Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mücevher Ayağa Düştü

Kadınların pahalı süsü mücevherin bugüne kadar takılmadığı yer kalmamıştı. Ama son olarak Paris'te yaygınlaşan modayı Türkiye'de ilk kez Fehim Kundura lanse edince birbirinden pahalı taşlar şimdi de ayakkabılar süslemeye başladı. Fehim Kundura'nın Türkiye'ye getirdiği bu moda İstanbul sosyetesinin şık hanımları arasında büyük ilgi görürken, sanat dünyasından giyimine son derece düşkün olan Gülistan Okan 'da bu modanın hemen öncüsü oldu. “ Biz kadınlar süsümüze fazla düşkünüzdür. Hep dikkat çekmek isteriz. Zaten modada dikkat çektirici bir unsur değil mi? Birkaç arkadaşımda gördüm, üstelik onlar ayakkabılarını, çizmelerini sadece mücevherle değil pahalı kürk parçalarıyla da kaplatıyorlar, burada Fehim Kundura'nın mücevherli ayakkabı yaptığını duyunca koşup geldim. Biraz pahalı ama gerçekten çok şık. Artık bu ayakkabıları giydikten sonra ilk önce ayaklarıma bakılacak...” diyen Gülistan Okan doğru söylüyordu... Böyle servet değerindeki ayakkabıyı giydikten sonr...

Sibel Can'dan Görülmemiş Veda

Sibel Can , «1987'de dansözlüğü bırakıp sahneye çıkacağım. Çok 7 büyük bir gazinoda üstleneceğim assolistlikle herkes benim sesime de hayran kalacak. Ancak tek bir arzum var. O da yılbaşında ilk ve son kez televizyonda göbek atmak» dedi. Sahnelerin çiçeği burnunda dansözü Sibel Can yeni yıla yeni atılımlarla gireceğini belirterek, «1987 benim için bambaşka bir yıl olacak. Zorlu bir sınav vereceğim ve dansözlüğü bırakıp sahneye çıkacağım» dedi. Uzun süredir bu konuda gizli çalışmalar içinde bulunduğunu belirten Sibel Can, dansözlükten sonra şarkıcılıkta da bir numara olduğunu ispat edeceğini söyledi. «Çok iddialıyım» 1987 yılında dansözlüğü bırakarak tamamen şarkıcılığa ağırlık vereceğini belirten genç sanatçı, sesine çok güvendiğini söyleyerek, «İnsanları etkilemeyi bili yorum. Vücudumdan ve danslarımdan sonra sesime de hayran kalacaklar» diye konuştu. Bu konuda son derece iddialı olduğunu belirten Sibel Can, şarkıcılığa çok büyük bir gazinoda assolist olarak başlayacağ...

Dayaklık Kadınlar!

Geçtiğimiz cumartesi gecesi "Tövbekar" adlı filminde aktörlüğünün ''Toy" zamanında izlediğiniz Kadir İnanır o filminin İran'a pazarlanması için İranlı sanatçı Poori Banari ile oynamayı kabul etmişti. 8 yıl önce çekilen ve vasatın üstüne çıkmayan filmde kabadayıyı canlandıran ama sevdiği kadın uğruna kavgayı bırakan Kadir İnanır’la bugünkü aktör arasında adeta uçurumlar var. Çünkü çevresindeki kadınların adını lanetlercesine anıyor. Ve bu kadınlar yüzünden dişi varlıkları adeta birer düşman gibi görerek onları yeri geldiğinde "Dövmenin'' yeri geldiğinde "Sövmenin'' gerektiğini iddia ediyor söyleşilerinde. İşte böylesine “Kadın Düşmanı” olduğunu gizlemeyen Kadir İnanır aslında koyu bir feminist. Ama onu dişi varlıklara karşı soğutanların da hepsi ünlü film yıldızı. Geçtiğimiz yıla kadar film çevirdiği yıldızların iyi yanlarından çok, kötü ve dayanılmaz yanlarından yakınan Kadir İnanır kendisine göre "Dayaklık'' ünlü k...

