımız var. Sibel Egemen bir evlilik düşmanıdır. Ve de alyanslar onun için ilginç bir takıdır. Çünkü... Evillik artık gençlerin pembe ideali değil, bunalım yaratacak bir sorun oldu çıktı. Günümüzün gençliğine ''evlilik" lafını söylediğiniz zaman yüzü beş karış asılıyor. Neden mi? Her geçen gün artan hayat pahalılığından ve de yeni bir ev kurmanın getirdiği maddi, manevi ağır sorumluluklardan tabii... Oysa parası olan mutlu bir azınlık da var genç kuşak arasında. Ama onlar bile evliliğin "E"sini ağızlarına almak istemiyor. Çünkü flört etmek, nikah defterine imza atmakla kaybolduğu iddia edilen özgürlüğü doyasıya yaşamak daha cazip geliyor. Genç kuşağın şöhretli isimlerinden Sibel Egemen’de evlilik düşmanlığını basında kamuoyu yaratarak körükleyenlerin başında geliyor. Bugüne kadar bir denemenin dışında he...

Hatice, Çiçek Açtı

Televizyonda “ Üç İstanbul” dizisinin yankıları bitmeden yayına giren “Küçük Ağa” dizisi son yıllardaki bütün yerli yapımları unutturdu. Güçlü oyuncuların oluşturduğu zengin kadro, çekim ve yönetim yediden yetmişe herkesin hayranlığını toplarken dizide rol alan sanatçılar da dördüncü bölümün yayınlandığı şu günlerden itibaren parsayı toplamaya başladılar. Bir başka deyişle televizyonun sihirli değneği zaten şöhretli olan oyuncuların şöhretlerini daha bir parlattı. Fikret Hakan , Çetin Tekindor, Erol Taş , Kadir Savun , Yusuf Sezgin , Eşref Kolçak , Kenan Pars , Ahmet Mekin , Süleyman Turan , Rena Yurdakul, Turgut Özatay gibi Türk tiyatrosunun ve de sinemanın güçlü karakter oyuncuları sanatlarında zirveye çıkarken zirveyi arayanlara da büyük bir fırsat tanıdı TRT. Üstelik bu fırsatlar öyle dizinin başından sonuna kadar oynamakla değil şöyle bir görünmekle bile geçti genç yıldızların eline. İşte bunlardan biri de Yüzbaşı Nazım’ın sevgilisi Hatice rolünü oynayan Bahar Öztan. Kameralar...

Barış Baba Nefes Açıyor

Ne zamandır Barış Manço ’nun sesi soluğu çıkmıyor değil mi? Ne bir konser, ne bir gazino ne de yeni plak çalışması gösteren Barış Manço’nun bu sessizliği aslında boşuna değil. Çünkü ikinci kez baba olmanın yaşattığı mutlulukla form tutuyor Barış Baba... Ne de olsa 40 yaşını geçti bir kere... Son olarak borçlu kaldığı bir organizatörün hatırı için Anadolu turnesine çıkacağını duymuştuk Barış Manço’nun. Turne kadrosunun yapılmasına ve yola çıkma tarihinin saptanmasına rağmen Barış Manço turneye çıkmadı. Üstelik gideceği şehirlerdeki salonların tutulmasına,biletlerin satışa çıkmasına rağmen turneye çıkmadı. Neden mi? Önce sağlık tabii ki... İki yıl önce çıktığı Anadolu turnesinin yarısında yüksek tansiyon krizi geçirerek hastaneye kaldırılan Barış Manço o günden bu güne kontrollü yaşam içine giriverdi. Her ne kadar Anadolu’ya gitmeyi sağlık açısından reddeden Barış Manço ayda bir kere Almanya’ya ve Belçika’ya gidip özel işlerini takip etti açna iş konser işi olunca değişiverdi. Çün...