Ahu Tuğba Beş Parasız Kaldı

Milyonlar içinde yüzen bir kadındı Ahu Tuğba ... Bir eli yağda, bir eli balda... Bunda biraz da zengin sevgililerin rolü vardı ama yine de devamlı film çevirip sahneye çıkan sanatçı bol para kazanıyordu... Ancak bu düzen bir anda bozuldu... Ahu Tuğba'nın başına gelen felaket güzel sanatçıyı sahnelerden çektiği gibi hayatını da düzene sokmasına neden oldu... Ve dolayısıyla parasızlık geldi... Güzel sanatçı şimdi, ancak zar zor taksitlerini ödeyebiliyordu. Geçen zaman bunu da yok edince Ahu Tuğba kırk yıl düşünse aklına getiremeyeceği bir sonla yüzyüze geldi... Kelimenin tam manasıyla beş parasız kalmış, iflas etmişti. Eski bol paralı günlerini özler olmuştu... Ve kararını verdi... Para kazanacaktı... İşte milyonların sevgilisi olan bir yıldızın yaşadığı melodram. Peşinden koşan gazinocular, film prodüktörleri ve milyonları ayakları altına seren zengin sevgililer var ama Ahu Tuğba parasızlıktan yakınıyor. Bir yılı aşkın süredir gazino sahnelerine çıkmayan güzel yıldız şimdi...

Pasaj Müzeyyen'lendi

Müzeyyen Senar demek neşe, espri demektir... Gittiği yeri şenlendirir hareket getirir, coşku getirir... Çiçek Pasajı'nda da öyle oldu... Entellektüel Cavit'in yeri bayram havası yaşadı bayram gelmeden... Çünkü Müzeyyen Senar gelmişti... Herşey herkes sustu, sadece Müzeyyen şakıdı ve kendisine gösterilen sevgi selinin içinde hayatının en anlamlı gecelerinden birini daha yaşadı...Şenlendi, şenlendirdi, coştu, coşturdu... Kadehler burada dert oldu... Sıkıntılar, üzüntüler burada meze yapıldı... Şu masada altını kürekle tartanlar otururdu... Şu masada bir duble rakı parasıyla bayramı bayramdan önce yaşayanlar.. Koca bir tarih geçti bu yıkıntının tahta masalarından... En zengininden en yoksuluna, en ünlüsünden en sıradanına yüzler, binler aktı şişelerden akan içkiler gibi... Burada daha çok dert içildi, acı, keder, üzüntü içlidi... Ama neşe de yaşandı burada... Sazlar çalındı, şarkılar söylendi... Cümbüşle coşuldu, darbukayla göbek atıldı, akordeonla el çırpıldı.. Hele bu alemi...

Neron Beni Tanısaydı Roma'yı Yakmazdı

Gerçekten âlem kadın Romalı Perihan ... Daha doğrusu ilginç fikirler öne sürmekte usta... Şimdi kalktı tarih sayfalarına gömülmüş koskoca Neron’u bizim sayfalara getirdi. Ve Neron devrinde yaşamadığına da üzülüyor. Neden mi? Neden olacak Neron’un deliliğini önlermişte ondan... Gazino piyasasında at koşturanlar sayesinde her geçen gün neler öğrenmiyoruz ki neler... Tabii bu durum zaman zaman bizim komplekse girmemize neden de oluyor... Bir kere, sesi olmadan sadece et sergileyip adını assoliste çıkaran hatunlar yok mu, öyle laflar ediyorlar ki kanımıza dokunuyor, cahilliğimiz ortaya çıkıyor... Mesela bir Perihan var... Romalı namıyla anılan... Biraz Roma’da kaldığı için yıllardan beri bu lakabın gölgesinde yaşayan... Onu birazcık yakından tanıyanlar her şeye meraklı olduğunu bilirler... Bilmediği bir şeyi öğrenmek için elinden gelen her şeyi yapar... Güzel bir hareket değil mi? Şarkıcı biraz da kültürlü olmalı... Romalı Perihan’ın bu öğrenme merakı yüzünden koskoca Neron, tarih sa...