Harika Avcı Yerli Dişi Canon'u Canlandıracak

Bir ''Conan" vardı... Hikayesi çizgi romanlara, daha sonra da filmlere konu olan... Onun arkasından hemen dişisini yarattılar Conan’ın... Bu dünyaca ünlü zenci şarkıcı Grace Jones’tu... Şimdi de Türkiye’de çevrilecek olan Dişi Conan için Harika Avcı hazırlıklarını sürdürüyor... Nasıl mı aldı bu rolü?.. Nasıl olacak tatlı bir kazıkla... Bundan beş altı ay öncesine kadar sütun gibi bacakları, dolgun göğüsleri, kısaca tüm olarak iç gıcıklayan etine dolgun vücuduyla erkeklerin başını döndüren bir Harika Avcı vardı... Bu ve buna benzer tüm özellikleriyle Türk erkesine fazlasıyla hitap ediyordu Harika Avcı. İşte bu sıralarda zaten sanat dünyasında ilk büyük atılımını yapmış ve assolist olarak Maksim’de çalışmaya başlamıştı... Bu alımlı vücudu sadece hayranlarına hitap etmiyordu tabii Harika Avcı’nın... Film yapımcıları da peşinde koşmaya başlamıştı... Yine bu sıralarda Avcı’nın bir magazin gazetesinde çıkan resimleri Almanya’da yaşayan bir Türk filmcisinin de dikkatini...

Bindiğini Satıyor

Hülya Işıl nereden, neyi, nasıl kazanacağını gayet iyi biliyor. Serveti olarak oryantalinde de, yazdığı kitaplarda da seksiliğini kullanan sanatçı son olarak da bir galeriyle anlaşıp vitrin mankeni oldu. Hem kazandı hem de kazandırıyor... Hülya Işıl’ın gardırobunu açan birisi kendisini bir konfeksiyon mağazasına girmiş zannedebilir. Oysa bu giysiler ona ne kadar yakışırsa yakışsın, ne kadar değerli olursa olsun, o her zaman çıplaklıktan kazanıp, vücudunu sergileyerek yaşamını sürdürüyor. Evet, sahnelerde minik adımlarla ilerleyip, bel kıvırarak ortaya fırladığı zaman oryantaliyle bütün müşterilerin iştahını kabartırken kuşkusuz bu giysilerden tekine bile gerek duymuyor Hülya Işıl.. Zaten sansasyonu hâlâ dillerde dolaşan ve devamının geleceğini söylediği “Erkek Tavlama Sanatı” adındaki kitabında da giyimli kadından ziyade çıplaklığı, tahrik ediciliği dile getirmiş, her satırında kendinden örnekler vererek çıplak dişi olarak belleklere yerleşmeye çalışmıştı. Şimdiyse yine aynı ta...

Müdür Beyin Haline Bakın

Sayın Taşçıoğlu kasım ayının 9’unda Sezer Film adına bir filmin çekimine başlandı... Filmi götürecek olan kadın oyuncu seks yıldızı Ahu Tuğba 'ydı. Erkek oyuncular ise Salih Güney ’le Can Gürzap . Ve ''Yangın" isimli bu film kısa sürede tamamlandı. Herhalde ''Yangın''ın oyuncularını tanıyorsunuz... Hele hele içlerinden birini, hani haftalardır çeşitli eleştiri ve beğenilere hedef olan “Kartallar Yüksek Uçar’’ın Mustafa Karabulut’u Can Gürzap'ı çok iyi tanıyorsunuz. Çünkü yanda gördüğünüz filmden bir sahnede seks yıldızı Ahu Tuğba’yı bir masanın üstüne yatırarak, başını da onun göğüsleri arasına gömen bu adam sizin bir müdürünüz... Yani bakanlığınıza bağlı olan Devlet Tiyatrosu’nun İstanbul Müdürü Can Gürzap'tır... Yönetimi altındaki sanatçılara mevkii icabı hükmeden, dozunu kaçırdığı zaman yıllarını tiyatroya vermiş sanatçıların istifalarına neden olan, film çevirecek sanatçıların bu işi izin aylarında yapıp yapmadıklarına çok “dikkat"...

Adile Teyze İyi Olacak

Çocukların yılda bir kez çocukluğunu doyasıya yaşadığı 23 Nisan Bayramı’nda milyonlarca minik göz ekranda taparcasına sevdikleri bir büyüğünü aradı. Evet, Adile Teyze ’ydi bu sevilen büyük. İsviçre’de kanser tedavisi gören Adile Teyze kuzucuklarına yaşam müjdesini ŞEY aracılığı ile verdi... Bir 23 Nisan daha yaşandı. Çocukların gönlünce şenlendiği bir 23 Nisan. Minik yürekler coşku ile çarptı ama hemen hemen hepsinin gözü kendileri için özel programlarla renklenen ekranda birisini aradı. Bir yıl öncesine kadar her gece ekrandan sevgiyle, şefkatle seslenen bir büyük sanatçıyı. Evet, miniklerin dört gözle ekranda bekledikleri ama biraz buruk biraz kırık uyudukları 23 Nisan Pazartesi gecesi İsviçre'de kanser tedavisi gördüğü Cenevre’den konuştuk Adile Teyze ile. Sesi daha bir canlı daha bir neşeli çıkıyordu “Kuzucukların hep seni bekledi” deyince yüzünün asıldığını gördük. Sanki o anda yüreğinden bir şeyler koptu gitti. Bir anda yaşam savaşı verdiği illet hastalığını bile unutu...

Pervin Par Atıf Yılmaz Aşkı Neden Bitti?

GENÇ kadının saçları rüzgarda, ayakları sulardaydı. -«Erkekler mi?...» dedi. Ve, yüzünü buruşturdu. Bir an hareketsiz kaldı. Sonra acı acı güldü. Pervin Par eskimeye, ya da unutulmaya yüz tutmuş aşktan hatırlamak istemiyordu. Havuzun sularına gözlerini dikip, uzun uzun düşündü... Konuşup, konuşmamak arasında bocaladığı belliydi. Bir süre sonra söze başlıyan gene kendisi oldu. -«Erkeklere artık güvenim kalmadı. İnançlarımı son noktasına kadar harcadılar. Düşünün, beni harcıyanlar üstelik hep sevdiğim erkekler oldu. -«Hayatıma karışan erkeklerin yalnız üçü önem taşır. Bunlardan ilkini 13 yaşında tanıdım. Yirmi beş yaşlarında bir tüccardı. İlk aşkın getirdiği bir heyecanla sevişiyorduk. Derken nişanlandık. Sonra durum değişti. Beni başkalarıyle aldatmaya başlamıştı bile. Bunu hissediyor, fakat mutluluğumun akışını bozmamak için göz yumuyordum. Evlendik. Gene hiçbir şey değişmemişti. Kocam beni aldatmakta devam ediyordu. Buna rağmen seviyordum. Fakat bu durumda, beraber yaşam...

Ayten Alpman Yine Gitti

Ayten Alpman 4,5 ay önce yurda döndüğünde tekrar İsveç'e gideceğini söylemişti. Sözünü tuttu. Ancak son ana kadar kararsızdı. Hareketinden iki gün öncesinde hala «gideyim mi, yoksa gitmeyeyim mi?» ihtimalleri arasında bocalayıp duruyordu. Neticede ilk kararına uydu. Önce Ayten Alpman olarak tanınmıştı. Ayten Gençer olarak şöhretini devam ettirdi. Ancak evliliğinin yanısıra şöhreti de sarsıntı geçirdi. Kış sonunda yurda formda dönen Alpman gene formda olarak İsveç'e gitti. HER TELDEN — Ayten Alpman şarkı söyler, piyano çalar. Bugün dinleyici yalnız ses değil, artık hareket de istiyor. TAM yüz otuz beş gün önce İstanbul'un en büyük otelinde, daha önce beraber çalıştığı İsmet Sıral ve orkestrasını beraber dinlemiştik. İsveç'ten döneli bir hafta olmuştu. Birkaç gece kulübünden aldığı çalışma teklifinin sonucu, orkestra kurmak çabası içinde idi. -«Dün bütün gece aradığımız halde yalnız onu bulamadık,» diyordu Alpman. «O» Hırant Lusikyan idi. Neticede L...