Karmen Yoğun Bakımda

Aylardan beri kulaktan kulağa dolaşan ve birçok söylentilere uzun süre çalkalanan Egemen Bostancı’nın hazırladığı “Karmen”in başoyuncusu Nükhet Duru , müzikalin başlamasına az bir zaman kalan şu günlerde oldukça yoğun hazırlıklara girdi, çalışmalarını hızlandırdı. Dört dörtlük bir olay olması için de bir sporcunun önemli bir maça hazırlanması gibi hazırlanıyor Nükhet Duru Karmen’e.. Kolay değil, yepyeni ve oldukça iddialı bir müzikale hazırlanmak. Hele hele bir de bu müzikal, aylardan beri ağızlara sakız olmuş, Nükhet Duru ve Seyyal Taner gibi iki ünlü ismi birbirine düşürecek kadar hafızalarda yer etmişse hazırlanmak daha bir itina ve dikkat istiyor. Gerekli reklamların, duyuruların hazırlanması bir yana müzikalin başoyuncusunun çok daha özen göstermesi gerekiyor bu olaya. Nükhet Duru da öyle yapıyor zaten. Şu sıralarda sanatçıyı bulabilene aşkolsun, öylesine sıkı bir çalışmaya, öylesine sıkı hazırlıklara girdi ki Nükhet Duru, bir dakika boş zaman bulamıyor adeta. Çünkü “Ka...

Evliliğe Tam Yol İleri

Nazan Şoray cephesinde büyük bir sessizlik var. Ama özel yaşamındaki değişimi herkes farkediyor. Evine daha bağlanan bir yıldız olan şarkıcı gazino sahnelerine koyduğu yasağı daha bir süre kaldırmayı düşünmezken dinlencenin verdiği huzuru ve güzelliği Avrupa şıklığı ile yansıtıyor, onu mevsimin en gözde modası bahriyeli giysileriyle görenler ise Nazan Şoray’ı dört kelime ile anlatıyor... Nazan Şoray için sıkıntılı, üzüntülü günler geride kaldı artık. Biricik varlığı annesini yitirmenin acısını kalbine gömerek yaşamın gerektirdiği mücadeleyi sürdüren Nazan Şoray yeni plağının daha geniş kitlelere yayılabilmesi için harcadığı çabanın karşılığını gördü. Üstelik henüz denetim görmemiş şarkılarını televizyondan duyurmadan. Sadece “ Hal Hal ” şarkısıyla bir “Hoş Sada” bırakmayacağını söyleyen güzel şarkıcının bu arada gazino sahnelerine koyduğu tavır da hayli dikkat çekiyor. Çalışmamak için gazino yöneticilerinden astronomik yevmiyeler isteyen Nazan Şoray’a gecede 400.000 lira tekli...

Müjde'ye İlan-ı Aşk

ŞİİR GÖZLÜM Bu nasıl dünya şiir gözlüm İşe gidiyorum, işim yok Eve dönüyorum, evim yok Anladımki şiir gözlüm. Benim senden başka gidecek bir yerim yok. Ne yapsam, ne etsem, nereye gitsem yolumu değiştiremiyorum Ya seni bağrıma basacağım Ya da şu sahipsiz bedenimi İlk gördüğüm ağaca asacağım. Kimlik kartımdan adımı silmişler Senin adını yazmışlar Bu iş sende bitecek, şiir gözlüm Sende bitecek Daha ötesi yok... Yok... Ahmet Selçuk İlkan ' ın yeni piyasaya çıkan “Şiir Gözlüm” isimli plağı ve kasetinde üç yıldır gizli ve tek taraflı bir aşkın öyküsü yatıyor. İsterseniz gelin hep birlikte bu öyküyü dinleyelim... Evet, yukarıdaki dizeler yaşanmış değil, hep yaşayacak ve hiçbir zaman unutulmayacak, hayal filizleriyle süslü, yalnız ve yalnızca tek taraflı bir aşkın çaresizliği... Çok seven bir insanın sevgilisinden uzakta geçirdiği günlerin ve dünyanın anlamsızlığını vurgulayan bu satırlarda, birçok aşk şarkılarının yaratıcısı, romantik şa...

Bir Alev Yeniden Parladı

Güzel bir Türk filmine hasret olan televizyon izleyicisi geçen hafta gösterilen “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı yerinden kalkmadan izledi. Hemen ertesi günü büyük beğeni kazanan filmin tekrarı ve teşekkür için TRT’ye başvuranlar, diğer yandan da dört yıldır bir araya gelmeyen Türkan Şoray ve Kadir İnanır ’ın yeniden böyle kaliteli film çevirmelerini istiyorlardı... Yaptığı programlarla, gösterdiği 30-40 yıllık filmlerle hele hele yerli film özlemi çeken izleyiciyi çileden çıkartacak derecede eski ve kötü yerli filmleri ekrana getirmesiyle yine aynı izleyiciyi neredeyse beyaz camı kırdıracak hale sokan TRT televizyonu, geçen hafta ise Türk filmiyle ekran başındakileri mestetti. Yapılan güzelliği her zaman takdir etmiş olan ekranseverler, kızdıkları, küfrettikleri TRT’ye telgrafla, mektupla, telefonla teşekkürlerini bildirdiler, memnuniyetlerini dile getirdiler. Çünkü Türkan Şoray - Kadir İnanır ve Ahmet Mekin üçlüsünün yarattıkları, yurt içi festivallerde ve Taşkent Festivali’nde biri...