Sevda Ferdağ Sereserpe

GÖKYÜZÜ pırıl pırıl, tatlı bir mavilik içindeydi. Sıcaklar da henüz yeni bastırmaya yüz tutmuştu. Sevda Ferdağ uzandığı kumlarda sırt üstü dönüp gözlerini kapadı. İçini çekerek: -«Çocukluğumu hatırladım,» dedi. «Kaç yaşımdaydım o sıralarda?... On dört mü, on beş miydi, pek bilemiyorum. Nerde kıyı, köşe, kumluk yerler, hep oralara koşardım. Sonrada çakıl taşlarını bütün gücümle denize fırlatır, suların üzerinde kaydırırdım. Kolum yoruluncaya kadar devam ederdi bu oyun. Yaşım büyüdükçe oyunlar değişti. Şimdi bütün oyuncaklarım filmcilerin bonoları oldu.» Sevda Ferdağ susup göz kapaklarını araladı. Gene gözlerinin üstünde pırıl pırıl bir gökyüzü... Koca deniz kıyısında Sevda'dan başka kimse yoktu. Böyle bir yalnızlığa ihtiyacı olduğunu da söylüyordu. Bir süredir, birkaç filmde üstüste çalışmış, yorulmuştu. Ara sıra, işi olmadığı zamanlar böyle kaçamaklar yapması, bir bakıma şart olmuştu. Eve kapanmakla da aradığı huzura kavuşmuş olmuyordu. Biraz canı müzik istese, radyonun...

Suzan Avcı Tövbekar Oldu

ÇOK ŞÜKÜR — Turnede ölümlerden kurtulup döndükten sonra Eyüp'te dua etti. Türk filmlerinin şöhretli vamp kadını Suzan Avcı 55 gün Anadolula dansözlük yaptıktan sonra «Tövbeler olsun, bir daha ancak filmlerde dansöz rolüne çıkarım, turneye çıkmam!» dedi. SUZAN Avcı, tövbe etti, bundan sonra ancak filmlerde dansöz rolüne çıkacak. Yoksa, sahici dansözlüğe elveda! Son yıllarda moda oldu. Şöhretli film yıldızları kamera karşısında çalışmayı bırakıyor, sahneye çıkıyor. «Sahne» dersek, tiyatro sahnesi değil tabii. Çalgılı gazinolardaki sahneler... Buraya artistleri çıkaran sebep: Peşin para... Film oyuncularına prodüktörlerin verdiği bonoların çoğu paraya çevrilmiyor. Çevrilse de asıl değerinden çok aşağıya geçiyor. Oysa dansözlük öyle mi? Çık sahneye, on beş dakika, bilemedin yarım saat dans et. Hem kendin eğlen, oyna, çalgıyla jimnastik yapar gibi bir çeşit spor yap, bol bol alkış topla, gir kulise. Hemen ayak üzeri «yövmiye» ni al, çık... Ama, bu İstanbul için, Ank...

Kirk Douglas'la Üç Gün Üç Gece

ELLERİN DİLİ - Ünlu aktör, yaptığı bütün konuşmalarında sözlerini manalı el hareketleriyle adeta takviye ediyordu. Sanatçı, halktan halka temasların milletlerarası ayrı cepheleri «birleştireceğine» inandığını ve bu yolda çalıştığını söylüyordu. Yüzü 30 elleri 70 yaşında olan aktör – Bir iyi niyet elçisi olarak gelen "Şampiyon", "Karakolda" ve "Spartakus" gibi filmlerin aktörü Kirk Douglas , İstanbul'da kaldığı şiire içinde Amerikan Haberler Merkezinin etrafına diktiği yamuk bir tahta perdenin içinde yaşamaya mecbur oldu. Aktörle yapılmak istenen iyi niyetli temas gayretleri hep "Basın Ataşemiz Mr. Miller'e danışın", "Kültür Ataşemiz Mr, Knight'la temas etseniz", "Ayşanım'a söylediniz mi? tarzındaki atlatmacalarla karşılandı. Aktör, Atina yoluyla Tel Aviv'e giderken İstanbul'da Türk'ten çok Amerikalı görmek zorunda kalmıştı. KOLEJLİ KIZLARIN ARASINDA — Kirk Douglas, Amerikan Kız Koleji...

Serpil Barlas Yakacak Can Arıyor

Yıllar önce bir gazetenin düzenlediği ''Altın Mikrofon'' yarışmasına katılıp dereceye girdiği zaman herkes gencecik kızın gözündeki hırsı görmüş ve anlamıştı. Bu yarışmayı sadece adını duyurmak için bir basamak olarak kullandığı her halinden belliydi. Çünkü o da annesi gibi ünlü bir sanatçı olmak, herşeyden önce binlerce kişinin sevgilisi olarak anılmak istiyordu. İşte bu kız o günlerin sevilen Türk sanat müziği solisti Aysel İpar'ın kızı. Serpil Barlas 'tı... TÜRKİYE'YE DÜNDÜ AÇILIVERDİ O günkü Serpil Barlas'tan bu günkü Serpil Barlas'a gelinceye kadar çok şeyler değişti. Plak dünyasında aradığını bulamayan genç şarkıcı, gazino sahnelerindeki baldır-bacak savaşına katılmakta buldu şöhretini koruyabilme çaresini... Bu sırada başından bir nişanlılık, bir evlilik ve flörtler geçti. Ama içlerinde adından çok söz edilmesini sağlayan medeni ilişkisi Amerikalı bir pilotla yaptığı sürpriz evlilik oldu. Çünkü bu gün bile gayesi anlaşılmayan bu evlil...

Malım Mülküm Size Feda Olsun

Ligi namağlup bitirerek şampiyon olan Malatyaspor'a yurdun dört bir tarafındaki Malatya'lılardan tebrik için telgraf, telefon ve hediyeler yağıyor. Anadan doğma Malatya'lı olan Dilber Ay’da bu sevinci yaşayanlardan, öyle ki Malatyaspor'lu futbolculara cömert davranarak bütün malını mülkünü ortaya koydu onlar için... Lig başlarında inançla çıkmışlardı sahaya... Şampiyon olup birinci lige çıkmaya yemin etmişlerdi... Ve bu inanç ve kenetlenme sonucu Malatyaspor’un gurur tablosu çıktı ortaya... Hem de Avrupa rekorlarını altüst ederek, hiç yenilmeden ikinci ligi tamamlayarak, kendilerini birinci lige taşıdılar. Şimdi Malatya’da olduğu kadar, tüm yurttaki Malatya’lılar arasında bayram var. Her Malatya’lı olanakları nisbetinde kulübü ve futbolcuları hediyelere boğarken, şampiyonluk şenliği bütün illerdeki taraftarlarca asılan dev bayraklarla kutlanıyor... Bu şenliğe katılanlardan biri de Malatya’lı seks yıldızı Dilber Ay... O da her Malatya’lı gibi takımlarının şa...

CHP'de Doğum Sancıları

«-Ortak düşman yenildiği zaman, geri planda bekleyen çelişkiler, ön plana çıkarlar.» Bir siyasal bilimci doçent, CHP içinde beliren son gruplaşmayı, böyle bir nedene bağladı geçtiğimiz hafta. AP ve egemen güçler yenilince (!), iktidar ortağı CHP'de grupsal ve kişisel ayrılıkların yüzeye çıkması doğaldı. Kaldı ki, bu parti içindeki hareket, Genel Başkan Ecevit'e karşı değil, Ecevit takımına karşıydı. Fakat bilindiği üzere bir lider, ancak kadrosuyla beraber düşünülebilirdi. Onun kadrosunu elinden aldığınız zaman, gücünü de almış olurdunuz. BANA, SOSYALİST DERLERSE, TEŞEKKÜR EDERİM Geçen parlamento döneminde ılımlı iklime sahip bir bölgemizden bağımsız milletvekili seçilen, ancak günümüzde hiç de ılımlı olmadığı yüzeye çıkan sabık bir parlamenterin çıkardığı bir siyasi dergi, ilginç önerilerde bulunuyordu. (Ömrünün belki de en büyük bölümünü, Anayasa'nın 141 ve 142. maddelerinin ilgası yolunda harcayan eski TİP Genel Başkanı Aybar'a da sayfa ayrılmıştı bu derg...