15 Şarkıya 15 Gün Bedava Tatil

Akıllı olmak başka türlü bir Allah vergisi ama aklını kullanmak insanoğlunun sahip olabileceği bir yetenek... İşte bu yeteneğe ender sahip olan insanlardan biri, güzel sesi ve yakışıklılığı ile şöhret olan Neco da aklını sadece müzik çalışmalannda değil özel yaşamında da kullanarak keyif içinde bir yaşam sürdürüyor... Yaz geldi bir tatil kavgasıdır başladı gidiyor... Parası olan olmayan içindeki tatil özlemiyle öylesine plan programlar yapıyor ki gerçekleşemeyecek hayal bile insanoğlunu bir anlık da olsa mutlu kılıyor. Turizm şirketleri zar zor geçinen halkı düşünerek taksitli geziler düzenlerken, bu arada Neco gibi beş kuruş harcamadan tatil yapanlar da var. Nasıl olur demeyin. Eğer Neco gibi sadece yakışıklılığıyla, güzel sesiyle geçinmeyip Allah’ın verdiği aklı ustaca kullanırsanız siz de bedava tatil yaparsınız. Evet, yazın başına kadar yorucu bir iş temposu içinde olan Neco Haziran ayının ilk haftasından itibaren kendini adeta tatillere adadı. İki kızını İstanbul’da aile bü...

Ben Günün Kadınıyım

BANU ALKAN ''Ben Günün Kadınıyım'' Son haftalarda Yeşilçam’da “Günün Kadını”nı ilan etmek için büyük bir çaba sarfediliyor. Gerçek film yıldızlarından daha çok şarkıcıların "Günün Kadını" sıfatına sahip olabilmek için verdikleri mücadele, oluşturdukları kulis birbirinden ilginç iddiaların, itirafların ortaya çıkmasına sebep oluyor. Türk hafif müziğinin süperstarı Ajda Pekkan ’a yapılan film teklifine "Bu Günün Kadını” adı yakıştırılması piyasayı daha da kızıştırırken son yılların gözde sarışın yıldızı Banu Alkan her zamanki kendine güveni ve hırsıyla ortaya çıkıp "Hodri Meydan" deyiverdi. Gelen film teklifleri ve film başına aldığı ücretle, yapılan sahne ve reklam filmleri teklifleriyle şu anda bütün starlardan daha üstte olduğunu iddia eden Banu Alkan sözlerini şöyle sürdürüyordu: “ Kimse inkar edemez, özellikle Yeşilçam’da kimin “Günün Kadını” olduğunu sorabilirsiniz. Benden başkasının "Günün Kadını'' adıyla film çevirm...

Bir Bahar Sarhoşu

Müzikal, sinema filmi, video filmi çalışmaları derken tüm bir yılı büyük bir yorgunluk içinde geçiren Necla Nazır , dinlenebilmek için kendine yemyeşil kırları, bayırları seçiyor. Çocuklar gibi neşe içinde hoplayıp, zıplayan jimnastik yapan Nazır, “Bu şekilde bütün yorgunluğumu, bir saatte üzerimden atıyorum” diyor... Yaklaşık son bir yıldır yoğun bir çalışma içindeydi Necla Nazır... Gazino sahnelerinden sonra ilk kez halkın karşısına çıkacağı önemli bir müzikal teklifi vardı önünde.. Evet, ''Şen Sazın Bülbülleri'' müzikali için birçok ünlü şarkıcı düşünülmüş, fakat sonunda Erol Evgin ’le başrolü paylaşacak kadın sanatçı olarak şarkıcılık birikimi henüz çok az olan Necla Nazır seçilmişti. Elbette ki müzikal için sadece ses, şarkı yeterli gelmiyordu, bir de oyunculuk yeteneği gerekiyordu. Tüm bunları gözönüne alarak ''Şen Sazın Bülbülleri"nde oynamaya karar veren Nazır, daha ilk gecesinde ilk denemesi olmasına karşın büyük beğeni toplamıştı. Ama bu arada...

Sadri Alışık'ın Başına Gelenler

POLİSE DERT ANLATIYOR — Kabataş araba vapuru iskelesinde trafik polisinin gözü, 1957 modeli Chevrolet'nin direksiyonundaki sakallı, delik şapkalı şahsa hemen takılmıştı. Koştu ve onu yakaladı. İşin aksiliği, Sadri Alışık filmde giyeceği kostümleri sırtına geçirirken, otomobil ile ilgili bütün evrakı evinde unutmuştu. Polisten kurtulana kadar epey dil döktü. HILTON'UN BAHÇESİNDE İstanbul'un bu lüks oteline girenler, aynı yolda ilerliyen «garip tipi» görünce, ona ters ters bakıyorlardı. Geç kaldığı sete yetişebilmek için makiyajını evde yapıp acele ile sokağa fırlamıştı. O gün bu Turist Ömer kıyafeti yüzünden Sadri Alışık'ın başına gelmiyen kalmadı. Kabataş iskelesinde otomobil hırsızı diye yakalanma tehlikesi geçirmişti, hemen sonra Hilton'un barından ve Divan'ın pastahanesinden « Serseri» zannı ile kovulacak oldu... SADRİ Alışık o gün «Turist Ömer» filmini çevirmek için evinde makiyajını yapmış, arkası delik fötrünü giymiş, buruşuk pantolonu...

- 12 Derecede Aşk

Bir video şirketi hesabına çevirdikleri filmin kar sahnelerini Uludağ’da çeken Cüneyt Arkın ile Necla Nazır bu arada kış boyunca özledikleri tatili yaşadılar. Şen Sazın Bülbülleri Müzikali, gazino ve film çalışmalarını bir arada yürüterek oldukça hareketli bir kış geçiren Necla Nazır Uludağ'da uzatmalı aşkı Ferdi Tayfur 'la birlikte tatil yaparken çocuklar gibi şendi. Cüneyt Arkın gibi usta bir sinema oyuncusuyla video filmi olmasına rağmen çalışmaktan büyük mutluluk duyan Necla Nazır’ın içi içine sığmıyordu kısaca... Bir haftaya yakın Uludağ’da kalan Necla Nazır İstanbul’a dönüşünde yine sahne maratonuna başlayacak... Çünkü bu kez Şen Sazın Bülbülleri müzikali İstanbul’un Kadıköy yakasında oynayacak. Ferdi Tayfur’da Londra konserlerine gideceğinden birlikte son kez tatil yaşayabilen iki sevgili gönüllerince tatil yaptılar Uludağ'da. Necla Nazır -12 derecede Cüneyt Arkın’la rol gereği aşk yaşarken kamera gerisinde de gerçek aşkını yaşadı kar cennetinde... Aralık, ...

Hülya Avşar Telefonda

Aydoğan Kısacık... -Hülya hanım, bir kızımız oldu. Ona bir isim söyler misiniz? -“Benim ismimin tersi olan Aylüh." Dr. Faruk Abit... -İyi günler efendim. Ben estetik cerrahıyım. Acaba siz hiç estetik oldunuz mu? -“Hayır ama olacağım. Film setinde karnımda fünye patlamıştı. Dikiş izleri için gideceğim.” Aysel Şimşek... -En çok sevdiğiniz şarkı nedir? -“Bir Sevgi İstiyorum...” Gülten Korkmaz... -İlerisi için neler düşündüğünüzü öğrenebilirmiyim? -“Yapmak istediğim daha çok toplumsal filmler.” Erdinç Ülüş... -Siz olaylı bir yarışma sonucu büyük bir sükse ile beyaz perdeye geçtiniz. Daha önce yarışmanın kurallarını bilmiyor muydunuz? -“Maalesef biliyordum. Yarışmaya son anda katıldığım için form bile doldurmaya fırsat bulamadım.” -Böyle bir durum olmadan kazansaydınız, şimdiki sükseyi yapabilir miydiniz? -“Hiç zannetmiyorum.” Cüneyt Ertür... -Hülya hanım. İngiliz bir kızla evlilik yapıyorum. Ailem ve ben onu Müslüman yapacağız ama isim bulamıyoru...